Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve mâ halfe-hum
Diyanet İşleri = Onların önlerindekini de (yaptıklarını da), arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Bütün işler hep Allah’a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Bilir ne varsa önlerinde ve ne varsa artlarında ve bütün işler, dönüp Allah'a varır.
ve mâ halfe-hum
Abdullah Parlıyan = Seçtiği tüm elçilerin bildikleri sınırlıyken O, onlar hakkında olanı ve olacağı da bütünüyle bilmektedir. Çünkü bütün işler Allah'a döner.
ve mâ halfe-hum
Adem Uğur = Onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Ahmed Hulusi = Bilir onların geleceklerini de, geçmişlerini de. . . İşler Allâh'a rücu ettirilir.
ve mâ halfe-hum
Ahmet Tekin = Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı, bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu tek merci Allah’tır.
ve mâ halfe-hum
Ahmet Varol = O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Ali Bulaç = O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Ali Fikri Yavuz = Allah onların ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını bilir. Bütün işler (netice itibariyle ahirette) Allah’a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Ali Ünal = O, onların önlerinde ne var arkalarında ne varsa, (yapacaklarını da yaptıklarını da, onlara malûm olanı da meçhûl olanı da) bilir. Bütün işler neticede varır Allah’ta biter ve O, neye hükmederse o olur.
ve mâ halfe-hum
Bayraktar Bayraklı = Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Bekir Sadak = O, gecmislerini geleceklerini bilir. Butun isler Allah'a doner.
ve mâ halfe-hum
Celal Yıldırım = Onların önünde ve ardında olan her şeyi bilir. İşler ancak Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Cemal Külünkoğlu = O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, olanı da olacağı da bilir. Bütün işler yalnız Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Diyanet İşleri (eski) = O, geçmişlerini geleceklerini bilir. Bütün işler Allah'a döner.
ve mâ halfe-hum
Diyanet Vakfi = Onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Edip Yüksel = Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Her şeyin nihai kontrol ve yönetimi ALLAH'a aittir.
ve mâ halfe-hum
Elmalılı Hamdi Yazır = Hepsinin önlerindekini ve arkalarındakini bilir ve bütün işler hep Allaha irca' olunur
ve mâ halfe-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hepsinin önlerindekini ve arkalarındakini bilir; ve bütün işler hep Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Gültekin Onan = O önlerindekini ve arkalarındakini bilir ve (bütün) buyruklar Tanrı'ya döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Harun Yıldırım = Onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Hasan Basri Çantay = Onların Önlerindekini de, arkalarındakileri de bilir O. (Bütün) işler ancak Allaha döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Hayrat Neşriyat = Onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da)bilir. Ve (bütün) işler Allah’a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
İbni Kesir = Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Kadri Çelik = O, önlerindekini de arkalarındakini de bilmektedir. Bütün işler de Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Muhammed Esed = (bu elçilerin bildikleri sınırlıyken,) O onların gözleri önünde olanları da, onlardan gizli tutulanları da bütünüyle bilmektedir; çünkü her şey, tüm olaylar ve olgular (mebde ve me'ad olarak) Allah'a dönmektedir.
ve mâ halfe-hum
Mustafa İslamoğlu = (Yine) O onların bildiklerini de bilir, bilmediklerini de: neticede her iş ve oluş döner dolaşır Allah'a varır.
ve mâ halfe-hum
Ömer Nasuhi Bilmen = Onların ilerilerinde olanı da ve arkalarında olanı da bilir. Ve bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Ömer Öngüt = O, onların önlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Şaban Piriş = Onların önlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. Allah’adır işlerin dönüşü..
ve mâ halfe-hum
Sadık Türkmen = Onların önlerindekilerini/gördüklerini de, arkalarındakilerini/görmediklerini de bilir. Bütün işler hep Allah’a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Seyyid Kutub = O, onların önlerindekileri (geleceklerini) de bilir, arkada bıraktıklarını (geçmişlerini) de. Olup biten her şeyin son mercii O'dur.
ve mâ halfe-hum
Suat Yıldırım = O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, olanı da olacağı da bilir. Bütün işler yalnız Allah’a raci olur, onlar hakkındaki nihaî hükmü O verir.
ve mâ halfe-hum
Süleyman Ateş = Onların önlerinde ve arkalarında olan (bütün olayları, yaptıkları bütün işler)i bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Tefhim-ul Kuran = O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilmektedir. Bütün işler de Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
Ümit Şimşek = O, kullarının geçmişini de bilir, geleceğini de. Bütün işlerin dönüşü de Allah'adır.
ve mâ halfe-hum
Yaşar Nuri Öztürk = Onların önden gönderdiklerini de bilir, arkaya bıraktıklarını da. İş ve oluşlar Allah'a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
İskender Ali Mihr = O, onların önündekileri ve arkalarındakini (muhafız melekleri) bilir. Ve emirler Allah’a döndürülür.
ve mâ halfe-hum
İlyas Yorulmaz = Allah onların neyi yaptıklarını ve neyi de yapmayacaklarını da bilir. Bütün işlerin dönüşü Allah’a dır.
halfe-hum
Diyanet İşleri = Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.
halfe-hum
Abdulbaki Gölpınarlı = Savaşta üst gelirsen onları, izlerini izliyenlere de tesir edecek ve onları da korkutacak bir tarzda cezâlandır da bunu ansınlar, ibret alsınlar bundan.
halfe-hum
Abdullah Parlıyan = Onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler ibret alırlar.
halfe-hum
Adem Uğur = Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.
halfe-hum
Ahmed Hulusi = Eğer onları harpte yakalarsan, onlarla, onların arkalarında bulunanları dağıt ki ibret alsınlar.
halfe-hum
Ahmet Tekin = Bundan dolayı onları savaş sırasında yakalarsan, kendilerinden sonrakilere de gözdağı olacak şekilde ağır bir cezaya çarptır, belki ibret alırlar.
halfe-hum
Ahmet Varol = Onları savaşta yakalayacak olursan onlar(a karşı yapacağın uygulama) ile arkalarında olanları da dağıt. Olur ki ibret alırlar.
halfe-hum
Ali Bulaç = Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.
halfe-hum
Ali Fikri Yavuz = Onun için, o ahdlerini bozanları harbde yakalarsan kendilerine yapacağın ağır muamele ile arkalarındakileri dağıt. Olur ki düşünürler de ibret alıp ahdi bozmaktan sakınırlar.
halfe-hum
Ali Ünal = Eğer onları savaş içinde kıstırıp ele geçirecek olursan, onlara (hak ettikleri) öyle bir muamelede bulun ki, daha başka ve ayrıca arkadan gelip aynı şekilde davranacak diğer düşmanlara akıllarını başlarına toplayacak şekilde ibret olsun.