Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Diyanet İşleri = Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve bunlar da bekliyorlar ancak o tek bağrışı ki vakti geldi miydi, gecikmesine, dönmesine imkân yok.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Ve o inkârcıları tek bir bela çığlığı beklemektedir, o bir an bile gecikmeyecektir.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Adem Uğur = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ahmed Hulusi = Bunlar sadece gecikmesi olmayan bir tek sayhayı (sesi - ölümü) beklemektedir.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ahmet Tekin = Onlar da, sadece şiddetli bir gürleme halinde âni tek bir darbeye bakıyor. Onun da gecikmesi sözkonusu değil.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ahmet Varol = Onlar geri dönüşü olmayan bir tek çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ali Bulaç = Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Bunlar (kavmin olan Kureyş) da ancak bir tek sayhaya (kıyametteki Sûr üfürülüşüne) bakıyorlar. Öyle ki, onun geri çevrilişi yok...

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ali Ünal = Şunlar da, kendilerine artık hiçbir süre tanımayacak tek bir patlamayı bekliyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Bayraktar Bayraklı = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Bekir Sadak = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir ciglik beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Celal Yıldırım = Bunlar da ancak bir tek haykırış beklerler ki (vakti gelip çatınca) ona bir gecikme yoktur.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Cemal Külünkoğlu = Ve bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Diyanet İşleri (eski) = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Diyanet Vakfi = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Edip Yüksel = Bunlar, onması olmayan bir tek patlama bekliyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Onlar da başka değil, bir tek sayhaya bakıyorlar öyle ki ona hık yok

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Onlar başka değil sadece bir tek sayhaya bakıyorlar. Öyle ki, ona hık yok!

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Gültekin Onan = Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Harun Yıldırım = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Hasan Basri Çantay = Bunlar da iki sağım aralığı kadar bile gecikmeyecek bir tek korkunç sesden başkasını gözetmiyor (lar).

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Hayrat Neşriyat = Bunlar da ancak tek bir sayhayı (sûra birinci üfürülüşü) bekliyor. (Ama) onun (bir hayvanın ikinci sağımı kadar bile) gecikmesi yoktur.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 İbni Kesir = Bunlar, bir tek çığlık beklemektedirler ki, onun bir an bile gecikmesi yoktur.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Kadri Çelik = Bunlar da (geldiğinde) bir anlık mühleti bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Muhammed Esed = Ve onları, (şimdi hakikati inkar edenleri,) tek bir (bela) çığlığı beklemektedir. O, bir an bile gecikmeyecektir.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve şu berikiler var ya; işte bunları bir tek bela çığlığı beklemektedir: ilave bir nefes bile alamazlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bunlar da kendisi için bir deve sağılacağı kadar bile geç kalmayacak bir tek sayhadan başkasını beklemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ömer Öngüt = Bunlar bir anlık gecikmesi dahi olmayan korkunç bir sesten başkasını beklemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Şaban Piriş = Bir an bile gecikmesi olmayan tek bir korkunç sesten başka bir şey beklemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Sadık Türkmen = Bunlar da ancak tek bir çığlık bekliyorlar; bir an bile gecikmesi olmayan (bir tek çığlık!)

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Seyyid Kutub = Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Suat Yıldırım = Onların kabirlerden dirilmeleri sadece bir tek çağrıya bakar. Ses yayılır yayılmaz hemen kalkarlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Süleyman Ateş = Bunlar(ın işi) de sadece geri dönmesi olmayan bir na'raya bakıyor.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Tefhim-ul Kuran = Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Ümit Şimşek = Bunların beklediği de birtek sesten ibarettir ki, vakti eriştiğinde bir an bile gecikmeksizin geliverir.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bunların beklediği de sadece, en küçük bir gecikmesi olmayan o müthiş titreşimli tek sestir.

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 İskender Ali Mihr = Ve bunlar, kendileri için başka (hiç)bir fırsatın olmayacağı, tek bir sayhadan (çok şiddetli ses dalgasından) başka bir şey beklemiyorlar (gözlemiyorlar).

ve mâ yenzuru

  Sâd / 15 -

 İlyas Yorulmaz = Onlar başlarına gelecek olan, yalnızca bir (yüksek frekanslı bir sesi) belayı bekliyorlar.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Diyanet İşleri = Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkârcının, “Keşke toprak olaydım!” diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kâfir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki; Biz sizi yakındaki bir azaba karşı uyarmaktayız. O gün herkes ellerinin önden gönderdiğine bakacak. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden ise, büyük bir pişmanlık içinde, “Ah ne olurdu ben hesabı görülüp cezasını hakeden insan değil de, keşke toprak olaydım” diyecek.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Adem Uğur = Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Ahmed Hulusi = Doğrusu biz sizi yakın bir azap (ölüm) ile uyardık! O gün kişi, ellerinin (kendine) ne takdim ettiğine bakar; hakikat bilgisini inkâr eden de şöyle der "Keşke toprak olsaydım!"

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Ahmet Tekin = Biz, yakında başınıza gelecek bir azap ile sizi uyardık. Kişinin, ilerisi için neler hazırlayıp, takdim ettiğini kontrol edeceği, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirin: 'Ah ne olaydı, toprak olaydım' diyeceği gün, bu azap sizin başınıza gelecek.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Ahmet Varol = Doğrusu biz sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve inkâr eden: 'Keşke ben toprak olsaydım!' der.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Ali Bulaç = Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Ali Fikri Yavuz = Çünkü biz, size, (ahirette olacak) yakın bir azabı haber verdik. O gün kişi, ellerinin kazanıp öne (ahirete) gönderdiği amellere bakacak ve kâfir şöyle diyecektir: “- Ah ne olurdu, ben bir toprak olaydım!...”

yenzuru

  Nebe’ / 40 -

 Ali Ünal = Gerçek şu ki, sizi gelmesi yakın bir azapla uyarmış bulunuyoruz. O gün kişi, (bu yeni hayatı için dünyadan) bizzat kendi elleriyle ne hazırlayıp gönderdiğine bakar ve kâfir, “Ah ne olurdu, (şuurlu, sorumlu bir varlık olacağıma) keşke toprak olaydım!” der.