Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Diyanet İşleri = “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Rabbim, beni de onların yaptıkları işin azâbından kurtar, âilemi de.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Abdullah Parlıyan = Ve sonra şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Beni ve ailemi, bunların yapageldikleri kötülüklerin şerrinden kurtar.”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Adem Uğur = Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ahmed Hulusi = "Rabbim, beni ve ehlimi (bunların) yaptıklarından kurtar. "

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ahmet Tekin = 'Rabbim, beni, ailemi ve mü’minleri, onların işlemeye devam ettikleri kötülüklerin vebalinden kurtar.'

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ahmet Varol = Ey Rabbim! Beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar.'

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ali Bulaç = "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar."

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey Rabbim! Beni ve âilemi, bunların yapmakta oldukları kötülüğün azabından kurtar.”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ali Ünal = Ve nihayet şöyle münacatta bulundu: “Rabbim, şunların yaptıklarının sebep olacağı felâketten beni ve ailemi kurtar.”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Bayraktar Bayraklı = (168-169) Lût, “Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!” dedi.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Bekir Sadak = (168-16) 9 Lut: «Dogrusu yaptiginiza cok kizanlardanim. Rabbim! Beni ve ailemi bunlarin yapageldigi kotulukten kurtar» dedi.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Celal Yıldırım = Rabbim! Beni ve ailemi bunların işleyegeldiği (iğrençliğin günah ve azâb)ından kurtar, (diyerek duâ etti).

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Cemal Külünkoğlu = “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar!”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Diyanet İşleri (eski) = (168-169) Lut: 'Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar' dedi.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Diyanet Vakfi = Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Edip Yüksel = 'Rabbim, beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar.'

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Yâ rabb! Beni ve ehlimi bunların amellerinin şumundan halâs et

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan kurtar!

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar.»

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Gültekin Onan = "Rabbim, beni ve ehlimi (ailemi) bunların yaptıklarından kurtar."

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Harun Yıldırım = Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapa geldiklerinden (vebalinden) kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Hasan Basri Çantay = «Ey Rabbim, beni ve ehlimi onların yapageldikleri (bu kötülüğ) ün (azâb) ından kurtar».

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Hayrat Neşriyat = 'Rabbim! Beni ve âilemi, bunların yapmakta oldukları şeyden kurtar!' (dedi.)

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 İbni Kesir = Rabbım, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Kadri Çelik = “Rabbim, beni ve ailemi bunların yapmakta olduklarından kurtar!”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Muhammed Esed = (Ve sonra şöyle dua etti:) "Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yapageldikleri (kötülüklerden) kurtar!"

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Mustafa İslamoğlu = (Allah'a yönelerek): "Rabbim!" (dedi), "Beni ve ailemi bunların yaptıkların(ın belasın)dan kurtar!"

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Ya Rabbi! Beni ve ehlimi onların yapar oldukları şeylerden necâta erdir.»

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ömer Öngüt = “Rabbim! Beni ve âilemi, bunların yapageldikleri kötülüklerden kurtar!”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Şaban Piriş = Rabbim, beni ve yakınlarımı onların yaptıklarından kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Sadık Türkmen = ”rabbim! beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar.”

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Seyyid Kutub = Ya Rabbi, beni ve ailemi bunların sapık davranışlarının yaygın cezasından kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Suat Yıldırım = (168-169) "Ben" dedi, "Sizin yaptığınız bu işten nefret ediyorum. Beni ve bana tâbi olanları, onların yaptıkları kötülüğün cezasından ve onların her türlü şerrinden Sen kurtar ya Rabbi!"

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Süleyman Ateş = "Rabbim, beni ve âilemi bunların yaptıklarından kurtar!"

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Tefhim-ul Kuran = «Rabbim, beni ve ailemi bunların yapmakta olduklarından kurtar.»

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Ümit Şimşek = 'Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar!'

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından koru."

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 İskender Ali Mihr = Rabbim, beni ve ehlimi (ailemi ve bana tâbî olanları), onların yaptıklarından kurtar.

ve ehlî

  Şu’arâ / 169 -

 İlyas Yorulmaz = “Rabbim! Beni ve ehlimi yaptıkları çirkinliklerden kurtar” dedi.

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Diyanet İşleri = “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.”

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Artık siz, onu bırakıp dilediğinize kulluk edin. De ki: şüphe yok, ziyana düşenler, o kişilerdir ki kıyamet günü, kendilerini ve kendileriyle ilgisi olanları ziyana sokarlar; bilin ki budur apaçık ziyan.

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Abdullah Parlıyan = Siz de ey günahkarlar! Allah'ın dışında dilediğinize kulluk edin. De ki: Gerçekten zarar ve ziyana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini zarara sokanlardır. Dikkat edin, budur apaçık zarar ve ziyan.

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Adem Uğur = (Ey Allah'a eş koşanlar!): Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Ahmed Hulusi = "Siz de O'nun dûnunda dilediğinize tapının!" De ki: "Gerçek şudur ki; kıyamet sürecinde hüsranı yaşayacak olanlar, hem nefslerini (bilinçlerini/kendilerini) hem de ehillerini (o günkü eşi olan bedenini) hüsrana uğratacak şekilde yönlendirenlerin ta kendileridir! Dikkat edin! İşte o apaçık bir hüsranın ta kendisidir!"

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Ahmet Tekin = 'Ey Allah’a şirk koşanlar! Siz de Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, kendi iradeniz ve tercihinizle, O’nun dışında, yarattıklarından, dilediğinize tapın.' de.'Kıyamet günü, asıl hüsrana uğrayanlar, dünyada birbirlerini, kendilerini, ailelerini, vatandaşlarını, milletlerini hak yoldan uzaklaştırarak zarar ve ziyana sokan liderler, güç ve iktidar sahipleridir. Bilesiniz ki, işte kıyas kabul etmeyecek zarar budur.'

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Ahmet Varol = Artık O'ndan başka dilediğinize ibadet edin.' De ki: 'Gerçekte ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini de ailelerini de ziyana sokanlardır. İyi bilin ki, bu apaçık bir kayıptır.'

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Ali Bulaç = "Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir."

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Ali Fikri Yavuz = Artık siz de O’ndan başka dilediğinize tapın.” De ki: “- Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü hem kendilerini, hem de kendilerine bağlı olanları hüsrana düşürenlerdir.” İyi bilin ki, apaçık ziyan işte budur.

ve ehlî-him

  Zümer / 15 -

 Ali Ünal = “Size gelince, O’ndan başka neye ve kime dilerseniz ona kullukta bulunun.” De ki: “Asıl ziyan edip hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratacak olanlardır.” Bilin ki budur, budur apaçık hüsran.