Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
mu’ridûne
Diyanet İşleri = Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.
mu’ridûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve öyle kişilerdir onlar ki boş şeylerden yüz çevirirler.
mu’ridûne
Abdullah Parlıyan = Onlar ki, boş ve anlamsız söz ve işlerden yüz çevirirler.
mu’ridûne
Ahmet Tekin = Mü’minler, bâtıldan, yalandan, taahhüde sadakatsizlikten, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirip ilgilenmeyenler, engelleme tedbirleri alanlar, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmayanlardır.
mu’ridûne
Ali Ünal = Onlar, her türlü boş, faydasız ve manâsız sözlerden ve davranışlardan yüz çevirir ve uzak dururlar.
mu’ridûne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,
mu’ridûne
Hasan Basri Çantay = (Öyle mü'minler) ki onlar boş (lâkırdılardan) ve fâidesiz şeylerden yüz çeviricidirler.
mu’ridûne
Hayrat Neşriyat = Ve o kimseler ki, onlar boş şeylerden (boş söz ve işlerden) yüz çeviricidirler.
mu’ridûne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve o mü'minler ki onlar, her lüzumsuz şeyden yüz çevirirler.
mu’ridûne
Diyanet İşleri = Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.
mu’ridûne
Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçek Tanrı, onların dileklerine uysaydı elbette gökler de bozulur giderdi, yeryüzü de, onlarda olan varlıklar da. Hayır, biz onlara kendi yüceliklerini getirdik, gösterdik, fakat onlar kendi yüceliklerinden de yüz çevirmedeler.
mu’ridûne
Abdullah Parlıyan = Eğer gerçek olan Allah, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer, içindekilerle beraber yıkılır giderdi. Hayır, biz onlara şeref getiren, öğüt veren bir kitap verdik de, onlar bu şereften yüz çeviriyorlar.
mu’ridûne
Adem Uğur = Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler.
mu’ridûne
Ahmed Hulusi = Eğer Hak onların hevâlarına tâbi olsaydı; Semâlar, Arz ve onların arasında ne varsa elbette bozulur giderdi. . . Hayır, onlara Zikirlerini (hakikatlerini hatırlatan bilgiyi) verdik. . . Onlar kendi Zikirlerinden (hakikatlerinin bilgisinden) yüz çeviricilerdir.
mu’ridûne
Ahmet Tekin = Eğer bu hak kitap, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uysaydı, göklerin, yerin ve bunlarda bulunan akıllı ve sorumlu varlıkların dengesi, düzeni kesinlikle bozulurdu. Aslında, biz onlara, şan ve şereflerine vesile olan övünç kaynağı Kur’ân’larını getirdik. Fakat onlar kendi övünç kaynakları Kur’ân’larına, kendi şereflerine sırt çeviriyorlar, Kur’ân’ın öğretilmesine, Kur’ân’daki ilkelerin yaşanmasına engel tedbirler alıyorlar.
mu’ridûne
Ahmet Varol = Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler, yer ve bunların içindekiler bozulurdu. Hayır biz onlara kendi şereflerini getirdik ama onlar şereflerinden yüz çeviriyorlar.
mu’ridûne
Ali Bulaç = Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
mu’ridûne
Ali Fikri Yavuz = Eğer Allah, onların keyflerine tabi olsaydı, göklerle yer ve bunlarda bulunan kimseler muhakkak fesada uğrardı (âlem bozulurdu). Hayır, biz onlara, izzet ve şerefleri olan Kur’an’larını getirdik de onlar, şereflerinden yüz çeviriyorlar.
mu’ridûne
Ali Ünal = Eğer gerçek onların keyiflerine tâbi olsaydı, bu takdirde hiç kuşkusuz gökler de, yer de, oralarda yaşayanlar da düzenleri bozulur ve yok olur giderlerdi. Oysa Biz onlara, şeref ve mutlulukları adına hayatlarında uymaları gereken öğüt ve öğretiler mecmuası sunduk; ama onlar, bizzat şeref ve mutluluklarından yüz çevirmektedirler.