Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Diyanet İşleri = Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O'nu da, İshak'ı da uğurlu kıldık, ama onların soylarından iyi işler yapanlar da çıkacak, varoluş gayesi dışına çıkan da olacaktır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Abdullah Parlıyan = O'nu da, İshak'ı da uğurlu kıldık, ama onların soylarından iyi işler yapanlar da çıkacak, varoluş gayesi dışına çıkan da olacaktır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Adem Uğur = Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ahmed Hulusi = Onun üzerine de İshak'ın üzerine de bereket lütfettik. . . O ikisinin neslinden muhsin de var, kendi nefsine apaçık zulmeden de var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ahmet Tekin = Ona da, İshak'a da bereketler verdik. Onların soylarından iyilik eden de var, kendine açıkça haksızlık eden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ahmet Varol = Ona da, İshak'a da bereketler verdik. Onların soylarından iyilik eden de var, kendine açıkça haksızlık eden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ali Bulaç = Hem İbrahîm’e, hem İshâk’a bereketler verdik. Her ikisinin soyundan mümin olan da var, nefsine açık zulmeden de var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ali Fikri Yavuz = Hem İbrahîm’e, hem İshâk’a bereketler verdik. Her ikisinin soyundan mümin olan da var, nefsine açık zulmeden de var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ali Ünal = Onu ve İshâk ailesini mübarek kıldık. O ikisinin soyundan iyi iş yapanlar da, kendilerine açıkça zulmedenler de vardır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Bayraktar Bayraklı = Kendisini ve Ishak'i mubarek kildik; ikisinin soyunda iyi olan da vardir, aciktan aciga kendisine yazik eden de vardir. *

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Bekir Sadak = Kendisini ve Ishak'i mubarek kildik; ikisinin soyunda iyi olan da vardir, aciktan aciga kendisine yazik eden de vardir. *

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Celal Yıldırım = Onu da, İshâk'ı da mübarek kıldık (üzerlerine feyiz, bereket ve rahmet indirdik). İkisinin soyundan iyiler de vardır; kendine açıkça zulmeden de vardır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Cemal Külünkoğlu = Onu da, İshak'ı da mübarek kıldık (üzerlerine feyiz, bereket ve rahmet indirdik). İkisinin soyundan iyiler de vardır; kendine açıkça zulmedenler de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Diyanet İşleri (eski) = Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Diyanet Vakfi = (112-113) Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik. Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Edip Yüksel = Ona da İshak'a da lütufta bulunduk. Kuşkusuz, ikisinin de soyundan hem iyi davrananlar var, hem kendisine zulmedenler.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = onu ve İshak'ı kutsadık ama onların soyundan iyi işler yapan da çıkacak, kendisine açıkça zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = dahası onu ve İshak'ı mübarek kıldık: ama o ikisinin soyundan dürüst ve erdemli olan da var, kendisine açıkça zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ve onun üzerine ve İshak üzerine bereketler verdik ve ikisinin zürriyetinden muhsin olan da vardır ve nefsine apaçık zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Gültekin Onan = İbrahim'e de İshak'a da bereketler verdik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendisine açıktan açığa zulmedenler de olacak.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Harun Yıldırım = Onu da İshak’ı da bereketlendirdik. Onların soyundan iyiler de, kendilerine gerçekten zulmedenler de vardır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Hasan Basri Çantay = Ona ve İshak’a bereketler verdik. Onların neslinden iyi davranan da var, açıkça kendi benliğine zulmeden de var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Hayrat Neşriyat = Ona da, İshâk’a da bereket verdik. Her ikisinin neslinden iyilik eden de, nefsine apaçık zulmeden de bulunur.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 İbni Kesir = Kendisine de İshak’a da feyiz ve bereketler verdik. Onların neslinden gelenler arasında iyi davranan da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de!

