Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Diyanet İşleri = (217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öylesine mâbut ki namaza kalktığın zaman da seni görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Abdullah Parlıyan = O ki, gece namazına kalktığın zaman, seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Adem Uğur = O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ahmed Hulusi = Ki O, işlevine kalktığında seni görür. . .

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ahmet Tekin = O, namaza başlarken, yalnız başına ibadet ederken, bir işe girişirken, görevini yaparken, yatağından ve bir meclisten kalkarken, meydanlarda mücadele ederken seni görendir.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ahmet Varol = Ki O (namaza) kaltkığında seni görmektedir.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ali Bulaç = O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ali Fikri Yavuz = O Allah’dır ki, namaza kalktığın zaman seni görüyor,

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ali Ünal = O seni, Kendisi’ne ibadet için namaza dururken gördüğü gibi, her zaman O’nun emirlerini yerine getirmeye âmade bulunduğunu da görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Bayraktar Bayraklı = (217-219) Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Bekir Sadak = (217-22) 0 Senin kalkip namaz kilanlar arasinda bulundugunu goren, guclu ve merhametli olan Allah'a guven. Dogrusu O isitir ve bilir.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Celal Yıldırım = (218-219) O Allah ki, seni ayakta durduğun halde de, secde edenler arasında dolaştığın durumda da görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Cemal Külünkoğlu = (218-219) O (Allah) ki, namaza durduğunda seni görüyor. Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Diyanet İşleri (eski) = (217-220) Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Diyanet Vakfi = O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Edip Yüksel = O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = O ki görüyor kıyam ettiğin vakıt seni

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Gültekin Onan = O, kıyam ettiğin zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Harun Yıldırım = O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Hasan Basri Çantay = (218-219) (Öyle mutlak gaalib, öyle çok esirgeyici) ki O, (namaza) kıyam etdiğin vakit seni ve secde edenler içinde dolaşmanı (dâima) görendir.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Hayrat Neşriyat = O ki, (gece ibâdet için) kalktığın zaman seni görür!

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 İbni Kesir = Görür O seni, kalktığında.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Kadri Çelik = O (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Muhammed Esed = O ki senin (O'nun yolunda tek başına) ayakta kalmaya çalıştığını da görmektedir,

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Mustafa İslamoğlu = Ki O kıyam ettiğin vakit seni görmektedir;

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = O ki, seni kıyam ettiğin vakit görüyor.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ömer Öngüt = O ki, (gece namaza) kalktığında seni görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Şaban Piriş = (218-219) O, seni (namaza) kalktığın zaman da; secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktığın zaman da görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Sadık Türkmen = O (Allah) ki; seni (tek başına) uyanıp (ibadet/dua/düşünmek için) kalktığın zaman (da) görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Seyyid Kutub = O seni namaza durduğunda görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Suat Yıldırım = (218-220) Sen yolunda kaim olurken, namaza dururken de, O seni elbette görüyor. Secde edenler, ibadet edenler arasında dolaşmalarını da görüyor. Çünkü her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilen O’dur.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Süleyman Ateş = O, seni görür; Namaza durduğun zaman,

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Tefhim-ul Kuran = O, kıyam ettiğin zaman seni görmektedir.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Ümit Şimşek = Namaza kalktığında da O seni görür,

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 Yaşar Nuri Öztürk = O ki görüyor seni kıyam ettiğin zaman.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 İskender Ali Mihr = O, sen kıyam ettiğin zaman seni görür.

tekûmu

  Şu’arâ / 218 -

 İlyas Yorulmaz = O Allah (namaz için) kalktığında seni görendir.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Diyanet İşleri = Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kıyâmetin koptuğu gün, suçlular, rahmetten meyûs olurlar.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Abdullah Parlıyan = Kıyamet koptuğu gün, günahlara batmış olanlar, hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Adem Uğur = Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardır.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Ahmed Hulusi = O zamanın gerçekleştiği süreçte, suçlular (şirk ehli) ümitlerini kesip susarlar.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Ahmet Tekin = Kıyametin kopacağı ânın gerçekleşeceği gün, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar, ümitsizlik içinde susacaklar.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Ahmet Varol = Kıyametin koptuğu gün suçlular umutsuz kalırlar.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Ali Bulaç = Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Ali Fikri Yavuz = Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar (hayretler içinde) ümidlerini kesib susarlar.

tekûmu

  Rûm / 12 -

 Ali Ünal = Hayatları günah hasadından ibaret bulunan inkârcı suçlular için Kıyamet’in kopup ölülerin diriltileceği ve hesapların görüleceği o gün hiçbir kurtuluş ümidi kalmaz.