Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Diyanet İşleri = İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İşte orada, inananlar, bir sınanmaya uğratılmıştı ve adamakıllı da sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Abdullah Parlıyan = İşte orada inananlar, sınanmış ve adamakıllı sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Adem Uğur = İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ahmed Hulusi = İşte orada iman edenler imtihan edilmiş ve şiddetli bir şekilde sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ahmet Tekin = İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve ciddi şekilde, maddî manevî sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ahmet Varol = İşte burada mü'minler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ali Bulaç = İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte burada müminler imtihan olunmuş ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ali Ünal = İşte böyle, mü’minler (bu çetin şartlarla) denendiler ve sarsıldıkça sarsılıp, şiddetle silkelendiler.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Bayraktar Bayraklı = İşte orada, müminler imtihandan geçirilmişler ve şiddetle sarsılmışlardır.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Bekir Sadak = Iste orada, inananlar denenmis ve cok siddetli sarsintiya ugratilmislardi.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Celal Yıldırım = İşte orada mü'minler çetin bir deneme geçirmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğradıkça uğramışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Cemal Külünkoğlu = İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Diyanet İşleri (eski) = İşte orada, inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Diyanet Vakfi = İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Edip Yüksel = İnananlar orada denenmiş ve şiddetle sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İşte burada mü'minler imtihan olunmuş ve şiddetli bir surette sarsılmışlar da sarsılmışlardı

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte burada mü'minler imtihan edilmiş ve şiddetli bir surette sarsılmışlar da sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İşte burada müminler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Gültekin Onan = İşte orada, inançlılar sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Harun Yıldırım = İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Hasan Basri Çantay = İşte orada mü'minler imtihaana uğratılmışdı. Şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Hayrat Neşriyat = İşte orada mü’minler imtihân edilmiş ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 İbni Kesir = İşte orada mü'minler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Kadri Çelik = İşte orada, iman edenler denemeden geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Muhammed Esed = (İşte) orada ve o anda müminler sınandı ve şiddetli bir şok ile sarsıldılar.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Mustafa İslamoğlu = İşte o anda ve orada mü'minler sınanmışlar, şok bir sarsıntıyla sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = İşte orada mü'minler imtihana tutulmuşlardı ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ömer Öngüt = İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Şaban Piriş = İşte orada müminler denenmiş ve şiddetli bir sarsıntı geçirmişlerdi.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Sadık Türkmen = Işte orada müminler açığa çıkarıldılar ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Seyyid Kutub = İşte orada mü'minler denenmiş, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Suat Yıldırım = İşte orada müminler çetin bir imtihana tâbi tutulmuş, şiddetle silkelenmiş ve kuvvetli bir şekilde sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Süleyman Ateş = İşte orada mü'minler denenmiş, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Tefhim-ul Kuran = İşte orada, iman edenler, denemeden geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Ümit Şimşek = Mü'minler orada, şiddetli bir sarsıntıya tutulmuş halde sınanıyorlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İşte orada müminler belaya uğratılarak imtihan edilmişler ve şiddetli bir zelzeleyle sarsılmışlardı.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 İskender Ali Mihr = Orada mü’minler imtihan edildiler. Şiddetli sarsıntı ile sarsıldılar.

ve zulzilû

  Ahzâb / 11 -

 İlyas Yorulmaz = (Allah’ın size yardımını geciktirmesi) Gerçek inananların şiddetli bir sarsıntı ile sarsılarak imtihan edilmesi içindir.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Diyanet İşleri = Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yoksa sizden öncekilerin örnek olan, ibret veren halleri, başınıza gelmeden cennete giriveririz mi sandınız? Onlar yoksulluklara uğradılar, zararlara düştüler, çetin sıkıntılara çattılar. Öylesine sürçtüler, öylesine kaydılar, sarsıldılar ki peygamber ve onunla berâber bulunan iman ehli bile, Allah yardımı ne vakit dediler. Bilin ki şüphe yok, Allah'ın yardımı yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Abdullah Parlıyan = Ey mü'minler! Yoksa siz, sizden önce gelip geçen mü'minler gibi sıkıntı çekmeden cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onların başına öyle ezici sıkıntılar ve kımıldatmaz darlıklar geldi ki ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda peygamber ve onunla birlikte inananlar: “Allah ne zaman yardım edecek?” diye feryad etmişlerdi. Gözünüzü açın, Allah'ın yardımı daima yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Adem Uğur = (Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Ahmed Hulusi = Yoksa siz, sizden öncekilerin başlarına gelen mesel olmuş sıkıntılarının sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle sıkıntı, belâ gelip çattı, sarsıldılar ki, Rasûlleri ve yanındaki iman edenler "Allâh'ın yardımı ne zaman gelecek" dediler. Haberiniz olsun ki Allâh nusreti yakındır!

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Ahmet Tekin = Yoksa siz, sizden önce geçip giden milletlerin başlarına gelen sıkıntılar, sizin başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Geçmiş ümmetlerin başına nice sıkıntılar, çaresizlikler, yokluklar geldi. Mallarına ve canlarına zararlar dokundu. Peygamber ve beraberindeki mü’minler sarsıldılar, moralleri bozuldu:'Allah’ın va’dettiği yardım ne zaman gerçekleşecek?' demeye başlamışlardı. Bilesiniz ki, Allah’ın yardımını, va’dettiği zaferi gerçekleştirmesi yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Ahmet Varol = Yoksa siz, sizden önce geçenlerin başlarına gelenin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine darlık ve sıkıntı içerisine düştüler ki, peygamber ile yanındakiler 'Allah'ın yardımı acaba ne zaman?' diyecek kadar sarsıldılar. Bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Ali Bulaç = Sizden önce gelip geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Ali Fikri Yavuz = Yoksa siz ey müminler, kendinizden evvel geçenlerin halleri hiç başınıza gelmeden (hemen) cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zaruretler dokundu ve öylesine sarsıldılar ki, peygamber ve maiyetinde iman edenler: “- Allah’ın yardımı ne zaman olacak?” diyesiye kadar... Bilin ki Allah’ın yardımı muhakkak yakındır.

ve zulzilû

  Bakara / 214 -

 Ali Ünal = (Bu tarihî sürecin ortaya koyduğu gerçek dururken,) sizden önce geçenlerin başlarına gelenler sizin de başınıza gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle sıkıntı ve mihnetler, öyle çetin zaruretler dokundu ve öylesine sarsıldılar ki, başlarında bulunan rasûl ve beraberindeki iman edenler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek hale geldiler. Bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.