Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Diyanet İşleri = (66-67) Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ululanırdınız orada ve geceleyin de Peygamber hakkında ulu orta söylenirdiniz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Abdullah Parlıyan = büyüklenerek geceleyin, peygamberimiz ve kitabımız hakkında ulu orta konuşarak saçmalıyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Adem Uğur = Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ahmed Hulusi = "Ona, kibir taslayarak, geceleri hezeyan yaşıyordunuz!"

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ahmet Tekin = 'Kibirlenerek, azgınlık ve zorbalık ederek kafa tutarak, geceleyin hezeyanlar savuruyordunuz.'

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ahmet Varol = Ona karşı büyükleniyor; geceleyin toplanıp saçmalıyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ali Bulaç = Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ali Fikri Yavuz = Kur’an’a baş kaldırıb geceleyin toplantılar yaparak hezeyanlar savuruyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ali Ünal = Sürekli büyüklük taslıyor, gece oturmalarınızda (o Rasûl ve getirdiği Din hakkında) ileri geri konuşup saçmalıyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Bayraktar Bayraklı = (66-67) “Âyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.”

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Bekir Sadak = (66-67) «Ayetlerim size okundugunda buyukluk taslayip, gece agziniza geleni soyleyerek ardiniza donuyordunuz.»

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Celal Yıldırım = (66-67) Âyetlerimiz cidden size okunuyordu, ama siz onu onurunuza, gururunuza yediremiyerek geceleyin yakışıksız sözler söyleyerek ökçeleriniz üzerine gerisin geri dönüyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Cemal Külünkoğlu = (66-67) Size, ayetlerim okunduğu zaman, büyüklük taslayarak gerisin geri dönüyordunuz (onları kabulden yüz çeviriyordunuz). Geceleri (Kâbe'nin etrafında) toplanıp ileri geri konuşuyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Diyanet İşleri (eski) = (66-67) 'Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.'

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Diyanet Vakfi = (66-67) Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Edip Yüksel = Ona karşı büyüklük taslıyordunuz, saçmalayarak geceliyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ona kafa tutarak, müsamere yaparak hezeyanlar ediyordunuz

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Ona kafa tutarak gece lakırdıları ile hezeyanlar ederdiniz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Gültekin Onan = Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Harun Yıldırım = (66-67) Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin hezeyanlar savururdunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Hasan Basri Çantay = (66-67) Karşınızda âyetlerimiz okunuyordu da siz bunu kibrinize yediremiyerek gerisin geri dönüyor, geceleyin de (cemâat hâlinde ve Beytin etrafında) hezeyanlarda bulunuyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Hayrat Neşriyat = (66-67) 'Hakikaten âyetlerim size okunuyordu da, büyüklük taslayanlar olarak ökçeleriniz üzerinde geriye dönüyordunuz; geceleyin toplanarak saçmalıyordunuz.'

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 İbni Kesir = Büyüklük taslıyor, gece ağzınıza geleni söylüyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Kadri Çelik = Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak, gece vakti de hezeyanlar savururdunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Muhammed Esed = (ve) büyüklük taslayaraktan gecelerinizi olur olmaz şeyler konuşarak geçiriyordunuz."

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Mustafa İslamoğlu = ona karşı böbürlenerek, sokulduğunuz karanlığın koynunda atıp tutuyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Onunla böbürlenerek geceleyin konuşan bir cemaat halinde hezeyanlarda bulunuyordunuz.»

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ömer Öngüt = “Ona karşı büyüklük taslıyor, geceleri toplanarak hezeyanlar savuruyordunuz. ”

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Şaban Piriş = Ona kafa tutarak, eğlence edinip, hezeyanlar savurarak.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Sadık Türkmen = O’na karşı büyüklük taslayanlar olarak, geceleyin toplanıp saçmalıyordunuz!”

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Seyyid Kutub = Ayetlerimize dudak bükerek gizli toplantılarınızda saçmalıyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Suat Yıldırım = (66-67) "Âyetlerim size okunduğunda, siz kibirlenerek sırtınızı çevirirdiniz, geceleyin onun aleyhinde ileri geri konuşarak saçmalardınız."

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Süleyman Ateş = "Âyetlerime karşı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin çevresinde toplanıp) saçmalıyordunuz."

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Tefhim-ul Kuran = Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak: gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Ümit Şimşek = Büyüklük taslıyor, geceleri toplanıp âyetlerim hakkında ileri geri konuşuyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Ona karşı büyüklük taslayarak, gece boyunca hezeyanlar savuruyordunuz."

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 İskender Ali Mihr = (Siz), ona (âyetlerime) kibirlenenlerdiniz. Gece toplanarak (âyetlerim hakkında) saçma sapan konuşuyordunuz.

mustekbirîne

  Mü’minûn / 67 -

 İlyas Yorulmaz = “Ayetlerimizle alay edip, kibirlenerek uzaklaşıp gitmiştiniz” denir. (Allah’ın)

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Diyanet İşleri = Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçekten de şüphe yok ki Allah, gizlenen şeyleri de bilir, açığa vurulanları da; şüphe yok ki o, ululananları sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Abdullah Parlıyan = Hiç şüphesiz Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da tastamam bilmektedir. Kesin olan şu ki O, kendini büyüklük tutkusuna kaptıranları sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Adem Uğur = Hiç şüphesiz Allah, onların gizleyeceklerini de açıklayacaklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Ahmed Hulusi = Elbette ki Allâh gizlediklerini de, açığa çıkardıklarını da bilir. . . Muhakkak ki O, benlikleriyle yaşayanları sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Ahmet Tekin = Hiç şüphesiz, Allah onların gizledikleri sırlarını ve niyetlerini, halkı yanıltan fısıltılar yayarak yaptıkları faaliyetleri de, açığa vurdukları sözlerini ve fiillerini, alenen yaptıklarını da bilir. Allah büyüklük taslayarak serkeşlik ve zorbalık edenleri sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Ahmet Varol = Şüphe yok ki, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Doğrusu O büyüklenenleri sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Ali Bulaç = Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Ali Fikri Yavuz = Şüphe yok ki Allah, onların gizlediği ve açıkladığı şeyi hep bilir. Doğrusu Allah, kendilerini büyük görüp hakkı kabul etmiyenleri sevmez.

el mustekbirîne

  Nahl / 23 -

 Ali Ünal = Şüphe yok ki Allah, onların neleri gizleyip neleri açığa vurduklarını bilmektedir. Şurası bir gerçek ki O, büyüklük taslayıp, iman etmeyi kibirlerine yediremeyenleri sevmez.