Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Diyanet İşleri = “Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Diyecekler ki: Allah'ın. De ki: O halde ne diye hâlâ düşünüp anlamazsınız?

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Abdullah Parlıyan = Diyeceklerdir ki, Allah'ın. De ki: O halde ne diye hâlâ düşünüp anlamazsınız?

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Adem Uğur = Allah'a aittir diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ahmed Hulusi = "Allâh içindir", diyecekler! De ki: "Hâlâ düşünüp değerlendirmeyecek misiniz?"

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ahmet Tekin = 'Allah’ın' diyecekler.'Hâlâ Allah’ın birliğini, eşsizliğini, ortaksızlığını, yaratmaya ve diriltmeye kadir olduğunu, kendiliğinizden düşünmeyecek misiniz?' de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ahmet Varol = 'Allah'ındır' diyecekler. De ki: 'Peki öyleyse öğüt almıyor musunuz?'

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ali Bulaç = "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar diyecekler ki: “- Allah’ındır.“ Sen, de ki: “- O halde düşünüb Allah’ın kudretini anlamaz mısınız?”

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ali Ünal = Elbette, “Allah’ındır.” diyeceklerdir. “Öyleyse, neden düşünüp ders almıyorsunuz?” de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Bayraktar Bayraklı = “Allah'ındır” diyecekler. “Öyleyse düşünmüyor musunuz?” de!

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Bekir Sadak = «Allah'indir diyecekler, «Oyleyse ders almaz misiniz?» de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Celal Yıldırım = Allah'a aittir diyecekler. De ki: Artık iyice düşünmez misiniz ?

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Cemal Külünkoğlu = Diyecekler ki: “Allah'ın.” De ki: “O halde ne diye hâlâ düşünüp anlamazsınız?”

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Allah'ındır' diyecekler, 'Öyleyse ders almaz mısınız?' de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Diyanet Vakfi = «Allah'a aittir» diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Edip Yüksel = 'ALLAH'ın,' diyecekler. De ki, 'Düşünmez misiniz?'

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = «Allah'ın» diyecekler, «o halde düşünmez misiniz?» de!

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Allah'a aittir, diyecekler. De ki: «O halde düşünmez misiniz?

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Allah'a aittir» diyecekler. «Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?» de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Gültekin Onan = "Tanrı'nındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Harun Yıldırım = "Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Hasan Basri Çantay = «Allahındır» diyecekler. «O halde iyiden iyi düşünüb de ibret almaz mısınız siz? de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Hayrat Neşriyat = 'Allah’ındır!' diyeceklerdir. De ki: 'Hiç ibret almıyor musunuz?'

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 İbni Kesir = Allah'ındır, diyecekler. Öyleyse ibret almaz mısınız? de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Kadri Çelik = “Allah'ındır” diyecekler. De ki: “Yine de uyanıp kendinize gelmeyecek misiniz?”

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Muhammed Esed = "Allah'ın!" diye cevap vereceklerdir. De ki: "Peki, (Allah'ın birliğini, eşsiz, ortaksız olduğunu) kendiliğinizden hatırlamayacak mısınız artık?"

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Mustafa İslamoğlu = "Allah'a aittir" diyecekler. De ki: "O halde, hala (onurunuzu) hatırlamayacak mısınız?

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Elbette diyeceklerdir ki: «Allah'tır.» De ki: «O halde düşünmez misiniz?»

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ömer Öngüt = “Allah'a âittir. ” diyecekler. De ki: “Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?”

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Şaban Piriş = -Allah’a aittir, diyecekler. -Ee, peki düşünmez misiniz? de!

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Sadık Türkmen = “Allah’a aittir” diyecekler. De ki: “O halde, düşünüp ders almıyor musunuz?”

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Seyyid Kutub = Sana «Allah'ındır» diyecekler. De ki; «Siz kafanızı çalıştırmayacak mısınız?»

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Suat Yıldırım = Elbette: "Allah’ındır" diyeceklerdir. Öyleyse, sen de ki: "Neden aklınızı başınıza almıyorsunuz?"

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Süleyman Ateş = "Allâh'ındır" diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de.

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Tefhim-ul Kuran = «Allah'ındır» diyecekler. De ki: «Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?»

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Ümit Şimşek = Diyecekler ki, 'Allah'ındır.' De ki: 'Öyleyse hiç düşünmüyor musunuz?'

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Allah'ındır!" diyecekler. De ki: "Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?"

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 İskender Ali Mihr = “Allah’ındır.” diyecekler. De ki: “Hâlâ tezekkür etmeyecek misiniz (akıl etmeyecek misiniz)?”

fe lâ tezekkerûne

  Mü’minûn / 85 -

 İlyas Yorulmaz = Diyecekler ki “Allah’a aittir. ” O zaman düşünmüyor musunuz?

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Diyanet İşleri = Bu, bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir sûredir ki onu indirdik ve hükümlerini farzettik ve anıp ibret alın diye onda nice apaçık deliller de gösterdik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Abdullah Parlıyan = Bir sûre ki, O'nu size indirdik ve içerisindeki hükümlerin uygulamaya konulmasını da size farz kıldık. Belki düşünür ve öğüt alırsınız diye, bu sûrede açık seçik ayetler indirdik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Adem Uğur = (Bu) Bizim inzâl ettiğimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir sûredir. Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık seçik âyetler indirdik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Ahmed Hulusi = (Bu) inzâl ettiğimiz ve (hükmünü) gerekli kıldığımız bir sûredir. . . Tezekkür etmeniz (hatırlayıp düşünmeniz) için onda apaçık işaretler inzâl ettik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Ahmet Tekin = Bu sûreyi biz indirdik. Kullarımıza meşrûiyet sınırlarını bu sûrede çizdik. Bu sûrede, hükümleri açık âyetler de indirdik. Düşünüp öğüt almanıza vesile olur.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Ahmet Varol = Bu, bizim indirdiğimiz, (hükümlerini) farz kıldığımız bir suredir. Belki öğüt alırsınız diye içinde apaçık ayetler indirdik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Ali Bulaç = (Bu,) İndirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. İçinde, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz diye apaçık ayetler indirdik.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Ali Fikri Yavuz = Bu, bir sûredir ki, onu indirdik ve onda helâl ile haramı beyan ettik. İçinde apaçık ayetler (deliller) gösterdik. Olur ki, öğüt alır haramdan sakınırsınız.

tezekkerûne

  Nûr / 1 -

 Ali Ünal = Bu, tarafımızdan inzal buyurduğumuz ve ihtiva ettiği kaidelerine uymayı farz kıldığımız bir sûre olarak, onda belki üzerlerinde düşünür de ders alırsınız diye apaçık deliller ve talimatlar indirdik.