Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Diyanet İşleri = Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İnanan ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Şüphe yok ki biz, iyi işlerde bulunanların, güzel hareket edenlerin ecrini zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Abdullah Parlıyan = Ama inanıp dürüst ve iyi işlerde bulunanlara gelince, şüphe yok ki biz, güzel ve yararlı işlerde bulunanların emeğini elbette ki, boşa çıkarmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Adem Uğur = İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ahmed Hulusi = Muhakkak ki (Allâh ismiyle işaret edilenin Esmâ özellikleriyle zâhir oluşuna, Ahad - Samed oluşuna) iman edip imanın gereği olan düzgün çalışmalar yapanlar var ya; doğrusu iyi çalışmalarının karşılığını asla boşa çıkarmayız!

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ahmet Tekin = İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerin, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapmakta sebat eden müslüman idarecilerin, askerî erkânın ve müslümanların amellerinin mükâfatını zâyi etmeyeceğiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ahmet Varol = Ama inanıp dürüst ve iyi işlerde bulunanlara gelince, şüphe yok ki biz, güzel ve yararlı işlerde bulunanların emeğini elbette ki, boşa çıkarmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ali Bulaç = Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ali Fikri Yavuz = Gerçekten iman edip sâlih âmeller işleyenlere gelince: Şüphe yok ki, biz, öyle güzel bir âmel işleyenin mükâfatını zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ali Ünal = Buna karşılık, iman edip imanlarının istikametinde sağlam, yerinde, doğru ve ıslaha dönük işler yapanlara gelince, hiç şüphe edilmesin ki Biz, güzel iş yapan hiç kimsenin mükâfatını zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Bayraktar Bayraklı = İman edip de iyi davranışlarda bulunanlar bilmelidirler ki biz, güzel iş yapanların ödülünü vermemezlik etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Bekir Sadak = Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Celal Yıldırım = Şüphesiz ki, imân edip güzel f yararlı amellerde bulunanlar var ya,^ doğrusu biz güzel-yararlı amellerde! bulunanların ecrini (mükâfatını) boşa çıkarmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Cemal Külünkoğlu = İman edip faydalı eylemlerde bulunanlara gelince; elbette biz güzel iş yapanların mükâfatını asla zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Diyanet İşleri (eski) = (30-31) İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Diyanet Vakfi = İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Edip Yüksel = İnanıp erdemli davrananlara gelince, elbette biz iyi işlerde bulunanların ödülünü yitirmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Amma iyman edip salih salih ameller işliyenler, şüphe yok ki biz öyle güzel amel işliyenin ecrini zayi' etmeyiz

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İman edip iyi iyi amel işleyenlerin, şüphesiz ki, Biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar var ya, şüphe yok ki biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Gültekin Onan = Şüphesiz inanıp salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Harun Yıldırım = İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Hasan Basri Çantay = Îman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlarla gelince:) Biz, şübhe yok ki, iyi amel ve hareket edenin mükâfatını zaayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Hayrat Neşriyat = Îmân edip sâlih ameller işleyenlere gelince, şübhesiz ki biz, amelce güzel olanın mükâfâtını zâyi' etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 İbni Kesir = Muhakkak ki iman edip, salih amel işleyenlere gelince; muhakkak ki Biz; iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar (var ya), biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Muhammed Esed = (Ama) imana erip de dürüst ve erdemli davrananlara gelince: iyi ve güzel olanı yapmakta sebat gösterenlerin emeğini elbette zayi etmeyiz:

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Mustafa İslamoğlu = Ne ki, iman eden ve (o imana uygun) değerler üreten kimselere gelince: Şu kesin ki Biz, güzel bir eylem ortaya koyanın emeğini asla zayi etmez.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Şüphe yok, o kimseler ki, imân ettiler ve sâlih sâlih amellerde bulundular. Biz elbette (öyle) güzel amel işleyenlerin mükâfaatını zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ömer Öngüt = İman edip de sâlih amel işleyenlere gelince, biz elbette güzel amel işleyenlerin mükâfatını boşa çıkarmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Şaban Piriş = İman edip, doğruları yapanlar, elbette biz, iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Sadık Türkmen = O kimseler ki; iman edip salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapmışlardır. Şüphesiz Biz, güzel bir amel/iş yapan kimsenin de ücretini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Seyyid Kutub = İman edip iyi ameller işleyenlere gelince, biz iyilik yapanları kesinlikle ödülsüz bırakmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Suat Yıldırım = İman edip güzel ve yararlı işler yapanlara gelince, şu bir gerçek ki Biz güzel iş yapanların işlerini asla zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Süleyman Ateş = Onlar ki inandılar ve iyi işler yaptılar; elbette biz işi güzel yapanın ecrini zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Tefhim-ul Kuran = Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Ümit Şimşek = İman eden ve güzel işler yapanlara gelince, şurası muhakkak ki, Biz, güzel işler yapanların ödülünü zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İman edip hayra ve barışa yönelik ameller sergileyenlere gelince, kuşkusuz ki biz, güzel iş yapanların ödülünü yitirmeyeceğiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 İskender Ali Mihr = Muhakkak ki âmenû olanlar (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar, Biz kesinlikle en güzel amel işleyen kimselerin ecrini (karşılığını) zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  Kehf / 30 -

 İlyas Yorulmaz = İman edip doğru ameller yapanların, yaptıkları güzel şeylerin hiç birisini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Diyanet İşleri = Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kitaba sarılıp namaz kılanlara gelince: Biz, iyiliğe çalışanların mükâfatını zâyi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Abdullah Parlıyan = Ve kitaba o sımsıkı sarılanlarla, namazı dosdoğru ve devamlı yerine getirenleri, elbette ödüllendireceğiz. Dürüst ve erdemli olmayı benimseyen ve bunu öğütleyen kimselerin hakkını, elbette zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Adem Uğur = Kitab'a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle iyiliğe çalışanların ecrini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Ahmed Hulusi = Hakikat bilgisine (Kitap) sımsıkı sarılanlar ve salâtı ikame edenler (-e gelince); doğrusu biz ıslah olan ve ıslah edenleri mükâfatsız bırakmayız.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Ahmet Tekin = Kitaba sımsıkı sarılanların, namazı âdâbına riayet ederek aksatmadan âşikâre kılanların, işte böyle din ve dünya ilişkilerini düzelterek geliştirerek iyi ve ıslah yaşayanların mükâfatını zayi etmeyeceğiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Ahmet Varol = Kitab'a sımsıkı sarılan ve namazı kılanlar (bilsinler ki); biz iyiliğe çalışanların ecirlerini zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Ali Bulaç = Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Ali Fikri Yavuz = Kitaba sarılanlar (Kur’an’ın hükümlerine göre amel edenler) ve namazı gereği üzere yerine getirenler var ya, o iyilik edenlerin mükâfatını biz hiç bir zaman zayi etmeyiz.

lâ nudîu

  A’râf / 170 -

 Ali Ünal = Kitaba sımsıkı sarılan ve namazı bütün şartlarına riayet ederek, vaktinde ve aksatmadan kılanlara gelince: şurası bir gerçek ki Biz, hem kendilerinin, hem de toplumun ıslahına adanmışların mükâfatını asla zâyi etmeyiz.