Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Diyanet İşleri = Allah, “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” der.

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Siz değil miydiniz size âyetlerim okunurken onları yalanlayanlar?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Abdullah Parlıyan = Ve Allah onlara: Siz değil miydiniz, size ayetlerim okunurken, o ayetleri yalanlayanlar.

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Adem Uğur = Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ahmed Hulusi = "İşaretlerim size bildirilmedi mi? Ve siz onları yalanlamadınız mı?"

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ahmet Tekin = Size, âyetlerim, Kur’ânım, ilkelerim okunmuyor muydu? Okunduğu halde, siz onları yalanlıyordunuz.

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ahmet Varol = Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ali Bulaç = Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ali Fikri Yavuz = (Allah, o kâfirlere şöyle buyuracak): “-Size (dünyada) ayetlerim (Kur’an) okunurken, onları inkâr eden siz değilmi idiniz?”

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ali Ünal = “Âyetlerim size tebliğ edilirdi de, siz onları hep yalanlardınız değil mi?”

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Bayraktar Bayraklı = “Size âyetlerim okunurdu da, onları yalanlardınız, değil mi?”

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Bekir Sadak = Allah: «Ayetlerim size okunurken onlari yalanliyordunuz degil mi?» der.

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Celal Yıldırım = (Allah onlara): Âyetlerim size okunurdu da onları yalan sayardınız, değil mi ? (buyurur).

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Cemal Külünkoğlu = (Onlara şöyle denilir:) “Karşınızda ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz?”

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah: 'Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?' der.

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Diyanet Vakfi = Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Edip Yüksel = Ayetlerim size okunmuyor muydu ve siz de onları yalanlamıyor muydunuz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Değil mi idi âyetlerim size okunuyordu siz onları tekzib ediyordunuz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ayetlerimiz size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Gültekin Onan = Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Harun Yıldırım = Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Hasan Basri Çantay = (Onlara şöyle denilecek:) Karşınızda âyetlerim okunurken onları tekzîb eden siz değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Hayrat Neşriyat = (Allah onlara buyurur ki:) 'Âyetlerim size okunuyordu da (siz) onları yalanlıyordunuz değil mi?'

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 İbni Kesir = Ayetlerim size okunurken, onları yalanlayanlar siz değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Kadri Çelik = Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Muhammed Esed = (Ve Allah onlara:) "Mesajlarım size ulaştırılmamış mıydı ve siz de onları yalanlayıp durmamış mıydınız?" (diyecek).

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Mustafa İslamoğlu = (Allah diyecek ki): "Ayetlerim size okunmamış mıydı? Ama siz onları ısrarla yalanladınız!"

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Değil mi ki Benim âyetlerim size karşı tilâvet ediliyordu da siz onları tekzîp ediyordunuz.»

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ömer Öngüt = “Âyetlerim size okunurken, onları yalanlayan siz değil miydiniz?”

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Şaban Piriş = -Ayetlerim size okunmamış mıydı? Siz de onları yalanlamamış mıydınız?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Sadık Türkmen = (ve Allah onlara): “Ayetlerim size okunuyordu da, siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?” (diyecek).

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Seyyid Kutub = Ayetlerimiz size okunduğunda onları yalanlıyordunuz, öyle değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Suat Yıldırım = Allah Teâlâ onlara şöyle buyurur: "Âyetlerim size okunurdu da siz onları yalan sayardınız değil mi?"

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Süleyman Ateş = "Âyetlerim size okunurdu da siz onları yalanlardınız değil mi?"

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Tefhim-ul Kuran = Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Ümit Şimşek = Âyetlerim size okunurken siz onları yalanlıyordunuz, öyle değil mi?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Ayetlerim size okunmadı mı?" Ve siz onları yalanlamıyor muydunuz?"

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 İskender Ali Mihr = Âyetlerim size okunurken; onları tekzip edenler (yalanlayanlar), siz değil miydiniz?

tukezzibûne

  Mü’minûn / 105 -

 İlyas Yorulmaz = Size ayetlerim okunmamış mıydı? Sonra siz ayetlerimi yalanlamıştınız.

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Diyanet İşleri = “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve yalanlarsanız sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı ve Peygambere düşen iş, ancak apaçık tebliğden ibâret.

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Abdullah Parlıyan = Ve eğer beni yalanlarsanız bilin ki, başka toplumlar da sizden önce, Allah'ın peygamberlerini yalanladılar. Elçiye düşen, sadece kendisine emanet edilen mesajı, apaçık bir şekilde iletmektir.”

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Adem Uğur = Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Ahmed Hulusi = "Eğer yalanlarsanız, (bilin ki) sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. . . Rasûle düşen apaçık bir tebliğden başka değil. "

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Ahmet Tekin = Size tebliğ edilen vahyi yalanlıyorsanız eğer, unutmayın, sizden önceki birçok milletler de kendilerine yapılan dinî tebliği, rasullerini yalanlamışlardı. Peygambere düşen görev, yalnız açıkça tebliğdir.

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Ahmet Varol = 'Eğer yalanlarsanız; sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen ise sadece apaçık bir tebliğdir.'

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Ali Bulaç = "Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise, yalnızca açık bir tebliğdir."

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Kureyş topluluğu, beni) eğer tekzib ederseniz (bana zarar veremezsiniz, çünkü) sizden önceki ümmetler de peygamberlerini tekzib etmişlerdi. Peygambere düşen vazife ise, ancak açık bir tebliğdir.

tukezzibû

  Ankebût / 18 -

 Ali Ünal = (En inkârcılar!) Eğer siz (Rasûlümüzü) yalanlıyorsanız, sizden önceki pek çok topluluklar da rasûlleri yalanlamıştı. Ama Rasûl’e düşen, (Bizim Mesajımızı) bütün açıklığıyla ve gerektiği şekilde iletmektir, (sizi imana zorlamak değil).