Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Diyanet İşleri = Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve birinize ölüm gelip çatmadan ve derken o da Rabbim, beni yakın bir zamana dek öldürmeyip bıraksaydın da ben de sadaka vermeye çalışsaydım ve temiz kullardan olsaydım demeden önce sizi rızıklandırdığımız şeylerden harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Abdullah Parlıyan = Birinize ölüm gelip de “Rabbim ne olur beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!” demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan hemen şimdi O'nun yolunda harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Adem Uğur = Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ahmed Hulusi = Sizden birine ölüm gelip çattığında (hakikati gördüğünüzde): "Rabbim beni yakın bir sona kadar erteleseydin de mallarımı bağışlasaydım ve imanın gereğini uygulayanlardan olsaydım" demesinden önce; size verdiğimiz yaşam gıdalarından bağışlayın!

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ahmet Tekin = Herhangi birinize ölüm gelmeden önce, size verdiğimiz rızık ve servetten Allah yolunda karşılık gözetmeden, gönüllü harcayın. Harcayın ki, daha sonra:'Rabbim, benim ölümümü kısa bir müddet ertelesen de, imanda sadâkatimin ve kemâlimin ifadesi olan sadakayı, vicdanımı, servetimi, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı versem, mâlî mükellefiyetleri yerine getirsem, dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi mü’minlerden, sâlih kullarından olsam.' demeyesiniz.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ahmet Varol = Birinize ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de, sadaka versem ve salihlerden olsam' demeden önce size rızık olarak verdiklerimizden hayır yolunda harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ali Bulaç = Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ali Fikri Yavuz = -Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip, iyi kimselerden olsaydım, demeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ali Ünal = Herhangi birinize ölüm gelip de; “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de, sadaka verip iyilerden olsam!” demeden once; size rızık olarak yarattığımız şeylerden, Allah’ın size tavsiye ettiği şekilde harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Bayraktar Bayraklı = Herhangi birinize ölüm gelip de, “Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin!

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Bekir Sadak = Birine olum gelip de: «Rabbim! Beni yakin bir sureye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyecegi zaman gelmezden once, size verdigimiz riziklardan sarfedin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Celal Yıldırım = Henüz sizden birinize ölüm gelmeden ve o da: «Rabbim ! Beni yakın bir ecele geciktirseydin de sadaka versem ve iyi-yararlı kişilerden olsam,» demeden önce size rızık olarak verdiğimizden (Allah İçin, O'nun yolunda) harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Cemal Külünkoğlu = Herhangi birinize ölüm gelip de: “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka versem ve iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın!

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Diyanet İşleri (eski) = Birine ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam' diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızıklardan sarfedin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Diyanet Vakfi = Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Edip Yüksel = Size ölüm gelip de, 'Rabbim keşke beni kısa bir süre için ertelesen de, yoksullara yardım ederek erdemlilerden olsam,' demeden önce verdiğimiz rızıklardan yardım için veriniz

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve sizlere merzuk kıldığımız şeylerden infak yapın, her birinize ölüm gelmezden evvel ki sonra: «Yarabbi! Beni yakın bir ecele kadar te'hır eylesen de sadeka versem ve salihînden olsam» der

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Her birinize ölüm gelip de: «Rabbim beni kısa bir süre için tehir etsen de sadaka versem ve iyilerden olsam!» demesinden önce size verdiğimiz rızıklardan (Allah için) harcayın!

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Birinize ölüm gelip de: «Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!» demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Gültekin Onan = Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir ecele kadar geciktirsen, ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Harun Yıldırım = Sizden birinize ölüm gelip de: “Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam.” demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Hasan Basri Çantay = Herhangi birinize ölüm gelib de «Ey Rabbim, beni yakın bir müddete kadar gecikdirseydin de sadaka verib dursaydım, iyi adamlardan olsaydım» diyeceğinden evvel size rızk olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Hayrat Neşriyat = Birinize ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni (ecelimi) yakın bir vakte (kadar) erteleseydin de sadaka verip sâlih kimselerden olsaydım!' demesinden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf edin!

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 İbni Kesir = Birinize ölüm gelip de; Rabbım, beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka versem ve salihlerden olsam, diyeceği zaman gelmezden evvel, size rızık olarak verdiğimizden infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Kadri Çelik = Sizden birinize ölüm gelip de, “Rabbim, beni yakın bir süreye kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam” demeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Muhammed Esed = Birinize ölüm yaklaştığı ve "Ey Rabbim! Bana bir mühlet tanısan da karşılıksız yardımda bulunup iyiler arasına girsem!" diye (yalvara)cağı zaman gelip çatmadan önce size rızık olarak verdiğimizden harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Mustafa İslamoğlu = Sizden birine ölüm gelip de, "Rabbim! Bana bir miktar daha süre tanısaydın da ben de hayır hasenat yapıp iyilerden olsaydım!" diyeceği (o gün) gelip çatmadan önce, size rızık olarak verdiklerimizden bir kısmını infak edin!

