Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Diyanet İşleri = De ki: “Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Gerçek geldi ve boş şey gitti, ne bir daha zuhûr eder, ne de yeniden ve tekrar gelir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Abdullah Parlıyan = De ki: “Hak ve gerçek sistem, İslâm geldi. Bundan sonra batıl yani değersiz ve sahte olan sistemler ne yeni birşey getirebilir, ne de geçmiş gitmiş olanı geri döndürebilir.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Adem Uğur = De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Hak açığa çıktı! Bâtıl ne yeni bir şey oluşturabilir ne de eskiyi yeniden ileri sürebilir!"

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ahmet Tekin = 'Gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’ân, İslâm geldi. Artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya çıkarabilir, ne de eski bir şeyi geri getirebilir.' de.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ahmet Varol = De ki: 'Hak geldi, batıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.'

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ali Bulaç = De ki: "Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne geri getirebilir."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, yine o kâfirlere) de ki: “- Hak (din olan İslâm) geldi, bâtıl (şirk) kayboldu gitti ve geride dönmez.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ali Ünal = De ki: “Hak geldi ve bütün açıklığıyla kendisini ortaya koydu. Artık, (takipçileri canlı tutmaya çalışsa da) bâtılın yapacağı yeni bir şey olmadığı gibi, geçmişi geri getirebilecek de değildir.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Bayraktar Bayraklı = De ki: “Hak geldi, bâtıl artık ne bir şeyi ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Bekir Sadak = De ki: «Hak geldi; artik batil ne yeniden baslar, ne de geri gelir.»

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Celal Yıldırım = De ki: Hakk geldi; batıl ise ne (bir şey) başlatıp meydana getirebilir, ne de (onu) geri çevirebilir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Cemal Külünkoğlu = De ki: “Hak (din olan İslam ve Kur'an) geldi, artık bâtıl ortaya yeni bir şey çıkaramaz; eskiyi de geri getiremez.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Diyanet İşleri (eski) = De ki: 'Hak geldi; artık batıl ne yeniden başlar, ne de geri gelir.'

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Diyanet Vakfi = De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi başlatabilir ne de geri getirebilir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Edip Yüksel = De ki, 'Gerçek gelmiştir; batıl ise ne yeni bir şeyi başlatabilir, ne de tekrarlayabilir.'

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = De ki: hak geldi, bâtılın önü de kalmaz sonu da

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = De ki: «Hak geldi; artık batılın önü de kalmaz sonu da.»

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = De ki: «Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da.»

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Gültekin Onan = De ki: "Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne geri getirebilir."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Harun Yıldırım = De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Hasan Basri Çantay = De ki: «Hak geldi. Baatıl ne ibtidâen, ne de iâdeten (hiçbir şey yaratmıya) kaadir olamaz».

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Hayrat Neşriyat = De ki: 'Hak geldi; artık bâtıl ne (bir şeyi) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.'

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 İbni Kesir = De ki: Hak gelmiştir. Artık batıl, ne yeniden bir şey ortaya koyabilir, ne de geri getirebilir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Kadri Çelik = De ki: “Hak geldi; artık batıl ne bir şeyi başlatabilir ne de geri getirebilir.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Muhammed Esed = De ki: "Değişmez gerçek, şimdi (bütün açıklığıyla) ortaya çıkmıştır, (yalan ve sahte olan ise sönüp gitmeye mahkumdur), çünkü sahte ve yalan, ne yeni bir şey getirebilir, ne de (geçip gitmiş olanı) geri döndürebilir".

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Mustafa İslamoğlu = De ki: "Ebedi gerçek (gündeme) gelmiştir: artık sahte ve yalan ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de geçmişi geri getirebilir."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = De ki : «Hak geldi, bâtıl (ise bir şeyi) ne bidâyeten vücuda getirebilir ve ne de iade edebilir.»

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ömer Öngüt = De ki: "Hak gelmiştir. Artık bâtıl ne yeniden bir şey başlatabilir, ne de tekrar geri getirebilir. "

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Şaban Piriş = De ki: -Hak geldi. Batıl ne başlatır ne de yeniden yapar.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Sadık Türkmen = De ki; “Hak olan/gerçek geldi; artık bâtıl/yalan ne yeniden başlar ve ne de geri gelir.”

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Seyyid Kutub = De ki; «Hak geldi, artık batıl hiçbir tarafa doğru kımıldayamaz.»

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Suat Yıldırım = De ki: "İşte gerçek geldi, bütün açıklığıyla ortaya çıktı. Yalan ve sahte olan ise sönüp gitmeye mahkûmdur."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Süleyman Ateş = De ki: "Hak geldi, artık bâtıl ne bir şey ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir. (O tamamen yok olup gitmiştir)."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Tefhim-ul Kuran = De ki: «Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.»

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Ümit Şimşek = De ki: Hak geldi; artık bâtıl ne yeni birşey ortaya çıkarabilir, ne de gideni geri getirebilir.

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 Yaşar Nuri Öztürk = De ki: "Hak geldi, artık bâtıl ortaya yeni bir şey çıkaramaz; eskiyi de geri getiremez."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 İskender Ali Mihr = De ki: "Hak geldi, bâtıl (bir şey) zuhur ettiremez ve geri getiremez."

ve mâ yubdiû

  Sebe’ / 49 -

 İlyas Yorulmaz = Deki “Hak (gerçek doğrular) gelmiştir ve artık batıl ortaya çıkamaz ve geri de dönemez. ”

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrarlar.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki o, ilk defa var eder ve ölümden sonra gene de yaratır.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Abdullah Parlıyan = O'dur insanı yoktan var eden ve sonra yeniden hayata getiren.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Adem Uğur = Bilin ki O, (kâinat yokken) ilk olarak yaratan, (ölümden sonra tekrar hayatı) geri getirendir.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki "HÛ"dur, ibda (izhar) eden ve iade (tekrar izhar) eden!

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Ahmet Tekin = İlk yaratan, aralıksız yaratmaya devam eden ve ölümden sonra yeniden hayat veren yine O’dur.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Ahmet Varol = İlkin var eden, sonra yeniden dirilten O'dur.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Ali Bulaç = Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Ali Fikri Yavuz = Çünkü O, (mahlûkâtı yoktan var edib) yaratır ve, (sonra öldürüb tekrar) diriltir.

yubdiû

  Bürûc / 13 -

 Ali Ünal = O’dur başta yaratan ve yarattığını tekrar edip, (en son Âhiret’te) yeniden yaratacak olan.