Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Diyanet İşleri = Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kim, zulme karşı savunursa bu çeşit kişileri suçlu saymaya bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Abdullah Parlıyan = Zulme uğradıktan sonra kendilerini savunup hakkını alan kimseye gelince; bunlara hiçbir suç isnat edilemez, kınanmaz ve cezalandırılmazlar.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Adem Uğur = Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ahmed Hulusi = Kim de zulme uğramasından sonra zâlime karşılığını verirse, işte onların suçlanacak tarafı olmaz!

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ahmet Tekin = Zulme uğradıktan sonra, haklarını alanları, cezalandırmak için herhangi bir sebep yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ahmet Varol = Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa artık onların aleyhlerine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ali Bulaç = Kim zulme uğradıktan sonra nusret bulur (hakkını alır)sa, artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ali Fikri Yavuz = Kim, kendisine edilen zulümden sonra hakkını alırsa, artık böyleleri üzerine (ceza için) bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ali Ünal = Fakat her kim haksızlığa uğrar ve (meşrû yoldan) hakkını geri alırsa, bunlar için kınama ve herhangi bir sorumluluk söz konusu olamaz.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Bayraktar Bayraklı = Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Bekir Sadak = Zulum gordukten sonra hakkini alan kimselere, iste onlarin aleyhine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Celal Yıldırım = Kim de haksızlığa uğradıktan sonra sadece hakkını alırsa, işte onlar aleyhine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Cemal Külünkoğlu = Her kim zulme uğradıktan sonra kendini savunup hakkını alırsa o kimseye (ceza vermek için) bir yol (hiçbir sorumluluk) yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Diyanet İşleri (eski) = Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Diyanet Vakfi = Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Edip Yüksel = Haksızlığa uğradıktan sonra hakları için direnenler kınanmazlar, cezalandırılmazlar.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve elbette her kim zulm olunduktan sonra öcünü alırsa artık onlar üzerine (ceza için) yol yoktur

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Her kim zulme uğradıktan sonra öcünü alırsa artık onlar üzerine (ceza vermek için herhangi bir) yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseye gelince, işte onların aleyhinde ceza vermek için herhangi bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Gültekin Onan = Kim zulme uğradıktan sonra nusret bulur (hakkını alır)sa, artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Harun Yıldırım = Kim de zulme uğradıktan sonra intikamını alırsa, artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Hasan Basri Çantay = Kim kendisine (yapılan) zulmün ardından herhalde hakkını alırsa bunlar aleyhinde (mes'uliyyete) bir yol yokdur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Hayrat Neşriyat = Kim de gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, işte onlar var ya, kendileri aleyhine (kendilerinin suçlanabileceği) hiçbir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 İbni Kesir = Kim, zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa; aleyhine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Kadri Çelik = Kim de zulme uğradıktan sonra intikam alırsa, onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Muhammed Esed = Zulme uğradıklarında kendilerini savunanlara gelince; onlara hiçbir suç isnad edilemez:

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Mustafa İslamoğlu = Haksız bir saldırıya karşı meşru müdafaa dayanışması sergileyenlere gelince: onlar hiçbir yolla sorumlu tutulamazlar

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve her kim zulmolunduktan sonra hakkını alırsa artık onların üzerine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ömer Öngüt = Kim kendisine yapılan zulümden sonra hakkını alırsa, böyle yapanların aleyhine bir yol (mesuliyet) yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Şaban Piriş = Zulme uğradıktan sonra öcünü alan kimse için, artık onların aleyhine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Sadık Türkmen = Kim zulme uğramasının ardından kendini savunursa; artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Seyyid Kutub = Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselerin aleyhine bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Suat Yıldırım = Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, bunlara hiçbir sorumluluk yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Süleyman Ateş = Kim zulme uğradıktan sonra kendini savunursa öylelerinin aleyhine bir yol yoktur (onlar kınanmaz ve cezâlandırılmazlar).

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Tefhim-ul Kuran = Kim de zulme uğradıktan sonra nusret bulur (hakkını alır)sa, artık onlar için aleyhlerinde bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Ümit Şimşek = Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseyi suçlamak için bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Zulme uğratılışı ardından kendini savunana gelince, böyleleri aleyhine yol aranamaz.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 İskender Ali Mihr = Ve gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geri alan kimseler, işte onlar; onların üzerine (aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 41 -

 İlyas Yorulmaz = Zulme uğradıktan sonra kendini savunanlar için, onlar üzerine ceza vermek için bir yol yoktur.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Diyanet İşleri = Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Allah, kimi saptırırsa artık ona, bundan böyle bir dost yoktur ve zâlimleri görürsün ki azâbı görünce, geriye dünyâya dönmeye derler, bir yol var mı ki?

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Abdullah Parlıyan = Artık Allah sapmak isteyeni sapıklık içinde bırakır, ondan sonra onun için hiçbir dost bulunmaz. Yaratılış gayesi dışında yaşayanların azabı gördüklerinde: “Eyvah bunun dönüşü yok mu?” diyeceklerini görürsün.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Adem Uğur = Allah kimi saptırırsa, bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mı? dediklerini görürsün.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Ahmed Hulusi = Allâh kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun için bir velî yoktur. . . Zâlimlerin, azabı (ölümü) gördüklerinde: "(Biyolojik beden yaşamına) geri dönecek bir yol var mı?" dediklerini görürsün.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Ahmet Tekin = Allah kimin hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa, artık bundan sonra onu hiç kimse koruyamaz, ona hiç kimse yardım edemez. Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, inkârda, isyanda ısrar eden zâlimlerin, azâbı gördükleri zaman:'Dünyaya dönecek bir yol, bir çıkış yolu var mı?' dediklerini göreceksin.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Ahmet Varol = Allah kimi saptırırsa artık onun O'ndan sonra bir dostu olmaz. Zalimlerin azabı gördüklerinde: 'Geri dönmeye bir yol var mı?' dediklerini görürsün.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Ali Bulaç = Allah, kimi saptırırsa, artık bundan sonra onun hiçbir velisi yoktur. Azabı gördükleri zaman, o zalimleri bir görsen; "Geri dönmeye bir yol var mı?" derler.

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Ali Fikri Yavuz = Her kimi de Allah saptırırsa, artık bundan sonra onun hiç bir yardımcısı yoktur; ve o zalimleri göreceksin ki, onlar azabı görünce şöyle diyecekler: “- Var mı geri dönmeye bir yol?”

min sebîlin

  Şûrâ / 44 -

 Ali Ünal = Allah kimi de (tavır ve tercihinden dolayı) şaşırtır ve saptırırsa, artık (onu koruyup, işlerini üzerine alacak) herhangi bir dost ve hâmî bulunmaz. O zalimleri, azapla karşılaştıklarında “(Bu azaptan kurtulmak için) dünyaya dönüp (halimizi ıslah etmeye) bir yol yok mudur?” derken görürsün!