Önceki Ayet Sonraki Ayet  
56. Sûre Vâkı’a/65

 لَوْ نَشَاء لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

  Lev neşâu le cealnâhu hutâmen fe zaltum tefekkehûn(tefekkehûne).

Kelime Karşılaştırma
lev : şâyet, eğer
neşâu : biz dileriz
le : elbette, mutlaka
cealnâ-hu : onu kıldık, yaptık
hutâmen : ot kırıntısı, kuru ot
fe zaltum tefekkehûne : o zaman siz faydalanamazdınız, şaşırıp kalırdınız
Meal Yazanlar
Ayet Mealleri

 Diyanet İşleri = Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

 Abdulbaki Gölpınarlı = Dilersek elbette onu kurutup çer çöp haline getirirdik de şaşırır kalır, nâdim olur dururdunuz.

 Abdullah Parlıyan = Çünkü dileseydik, onu olgunlaşmadan kuru bir çöpe döndürürdük ve siz hayret ve dehşet içinde kalırdınız.

 Adem Uğur = Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

 Ahmed Hulusi = Eğer dileseydik onu elbette kuru - cansız bitki kılardık da, şaşar kalırdınız!

 Ahmet Tekin = Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, onu kuru bir çöp haline getirirdik. Şaşırır, hayret eder dururdunuz!

 Ahmet Varol = Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık siz de şaşırıp kalırdınız.

 Ali Bulaç = Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

 Ali Fikri Yavuz = Dileseydik o ekini çörçöp haline getirirdik de şöyle gevelerdiniz:

 Ali Ünal = Eğer dilemiş olsaydık, o tohum(dan çıkan bitkiyi, ağacı) kupkuru odun parçaları haline getirirdik de, pişmanlık içinde donar kalırdınız.

 Bayraktar Bayraklı = (63-67) Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. “Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık” derdiniz.

 Bekir Sadak = (65-67) Dilersek Biz onu cercop yapariz, sasar kalirsiniz da soyle dersiniz: «Dogrusu borc altina girdik, hatta yoksun kaldik".

 Celal Yıldırım = istesek onu çer-çöp yapardık da siz de şaşırıp kalırdınız..

 Cemal Külünkoğlu = (65-67) Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde (şöyle) geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız (emeklerimiz boşa gitti). Hatta büsbütün yoksun bırakıldık!”

 Diyanet İşleri (eski) = (65-67) Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; 'Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık'.

 Diyanet Vakfi = Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

 Edip Yüksel = Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Dilesek onları elbette bir çöpe çevirirdik de ağzınızda şöyle geveler dururdunuz:

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.

 Gültekin Onan = Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

 Harun Yıldırım = Dileseydik onu gerçekten bir ot kırıntısı kılardık da, siz hayret ederdiniz!

 Hasan Basri Çantay = Eğer dileseydik muhakkak ki onu (tohumsuz) bir ot kırıntısı yapardık da siz de şaşakalırdınız.

 Hayrat Neşriyat = Dileseydik onu elbette kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

 İbni Kesir = Dilersek Biz, onu çörçöp yaparız da şaşar kalırsınız.

 Kadri Çelik = Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık da böylelikle şaşar kalırdınız.

 Muhammed Esed = (Çünkü,) dileseydik, onu kuru bir çöpe döndürürdük ve siz hayret (ve dehşet) içinde kalırdınız:

 Mustafa İslamoğlu = Eğer dileseydik, onu çürüyüp un ufak olmuş bir ahşap kalıntısına çevirirdik de, şaşakalır (ve derdiniz ki):

 Ömer Nasuhi Bilmen = Eğer dilese idik onu elbette bir ot kırıntısı yapardık. Artık siz, şaşırır dururdunuz.

 Ömer Öngüt = Eğer isteseydik onu (o ekini tohumsuz) bir ot kırıntısı yapardık da siz şaşakalırdınız.

 Şaban Piriş = Dilersek, onu çör çöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

 Sadık Türkmen = Dileseydik onu kupkuru bir çöp yapardık, siz de şaşırıp kalırdınız:

 Seyyid Kutub = Eğer isteseydik o ekinlerinizi ot kırıntılarına dönüştürürdük de şaşakalırdınız.

 Suat Yıldırım = Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

 Süleyman Ateş = Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz:

 Tefhim-ul Kuran = Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

 Ümit Şimşek = Dileseydik onu kupkuru çöp yapardık da geveler dururdunuz:

 Yaşar Nuri Öztürk = Dileseydik, onu kuru bir çöp haline getirirdik de başlardınız şu şekilde gevelemeye:

 İskender Ali Mihr = Eğer Biz dileseydik, elbette onu kuru ot kılardık (yapardık). O zaman siz şaşırıp kalırdınız.

 İlyas Yorulmaz = Biz dilersek, o yetiştirdiklerimizi kupkuru bir ot haline getiririz ve sizde şaşıp kalırsınız da.