Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Diyanet İşleri = Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O hâlde, ancak bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inanan kullarım, şüphe yok ki benim yeryüzüm geniştir, artık siz de yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Abdullah Parlıyan = Ey iman eden kullarım! Benim yarattığım yeryüzü alabildiğine geniştir. Sadece bana kulluk edin, yani bulunduğunuz memlekette, bana kulluk etme imkanınız olmazsa, rahatça kulluk edebileceğiniz bir memlekete göçün gidin ve orada bana kulluğunuzu sürdürerek ömür tüketin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Adem Uğur = Ey iman eden kullarım! Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ahmed Hulusi = Ey iman eden kullarım! Muhakkak ki Benim Arz'ım geniştir! (Beyin kapasitesi geniştir! Burada şunu fark etmek gerekir. Gerek beden ve gerekse beyin madde ve toprak asıllı yapısı ve katmanı itibarıyla "arz" kelimesiyle işaretlenirken; beyin faaliyetinin, nöronik hareketlerinin daha da deriniyle data açığa çıkışının anlatımı da "semâ" kelimesiyle tanımlanmıştır. "Semâlar" denilmesinin sebebi ise açığa çıkan data, bilgi - ilim kapsamı mertebeleridir kanaatimizce. Dolayısıyladır ki burada "arzım geniştir" işaretiyle beyin kapasitesinin olabildiğince yüksek düzeyde kullanılarak ilim elde edilmesi önerilmektedir. Zira ana konu toprakta yok olacak kapasiteler, nesneler değil ölümsüz yaşam itibarıyla gerekli kazanımlardır. ) Yalnız bana kulluk edin!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ahmet Tekin = Ey iman eden, beni ilâh tanıyan, candan müslümanlar olarak benim şeriatıma bağlanan, bana boyun eğen, saygılı kullarım. Şüphesiz benim arzım, benim ülkem, bana ait olan yeryüzü geniştir. Hicret ederek güç ve gönül birliği yapıp, hürriyetlerinize ve devletinize sahip çıkın. Baskılara boyun eğmeyin, yalnız bana kulluk ve ibadet edin, yalnızca benim şeriatına bağlanın, bana boyun eğin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ahmet Varol = Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim arzım geniştir. Artık yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ali Bulaç = Ey iman eden kullarım, şüphesiz benim arzım geniştir; artık yalnızca bana ibadet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey iman eden kullarım! (Eğer bir memlekette dininizi açığa vurup gereği üzere yürüyemiyor, ibadet edemiyorsanız, dininizin ahkâmını tatbik edebileceğiniz daha uygun bir memlekete hicret edin). Muhakkak ki benim arzım geniştir. O halde yalnız ve ancak bana ibadet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ali Ünal = Ey iman etmiş bulunan kullarım! (Eğer bulunduğunuz yerde dininizi yaşayamıyor, karşı koyamayacak şekilde başka din veya sistemlere teslimiyete zorlanıyorsanız,) Benim yeryüzüm yeterince geniştir, dolayısıyla yalnızca Bana ibadet edin!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Bayraktar Bayraklı = “Ey iman eden kullarım! Elbette benim yarattığı yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk ediniz!”

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Bekir Sadak = Ey inanmis kullarim! Benim yarattigim yeryuzu genistir. O halde guven icinde olacaginiz yere gidip yalniz Bana kulluk ediniz.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Celal Yıldırım = Ey imân eden kullarım! Elbette benim (size hazırladığım) yeryüzü geniştir ve ancak bana ibâdet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Cemal Külünkoğlu = Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde (Allah'ın istediği şekilde yaşamak için) güven içinde olacağınız yere gidip yalnız bana kulluk ediniz.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Diyanet İşleri (eski) = Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Diyanet Vakfi = Ey iman eden kullarım! Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Edip Yüksel = Ey inanan kullarım, toprağım geniştir, sadece bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ey benim iyman eden kullarım! Haberiniz olsun benim Arzım geniştir, o halde bana ıbadet edin o halde bana