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Kadri Çelik = Kendisine de, İshâk'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Muhammed Esed = onu ve İshak'ı kutsadık ama onların soyundan iyi işler yapan da çıkacak, kendisine açıkça zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Mustafa İslamoğlu = dahası onu ve İshak'ı mübarek kıldık: ama o ikisinin soyundan dürüst ve erdemli olan da var, kendisine açıkça zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onun üzerine ve İshak üzerine bereketler verdik ve ikisinin zürriyetinden muhsin olan da vardır ve nefsine apaçık zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ömer Öngüt = İbrahim'e de İshak'a da bereketler verdik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendisine açıktan açığa zulmedenler de olacak.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Şaban Piriş = Onu da İshak’ı da bereketlendirdik. Onların soyundan iyiler de, kendilerine gerçekten zulmedenler de vardır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Sadık Türkmen = Ona ve İshak’a bereketler verdik. Onların neslinden iyi davranan da var, açıkça kendi benliğine zulmeden de var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Seyyid Kutub = Kendisini ve İshak'ı kutlu ve bereketli kıldık. Her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, açıkça kendisine zulmeden de olacaktır.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Suat Yıldırım = Kendisine de İshak’a da feyiz ve bereketler verdik. Onların neslinden gelenler arasında iyi davranan da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de!

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Süleyman Ateş = Kendisine de, İshâk'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Tefhim-ul Kuran = Ona da, İshak'a da bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Ümit Şimşek = Onu da, İshak'ı da kutlu ve uğurlu kıldık. İkisinin neslinden de hem iyi kulluk edenler var, hem de kendisine açıkça zulmedenler.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ona da İshak'a da bereketler lütfettik. Onların zürriyetlerinden iyi düşünüp iyi davranan da var, öz benliğine açıkça zulmeden de var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 İskender Ali Mihr = Ve O’na (Hz. İbrâhîm’e) ve İshak’a bereket verdik (mübarek kıldık). Ve ikisinin zürriyetinden muhsin olan (da), nefsine apaçık zulmeden (de) var.

ve min zurriyyeti-himâ

  Sâffât / 113 -

 İlyas Yorulmaz = İbrahim ve İshak’a bereketler yağdırdık. Onların neslinden güzel davrananlar olduğu gibi, açıkça kendi nefislerine zulmedenler de oldu.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve andolsun ki biz, Nûh'u ve İbrâhim'i gönderdik ve soylarına da peygamberlik ve kitap verdik; derken onlardan doğru yolu bulanlar var ve çoğuysa buyruktan çıkmış olanlar.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Abdullah Parlıyan = Andolsun biz, Nuh'u ve İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik ve soylarına da peygamberlik ve kitap verdik. Derken onlardan doğru yolu bulanlar da var, ama pek çoğu da doğru yoldan çıkıp, azıp sapanlardan olmuşlardı.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Adem Uğur = Andolsun ki biz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik, peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır; içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki Nuh'u ve İbrahim'i irsâl ettik. . . Nübüvvet'i ve Kitabı (Hakikat ve Sünnetulah BİLGİsini) onların zürriyetleri içinde oluşturduk! Onlardan hakikate eren vardır. . . (Ama) onlardan çoğu inancı bozuk kişilerdir!

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Ahmet Tekin = Nûh’u ve İbrâhim’i de peygamber olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirip gönderdik. Peygamberliği ve kitabı da, onların nesilleri içinde devam ettirdik. Onlardan doğru yolu tercih edenler, doğru yolda sebat edenler vardı. Onların çoğu da doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden fâsıktı, âsi ve bozguncu idi.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Ahmet Varol = Andolsun biz Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik ve onların soylarına peygamberliği ve kitabı verdik. Onlardan doğru yolu bulan vardır. Onların çoğu ise yoldan çıkmış kimselerdir.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Ali Bulaç = Andolsun, Biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Ali Fikri Yavuz = Celâlim hakkı için, Nûh’u ve İbrâhîm’i (birer peygamber) gönderdik. Peygamberliği de, kitabı da onların nesillerine verdik. Öyle iken hidayeti, içlerinden bazısı kabul etmiştir; çokları da fâsıklardır.

zurriyyeti-himâ

  Hadîd / 26 -

 Ali Ünal = Nuh’u ve İbrahim’i de birer rasûl olarak gönderdik ve bu iki rasûlün soylarını peygambersiz ve Kitap’sız bırakmadık. Ama soylarından gelenler içinde bir kısmı hidayetle bütünleşmiş olsa da, çoğu büsbütün yoldan çıkmış olanlardır.