Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

karînun

  Sâffât / 51 -

 Diyanet İşleri = İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”

karînun

  Sâffât / 51 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Birisi söze gelir de der ki: Bir arkadaşım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Abdullah Parlıyan = İçlerinden biri şöyle diyecek: “Benim dünyada bir arkadaşım vardı…

karînun

  Sâffât / 51 -

 Adem Uğur = İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ahmed Hulusi = Onlardan biri dedi ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı. "

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ahmet Tekin = İçlerinden biri:'Benim bir arkadaşım vardı' der.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ahmet Varol = İçlerinden biri der ki: 'Benim bir yakınım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ali Bulaç = Bir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı."

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ali Fikri Yavuz = İçlerinden bir sözcü şöyle der: “- Gerçekten benim (dünyada) bir arkadaşım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ali Ünal = İçlerinden biri, “Benim çok yakınımda, benden ayrılmayan bir arkadaşım vardı;

karînun

  Sâffât / 51 -

 Bayraktar Bayraklı = İçlerinden biri, “Benim, bir arkadaşım vardı” der.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Bekir Sadak = (51-53) Iclerinden biri soyle der: «Benim bir dostum vardi, bana: 'Sen de mi, olup toprak ve kemik oldugumuz zaman dirilerek ceza gorecegimizi tasdik edenlerdensin?' derdi.»

karînun

  Sâffât / 51 -

 Celal Yıldırım = Onlardan bir sözcü şöyle der: Doğrusu bir yakınım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Cemal Külünkoğlu = (50-51) Cennet ehli (geçmiş hayatları hakkında) birbirine dönüp bir şeyler sorarlar. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”

karînun

  Sâffât / 51 -

 Diyanet İşleri (eski) = (51-53) İçlerinden biri şöyle der: 'Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi.'

karînun

  Sâffât / 51 -

 Diyanet Vakfi = İçlerinden biri: «Benim, bir arkadaşım vardı» der.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Edip Yüksel = İçlerinden biri der ki, 'Benim bir arkadaşım vardı.'

karînun

  Sâffât / 51 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İçlerinden bir söyliyen benim der: bir karînim vardı

karînun

  Sâffât / 51 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İçlerinden bir sözcü: «Benim bir arkadaşım vardı.»

karînun

  Sâffât / 51 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İçlerinden bir sözcü der ki: «Gerçekten benim bir arkadaşım vardı.»

karînun

  Sâffât / 51 -

 Gültekin Onan = Bir sözcü der ki: "Benim bir yakınım vardı."

karînun

  Sâffât / 51 -

 Harun Yıldırım = İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Hasan Basri Çantay = İçlerinden bir sözcü der ki : «Hakıykat, benim (dünyâda) bir arkadaşım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Hayrat Neşriyat = İçlerinden konuşan biri şöyle der: 'Doğrusu benim (dünyada) bir yakınım vardı.'

karînun

  Sâffât / 51 -

 İbni Kesir = İçlerinden bir sözcü der ki: Benim bir dostum vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Kadri Çelik = Onlardan bir sözcü der ki: “Benim (dünyada) bir yakınım vardı.”

karînun

  Sâffât / 51 -

 Muhammed Esed = İçlerinden biri şöyle diyecek: "Bakın, benim (yeryüzünde) bir arkadaşım vardı,

karînun

  Sâffât / 51 -

 Mustafa İslamoğlu = İçlerinden biri diyecek ki: "Bir zamanlar benim bir arkadaşım vardı;

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (50-51) Onların (o ehl-i cennetin) bazıları bazılarına karşı teveccüh ederek soruşturmaya başlarlar. Onlardan birisi der ki: «Benim (dünyada iken) muhakkak bir arkadaşım var idi.»

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ömer Öngüt = İçlerinden bir sözcü der ki: "Benim bir arkadaşım vardı. "

karînun

  Sâffât / 51 -

 Şaban Piriş = Onlardan biri: -Benim bir yakın arkadaşım vardı, der.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Sadık Türkmen = Içlerinden bir konuşmacı dedi ki: “Benim yakın bir arkadaşım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Seyyid Kutub = Onlardan biri: «Benim de bir arkadaşım vardı.»

karînun

  Sâffât / 51 -

 Suat Yıldırım = (51-53) Derken biri der ki: "Sahi, benim de yakın bir arkadaşım vardı. Yanıma gelir, iğneli iğneli "Sen de mi, derdi, bu masala inananlar arasında yer alıyorsun? Yani biz ölüp çürümüş kemik, toz toprak haline geldikten sonra, biz mi dirilip hesap vereceğiz, buna da inanılır mı?"

karînun

  Sâffât / 51 -

 Süleyman Ateş = Onlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı."

karînun

  Sâffât / 51 -

 Tefhim-ul Kuran = Onlardan bir sözcü der ki: «Benim bir yakınım vardı.»

karînun

  Sâffât / 51 -

 Ümit Şimşek = Sohbete katılanlardan biri der ki: 'Benim bir arkadaşım vardı.

karînun

  Sâffât / 51 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İçlerinden bir sözcü şöyle der: "Benim yakın bir arkadaşım vardı."

karînun

  Sâffât / 51 -

 İskender Ali Mihr = Onlardan konuşan birisi: "Gerçekten benim bir yakınım vardı." dedi (der).

karînun

  Sâffât / 51 -

 İlyas Yorulmaz = Onlardan birisi “Benim çok yakın bir arkadaşım vardı. ”

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Diyanet İşleri = Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve kim, rahmânı anmaktan yüz çevirirse ona bir Şeytan mûsâllat ederiz, artık o, arkadaş olur ona.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Abdullah Parlıyan = Kim Rahman'ın Kur'ân'ından yüz çevirirse, ona bir şeytanı sardırırız da, artık o onun yanından ayrılmaz ve devamlı kötülükleri telkin eden bir arkadaşı olur.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Adem Uğur = Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Ahmed Hulusi = Kim (dünyevî - dışa dönük şeylerle) Rahmân'ın zikrinden (Allâh Esmâ'sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) âmâ (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur!

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Ahmet Tekin = Kim rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın övünç kaynağı Kur’ân’ından uzaklaşarak kör hale gelirse biz ona bir şeytan, bir şeytanî güç musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostu olur.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Ahmet Varol = Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse onun başına bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakını olur.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Ali Bulaç = Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Ali Fikri Yavuz = Her kim, Rahmân’ın zikrinden göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık bu, ona arkadaştır.

karînun

  Zuhruf / 36 -

 Ali Ünal = Kim, (takvaya bedel) Rahmân’ı hatırlayıp anmaktan bile bile yüz çevirir, (sanki O mevcut değilmiş ve kendisini görmüyormuş gibi bir hayat sürerse), ona bir şeytan sardırırız da, artık o şeytan onun ayrılmaz yoldaşı olur.