Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Diyanet İşleri = Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Fakat lûtfedip ihsân edince verdiği şeyde nekesliğe başlarlar, ahitlerinden dönerler, zâten onlar dinden dönmüş kişilerdir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat böyleleri, Allah cömertliğiyle kendilerine birşey verir vermez, hemen ona cimrice sarılır, ettikleri bütün yeminlerden inatla geri dönerler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Adem Uğur = Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ahmed Hulusi = Ne zaman ki onlara (Allâh) fazlından verdi; onunla cimrilik ettiler ve yüz çevirerek vaatlerinden döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ahmet Tekin = Allah onlara lütfundan verdiği zaman da cimrilik ettiler, malî mükellefiyetleri yerine getirmediler. İslâm’a karşı engelleme tedbirleri alarak sırtlarını dönüp güç ve iktidarlarını kullanarak halkı yönlendirmeye devam ettiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ahmet Varol = Ama Allah lütfundan kendilerine verince ondan cimrilik etti ve yüz çevirdiler. Onlar zaten dönektirler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ali Bulaç = Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ali Fikri Yavuz = Ne zamanki Allah, kereminden istediklerini verdi, cimrilik edip yüz çevirdiler. Zaten yan çizip duruyorlardı.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ali Ünal = Derken, Allah lütf u kereminden kendilerine bol bol verdi, fakat onlar cimrilikte bulundular ve kendilerinden zekât ve teberru istendiğinde aldırmadan yüz çevirip gittiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Bayraktar Bayraklı = Ne zaman ki Allah lütfundan onlara verdi, O'nun verdiğinde cimrilik ettiler ve yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Bekir Sadak = Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yuz cevirdiler. Zaten donektirler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Celal Yıldırım = Ne vakit ki, Allah onlara geniş nimetinden verdi, onunla cimrilik edip yüzçevirdiler; zaten onlar dönek kimselerdir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Cemal Külünkoğlu = Ne zaman ki Allah, lütuf ve kereminden onlara verdi, onlar da cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yüz çevirdiler. Zaten dönektirler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Diyanet Vakfi = Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Edip Yüksel = Fakat, onlara kendi lütfundan verince, cimrileştiler ve yüz çevirerek döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Vaktaki Allah fadlından istediklerini verdi, buhl edib yüz çevirdiler, ve zaten yan çizib duruyorlardı

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah kendilerine lütfundan istediklerini verince cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yuz cevirdiler. Zaten donektirler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Gültekin Onan = Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Harun Yıldırım = Ama O, kendilerine lütfundan ihsan edince de cimrilik edip yüz çevirerek gerisin geriye döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Hasan Basri Çantay = Allah, kendilerine fazl-ü inayetinden verince de onunla cimrilik edib (tâat-i ilâhiyyeye) arka çevirdiler. Onlar öyle dönekdirler!

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Hayrat Neşriyat = Fakat (Allah) fazlından onlara verince, onda cimrilik ettiler ve onlar (Allah’a itâatten) yüz çeviren kimseler olarak (sözlerinden) döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 İbni Kesir = Ama Allah onlara lütuf ve kereminden ihsan edince; cimrilik ettiler ve yüz çevirdiler. Onlar zaten dönektirler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Kadri Çelik = Allah onlara bol nimetinden verince cimrilik ettiler ve (Allah'ın emrine) sırt dönücüler olarak (sözlerinden) yüz çevirdiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Muhammed Esed = Fakat böyleleri, daha Allah cömertliğiyle kendilerine (bir şey) verir vermez, hemen ona hasisçe sarılır, (ettikleri bütün o yeminlerden) inatla geri dönerler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Mustafa İslamoğlu = Ama onlar, Allah kendilerine lutfundan bağışlar bağışlamaz onda cimrilik ederler ve (yeminlerinden) geri dönerler: zira onlar dönektirler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Vaktâ ki, Allah Teâlâ onlara fazlından ihsan buyurdu, onunla cimrilikte bulundular ve yüz çevirdiler. Ve zâten onlar yüz döndürür kimselerdir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ömer Öngüt = Allah onlara lütfundan verince, onda cimrilik edip yüz çevirdiler, sözlerinden döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Şaban Piriş = Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler. Zaten onlar dönektir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Sadık Türkmen = Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Seyyid Kutub = Fakat Allah onlara lütfundan bol mal verince, cimrice davranarak sırt çevirdiler, sözlerinden döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Suat Yıldırım = Fakat Allah lütfundan onlara servet verince cimrilik edip mallarının hakkını vermediler. Zaten onlar yan çizip duruyorlardı.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Süleyman Ateş = Ne zaman ki Allâh lutfundan onlara verdi, O'n(un verdiğin)e cimrilik ettiler ve yüz çevirerek (sözlerinden) döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Ümit Şimşek = Allah kendilerine lütfundan istediklerini verince cimrilik edip yüz çevirdiler ve zaten yan çizip duruyorlardı.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Lütfundan kendilerine verdiği zaman ise o lütfa cimrilik ederek yüz çevirmiş bir halde dönüp gittiler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 İskender Ali Mihr = Bundan sonra onlara (Allah), Kendi fazlından verince, onunla (verdiği şeyle) cimri oldular. Ve onlar, yüz çeviren kimseler olarak (ahdlerinden) döndüler.

