Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
karînun
Abdullah Parlıyan = İçlerinden biri şöyle diyecek: “Benim dünyada bir arkadaşım vardı…
karînun
Ali Fikri Yavuz = İçlerinden bir sözcü şöyle der: “- Gerçekten benim (dünyada) bir arkadaşım vardı.
karînun
Ali Ünal = İçlerinden biri, “Benim çok yakınımda, benden ayrılmayan bir arkadaşım vardı;
karînun
Bekir Sadak = (51-53) Iclerinden biri soyle der: «Benim bir dostum vardi, bana: 'Sen de mi, olup toprak ve kemik oldugumuz zaman dirilerek ceza gorecegimizi tasdik edenlerdensin?' derdi.»
karînun
Cemal Külünkoğlu = (50-51) Cennet ehli (geçmiş hayatları hakkında) birbirine dönüp bir şeyler sorarlar. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”
karînun
Diyanet İşleri (eski) = (51-53) İçlerinden biri şöyle der: 'Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi.'
karînun
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İçlerinden bir sözcü: «Benim bir arkadaşım vardı.»
karînun
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İçlerinden bir sözcü der ki: «Gerçekten benim bir arkadaşım vardı.»
karînun
Hasan Basri Çantay = İçlerinden bir sözcü der ki : «Hakıykat, benim (dünyâda) bir arkadaşım vardı.
karînun
Hayrat Neşriyat = İçlerinden konuşan biri şöyle der: 'Doğrusu benim (dünyada) bir yakınım vardı.'
karînun
Muhammed Esed = İçlerinden biri şöyle diyecek: "Bakın, benim (yeryüzünde) bir arkadaşım vardı,
karînun
Mustafa İslamoğlu = İçlerinden biri diyecek ki: "Bir zamanlar benim bir arkadaşım vardı;
karînun
Ömer Nasuhi Bilmen = (50-51) Onların (o ehl-i cennetin) bazıları bazılarına karşı teveccüh ederek soruşturmaya başlarlar. Onlardan birisi der ki: «Benim (dünyada iken) muhakkak bir arkadaşım var idi.»
karînun
Sadık Türkmen = Içlerinden bir konuşmacı dedi ki: “Benim yakın bir arkadaşım vardı.
karînun
Suat Yıldırım = (51-53) Derken biri der ki: "Sahi, benim de yakın bir arkadaşım vardı. Yanıma gelir, iğneli iğneli "Sen de mi, derdi, bu masala inananlar arasında yer alıyorsun? Yani biz ölüp çürümüş kemik, toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilip hesap vereceğiz, buna da inanılır mı?"
karînun
Yaşar Nuri Öztürk = İçlerinden bir sözcü şöyle der: "Benim yakın bir arkadaşım vardı."
karînun
İskender Ali Mihr = Onlardan konuşan birisi: "Gerçekten benim bir yakınım vardı." dedi (der).
karînun
Diyanet İşleri = Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
karînun
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kim, rahmânı anmaktan yüz çevirirse ona bir Şeytan mûsâllat ederiz, artık o, arkadaş olur ona.
karînun
Abdullah Parlıyan = Kim Rahman'ın Kur'ân'ından yüz çevirirse, ona bir şeytanı sardırırız da, artık o onun yanından ayrılmaz ve devamlı kötülükleri telkin eden bir arkadaşı olur.
karînun
Adem Uğur = Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.
karînun
Ahmed Hulusi = Kim (dünyevî - dışa dönük şeylerle) Rahmân'ın zikrinden (Allâh Esmâ'sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) âmâ (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur!
karînun
Ahmet Tekin = Kim rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın övünç kaynağı Kur’ân’ından uzaklaşarak kör hale gelirse biz ona bir şeytan, bir şeytanî güç musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostu olur.
karînun
Ahmet Varol = Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse onun başına bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakını olur.
karînun
Ali Bulaç = Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.
karînun
Ali Fikri Yavuz = Her kim, Rahmân’ın zikrinden göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık bu, ona arkadaştır.
karînun
Ali Ünal = Kim, (takvaya bedel) Rahmân’ı hatırlayıp anmaktan bile bile yüz çevirir, (sanki O mevcut değilmiş ve kendisini görmüyormuş gibi bir hayat sürerse), ona bir şeytan sardırırız da, artık o şeytan onun ayrılmaz yoldaşı olur.