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ey Benim iman eden kullarım! Haberiniz olsun ki, Benim arzım geniştir, o halde Bana ibadet edin o halde Bana!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Gültekin Onan = Ey inanan kullarım, kuşkusuz benim yeryüzüm geniştir; artık yalnızca bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Harun Yıldırım = Ey iman eden kullarım! Şüphesiz, benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Hasan Basri Çantay = Ey îman eden kullarım, şübhesiz ki benim arzım genişdir. O halde ancak bana ibâdet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Hayrat Neşriyat = Ey îmân eden kullarım! Şübhesiz ki benim arzım geniştir; öyle ise ancak bana kulluk edin!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 İbni Kesir = Ey iman etmiş olan kullarım; şüphesiz ki Benim yerim geniştir. O halde yalnız Bana ibadet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Kadri Çelik = Ey iman etmekte olan kullarım! Hiç şüphesiz benim arzım geniştir; artık yalnızca bana ibadet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Muhammed Esed = Ey imana ermiş olan kullarım! Benim arzım alabildiğine geniştir; o halde Bana, yalnız Bana kulluk edin!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Mustafa İslamoğlu = Siz ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki Benim arzım geniştir; o halde Bana, yalnız Bana kulluk edin!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ey imân eden kullarım! Şüphe yok ki, Benim arzım geniştir. Binaenaleyh Bana ibadet ediniz.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ömer Öngüt = Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız oraya gidip) yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Şaban Piriş = -Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir. Öyleyse yalnız bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Sadık Türkmen = Ey gerçeklere İNANAN kullarım! Şüphesiz yeryüzüm/arzım geniştir. (Bir işkence halinde hicret edebilir, yer değiştirebilirsiniz). O halde yalnız ve yalnız Bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Seyyid Kutub = Ey mü'min kullarım, benim yarattığım bu yeryüzü geniştir. O halde gerektiğinde yurt değiştirmeyi göze alarak sırf bana kulluk ediniz.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Suat Yıldırım = Ey iman eden kullarım! Benim sizi yerleştirdiğim dünyam geniştir.(Bir yerde dininizi uygulayamazsanız başka yere hicret edebilirsiniz.) Onun için yalnız Bana ibadet ediniz.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Süleyman Ateş = Ey inanan kullarım, benim arzım geniştir, bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Tefhim-ul Kuran = Ey iman etmekte olan kullarım, hiç şüphesiz benim arzım geniştir; artık yalnızca bana ibadet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Ümit Şimşek = Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir; ancak Bana kulluk edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Ey benim iman eden kullarım! Hiç kuşkusuz, benim yerkürem geniştir. O halde, yalnız bana kuluk/ibadet edin.

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 İskender Ali Mihr = Ey âmenû olan (Bana ulaşmayı dileyen) kullarım, muhakkak ki Benim arzım geniştir. Öyleyse yalnız Bana kul olun!

vâsiatun

  Ankebût / 56 -

 İlyas Yorulmaz = Ey İman eden kullarım! Benim yeryüzüm geniştir. Yalnızca bana kulluk edin.

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.”

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = De ki: Ey inanan kullarım, çekinin Rabbinizden; bu dünyâda iyilik eden kişileredir iyilik ve Allah'ın yeryüzü, geniştir; sabredenlerin mükâfatları, sayısız bir sûrette ödenir.

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Abdullah Parlıyan = De ki Allah şöyle buyuruyor: “Ey inanan kullarım! Yolunuzu yordamınızı Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın. Bu dünyada iyi şeyler için gayret edenleri, güzel bir son beklemektedir. Allah'ın arzı geniştir, öyleyse küfür diyarından iman yurduna göç edin. Hicret esnasında ve diğer tüm güçlüklere göğüs gerenlere mükafatları tartılmaksızın, ölçülmeksizin, hesapsızca bol bol verilir.

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Adem Uğur = (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Ahmed Hulusi = De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden (yaptığınız her şeyin sonucunu kesinlikle yaşatacağı için) korunun! Bu dünyada güzellikler, iyilik yapanlar (mümin - kâfir fark etmez) içindir. . . Allâh'ın arzı (Beyinin Esmâ özelliklerini açığa çıkarma kapasitesi) geniştir. . . Sadece sabredenlerde bunun karşılığı hesapsız açığa çıkarılır. "

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Ahmet Tekin = Rasulüm, müslümanlara:'Ey iman eden kullarım, Rabbinize sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan, müslüman idarecilere, askerî erkâna, müslümanlara, bu dünyada bir güzellik, bir ikrâm, devlet nimeti, her türlü nimet vardır. Allah’ın ülkesi, yeryüzü geniştir. Hürriyetlerinize sahip çıkın. Baskılara boyun eğmeyin. Hicret edip güç ve gönül birliği yaparak devletli yaşayın, özgürce Allah’a kulluk ve ibâdet edin. Ancak, sabrederek mücadeleye devam edenlere, tahammül gösterenlere, kararlı davrananlara da, hesapsız mükafat vardır.' diye benim adıma ilan et.

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Ahmet Varol = (Tarafımdan) şöyle söyle: 'Ey iman eden kullarım! Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenlere iyilik vardır. Allah'ın arzı (yeri) geniştir. Ancak sabredenlerin ecirleri hesapsızca ödenecektir.'

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Ali Bulaç = De ki: "Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir."

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm, tarafımdan şöyle) söyle: “- Ey iman eden kullarım! Allah’dan, (emirlerine sarılıb yasaklarından sakınmakla) korkun. Bu dünyada (Allah’a itaat ederek) güzel ve iyi iş yapanlara, (ahirette) güzel bir mükâfat (cennet) vardır. Allah’ın arazisi geniştir; (daraldığınız yerden başka memleketlere hicret edebilirsiniz). Ancak (Allah yolunda) sabredenlere mükâfatları hesabsız verilecektir.”

vâsiatun

  Zümer / 10 -

 Ali Ünal = (Ben’den naklen onlara) de ki: “Ey iman etmiş bulunan kullarım! Kalbiniz O’na karşı saygıyla dopdolu olarak, Rabbinize karşı gelmekten, dolayısıyla O’nun azabından sakının. Bu dünyada Allah’ın kendilerini gördüğünün şuuru içinde hep iyilik düşünen ve iyilik yapanların karşılığı mutlak iyiliktir. (Yalnızca O’na ibadet etme imkânına kavuşmak için) Allah’ın arzı geniştir. (Allah’a ibadet edebilme yolunda) her türlü sıkıntıya katlananlara mükâfatları hiç şüphesiz hesapsız bir tarzda ödenecektir.