ve tevellev

  Tevbe / 76 -

 İlyas Yorulmaz = Allah da onlara lütfundan verince, verdiklerine sıkı sıkı sarılıp cimrilik ettiler ve antlaşmaları arkalarına atıp yüz çevirdiler.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Diyanet İşleri = Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, “(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?” deyip de inkâr etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyıktır.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bu da, peygamberlerinin, apaçık delillerle onlara geldikleri halde onların, bir insan mı bize doğru yolu gösterecek deyip de kâfir olmalarından ve yüz çevirmelerindendir ve Allah da onlardan müstağnî olduğunu göstermiştir ve Allah, müstağnîdir ve hamde lâyık, odur.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Abdullah Parlıyan = Bu dünya ve ahiret azabına uğramaları; kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların “Bize bir insan mı doğru yolu gösterecek?” demeleri ve yüz çevirip inkâr etmelerindendir. Şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, Allah'ın hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktur, eksiksiz övgülere layıktır.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Adem Uğur = (O azabın sebebi) şu ki, onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi, fakat onlar: Bir beşer mi bizi doğru yola götürecekmiş? dediler, inkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, hamde lâyıktır.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Ahmed Hulusi = Buna şu sebep oldu: Onların Rasûlleri kendilerine apaçık deliller olarak gelirdi de: "Bir beşer mi bizi hakikate erdirecek?" derlerdi! Bu yüzden hakikat bilgisini inkâr ettiler ve yüz çevirdiler! Allâh (da onların imanından) müstağni oldu! Allâh Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Ahmet Tekin = Bu, Rasullerinin kendilerine açık seçik delillerle gelmeleri, onların da:'Bir insan mı, bize doğru yolu gösterecek.' diyerek, inkârda ısrar etmeleri ve imandan yüz çevirmeleri, güç ve iktidarlarını kullanarak, halkı istedikleri istikamette yönlendirmeleri sebebiyledir. Allah, kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığını onlara gösterdi. Allah zengindir, övgüye, şükre lâyıktır.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Ahmet Varol = Bu, peygamberleri onlara apaçık delillerle geldiğinde onların: 'Bir insan mı bizi doğru yola iletecek?' diyerek inkâr etmeleri ve arkalarını dönmeleri yüzündendir. Allah da hiçbir şeye ihtiyacının olmadığını gösterdi. Allah bir şeye ihtiyacı olmayan, hamde lâyık olandır.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Ali Bulaç = Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkâr edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Ali Fikri Yavuz = Çünkü, onlara peygamberleri mucizelerle geliyordu da onlar: “-Bizi bir insan mı yola getirecek? deyib inkâr etmişler ve yüz çevirmişlerdi. Allah da (değil onların imanına), hiç bir şeye muhtaç olmadığını gösterdi. Allah hiç bir şeye muhtaç değildir, hamd edilmeğe lâyıktır.

ve tevellev

  Teğâbun / 6 -

 Ali Ünal = Şundan ki, kendilerine gönderilen rasûller onlara apaçık delillerle, belgelerle geldiler, fakat onlar, “Bizim gibi ölümlü bir insan, bir beşer mi bize yol gösterecekmiş?!” dediler ve (o rasûlleri de, getirdikleri gerçeği de) inkâr edip, kendilerine yapılan çağrılara, ikazlara da hep arkalarını döndüler. Allah’ın onlara, (iman ve itaatlerine) bir ihtiyacı yoktu. Allah, Ğaniyy (mutlak servet sahibi, herhangi bir ihtiyaçtan ve halkın Kendisi’ne yönelip yönelmemesinden mutlak müstağni)dir; Hamîd (bilakis her varlık O’na muhtaç olup, O, hamd ve övgüye mutlak manâda lâyık olan)dır.