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve size rızk olarak verdiğimiz şeylerden infakta bulunun; birinize ölüm gelmesinden, «Artık Yarabbi! Beni bir yakın müddete kadar tehir etse idin de sadaka verse idim ve sâlihlerden olsa idim,» demesinden evvel.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ömer Öngüt = Herhangi birinize ölüm gelip de: "Ey Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Şaban Piriş = -Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip, iyi kimselerden olsaydım, demeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Sadık Türkmen = Herhangi birinize ölüm gelip de; “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de, sadaka verip iyilerden olsam!” demeden once; size rızık olarak yarattığımız şeylerden, Allah’ın size tavsiye ettiği şekilde harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Seyyid Kutub = Birinize ölüm gelip de: «Rabbim beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızklardan sarf edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Suat Yıldırım = (10-11) Sizden birinize ölüm gelip çatmadan önce, size nasib ettiğimiz imkânlardan Allah yolunda harcayın! Ölüm gelip çatınca: "Ya Rabbî, az mühlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacağım, tam takvâ ehlinden olacağım!" diyecek olsa da, Allah vâdesi gelen hiçbir kimsenin ecelini ertelemez. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Süleyman Ateş = Biriniz kendisine ölüm gelip de: "Rabbim beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demeden önce, size verdiğimiz rızıktan sadaka verin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Tefhim-ul Kuran = Sizden birinize ölüm gelip de: «Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam» demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Ümit Şimşek = Sizden birine ölüm gelip de 'Rabbim, ne olurdu ecelimi yakın bir zamana erteleseydin de sadaka verip iyi kullardan olaydım' demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayırda harcayın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için birşeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 İskender Ali Mihr = Ve sizden birisine ölüm gelmesinden, o zaman: “Rabbim keşke beni yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben sadaka versem ve salihlerden olsam, olmaz mı?” demesinden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden infâk edin.

mimmâ (min-mâ)

  Münâfikûn / 10 -

 İlyas Yorulmaz = Sizden birisine ölüm gelmezden veya bir nefsin “Rabbim! Bana az bir zaman ver de, doğruları tasdik edeyim ve salih ameller yapayım” demeden önce, Allah’ın rızık olarak verdiklerinden, ihtiyaç sahiplerine verin.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Diyanet İşleri = Eli geniş olan, elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah’ın ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah, bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Vakti hâli yerinde ve eli geniş olan, vaktine hâline göre nafaka versin ve rızkı dar olana gelince, Allah, kendisine ne verirse onun bir kısmını nafaka olarak versin; Allah, hiç kimseye, kendi verdiği miktardan daha fazla bir şey teklif etmez. Allah, güçlükten sonra bir kolaylık verecektir.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Abdullah Parlıyan = Bütün bu durumlarda geniş imkanlara sahip olan kişi imkanına göre nafaka versin. Rızık imkanları dar olan kimse ise Allah'ın kendisine verdiğine uygun biçimde nafaka vermiş olsun. Allah hiçbir kimseye kendi verdiğinden daha fazlasından yükümlü tutmaz. Allah güçlükten sonra mutlaka kolaylık verecektir.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Adem Uğur = İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Ahmed Hulusi = Varlık sahibi olan, kendi zenginliğine göre nafaka versin. İmkânları daraltılmış kimse de Allâh'ın kendisine verdiğine göre nafakasını versin. . . Allâh hiç kimseyi, ona verdiğinden ötesiyle sorumlu tutmaz! Allâh zorluktan sonra bir kolaylık oluşturur!

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Ahmet Tekin = Eli geniş, imkânları bol olan, bol nafaka versin. Geçim darlığı çeken de, Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetlerin, imkânların bir kısmını nafaka olarak versin. Allah hiç kimseyi, verdiği nimetlerin ve imkânın üstünde yükümlü tutmaz, mükellef kılmaz. Allah her güçlüğün ardından bir kolaylık planlayıp hazırlar.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Ahmet Varol = Genişlik içinde olan nafakayı imkânlarına göre versin, rızkı kendisine daraltılmış olan da Allah'ın kendisine verdiğinden versin. Allah hiç bir canı ona verdiğinden başkasıyla yükümlü tutmaz. Allah zorluktan sonra kolaylık nasib edecektir.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Ali Bulaç = Geniş imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp verecektir.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Ali Fikri Yavuz = Genişliği (zenginliği) olan, (boşanmış kadınlara ve süt annelere) genişliğinden nafaka versin; rızkı dar olan da, Allah’ın ona verdiğinden harcasın. Allah bir kimseyi, ancak ona verdiği şeyle mükellef tutar. Allah bir güçlüğün arkasından bir kolaylık ihsan eder.

mimmâ (min-mâ)

  Talâk / 7 -

 Ali Ünal = İmkânı geniş olan, (sürelerinin bitimini bekleyen boşanmış hamile eşleri için de, çocuğunu emzirtme karşılığında da) imkânına göre nafaka ve ücreti bol versin. Rızkı kendisi için dar takdir edilmiş olan da, Allah’ ın kendisine verdiği miktardan harcamada bulunsun. Allah, herkesi ancak ona verdiği imkân nisbetinde yükümlü tutar. Allah, her zorluktan sonra bir kolaylık var edecektir.