Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el fadlu
Abdulbaki Gölpınarlı = Bu lütuf ve ihsân, Allah'tandır ve Allah'ın her şeyi bilmesi yeter.
el fadlu
Abdullah Parlıyan = Bu lütuf Allah'tandır ve herşeyi bilici olarak Allah yeter.
el fadlu
Ahmed Hulusi = Bu fazl Allâh'tandır. Yeterlidir onlara Esmâ'sıyla hakikatleri olan Aliym Allâh!
el fadlu
Ali Fikri Yavuz = İşte itaatkârlara yapılan bu ihsan Allah’dandır. Her şeyi bilici olarak Allah kâfidir.
el fadlu
Ali Ünal = Bu, Allah’ın bahşettiği çok büyük bir lütuftur. (Ona kimlerin lâyık olduğunu, lâyık olanların kadrini ve herkesin derecesini) Allah’ın bilmiş olması yeter.
el fadlu
Celal Yıldırım = İşte bu bol nîmet, çok ihsan Allah'tandır. Allah'ın (her şeyi gereği gibi) bilmesi yeter.
el fadlu
Cemal Külünkoğlu = Bu, ihsan ve ikram Allah'ın lütfudur. (Bu ihsan ve ikrama mazhar olanların kadrini) Allah'ın biliyor olması yeter.
el fadlu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte bu lütuf Allah'tandır. Yeter ki bilen Allah olsun.
el fadlu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
el fadlu
Harun Yıldırım = İşte bu Allah’tan bir lütuftur. Şüphesiz ki Alîm olarak Allah yeter.
el fadlu
Hasan Basri Çantay = Bu, Allahdan bir lutf-ü inâyetdir. (Her şey'i) hakkıyle bilici olarak Allah yeter.
el fadlu
Hayrat Neşriyat = Bu lütuf, Allah’dandır! (Ona mazhar olanı) hakkıyla bilici olarak da Allah yeter!
el fadlu
İbni Kesir = Bu büyük lütuf, Allah'tandır. Allah; her şeyi bilici olarak kafidir.
el fadlu
Muhammed Esed = Bu, Allahın lütfudur; ve hiç kimse Allahın sahip olduğu bilgiye sahip olamaz.
el fadlu
Mustafa İslamoğlu = Bu Allah'ı bir lutfudur; ve (bunu birinin bilmesi gerekiyorsa) her şeyi bilen Allah yeter.
el fadlu
Ömer Nasuhi Bilmen = İşte bu fazl, Allah Teâlâ'dandır. Ve Hak Teâlâ bihakkın bilici olarak kâfidir.
el fadlu
Ömer Öngüt = İşte (itaatkârlara yapılan) bu ihsan Allah'tandır. Her şeyi bilici olarak Allah yeter.
el fadlu
Suat Yıldırım = Bu, Allah’tan bir lütuftur. Bu lütfa lâyık olanların kadrini Allah’ın bilmesi yeter de artar!
el fadlu
Ümit Şimşek = Bu Allah'tan gelen lütuftur. Allah'ın herşeyi biliyor olması ise kâfidir.
el fadlu
Yaşar Nuri Öztürk = Böylesi bir beraberlik Allah'ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter.
el fadlu
İskender Ali Mihr = İşte bu fazl (büyük ihsan) Allah’tandır. Ve Allah, “en iyi bilen olarak” kâfidir.
el fadlu
İlyas Yorulmaz = Bu mükafaatlar Allah dan bir lütuftur. Allah her şeyi bilen olarak yeter.
fadlun
Diyanet İşleri = Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım.”
fadlun
Abdulbaki Gölpınarlı = Size Allah'tan bir lütuf ve ihsân gelince de onunla sizin aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi keşke diyecek, ben de onlarla berâber olsaydım da ben de o büyük lütfa nail olsaydım, ben de muradıma erseydim.
fadlun
Abdullah Parlıyan = Ama Allah'tan size bir zafer ihsan edildiğinde aranızda hiçbir sevgi ve dostluk yokmuş gibi davranarak “Keşke onlarla beraber bulunsaydım da, ben de büyük bir başarı elde etseydim” diyeceklerdir.
fadlun
Adem Uğur = Eğer Allah'tan size bir lütuf erişirse -sanki sizinle onun arasında (zahirî) bir dostluk yokmuş gibi- "Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım!" der.
fadlun
Ahmed Hulusi = Eğer size Allâh'tan bir lütuf (ile başarı) erişir ise, sanki sizinle arasında beraberliği getirecek yakınlık yokmuşçasına, "Keşke onlarla beraber olsaydım da o büyük başarıdan hisse alsaydım" der.
fadlun
Ahmet Tekin = Eğer Allah’tan size bir lütuf ve zafer ihsan edilirse, sanki onunla sizin aranızdaki sevgi, yalancıktan değilmiş gibi, 'Keşke onlarla beraber olsaydım da, mutlu olup, büyük bir ganimete kavuşsaydım' der.
fadlun
Ahmet Varol = Size Allah tarafından bir lütuf eriştiğinde de sanki sizinle onun arasında bir sevgi bağı yokmuş gibi: 'Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da büyük bir kazanç sağlasaydım' der.
fadlun
Ali Bulaç = Eğer size Allah'tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; "Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük 'kurtuluş ve mutluluğa' erseydim."
fadlun
Ali Fikri Yavuz = Ve eğer size, Allah’dan fetih ve ganimet gibi bir lütuf gelirse, sanki kendisi ile aranızda hiç bir tanışıklık olmamış gibi muhakkak şöyle diyecektir: “- Ah, keşki ben de onlarla beraber olaydım da büyük bir nimet ve ganimete ereydim!”
fadlun
Ali Ünal = Ama Allah’tan size bir nimet ve inayet, galibiyet ve ganimet eriştiğinde ise, sanki daha önceden aranızda bir tanışıklık yokmuş, sizinle birlikte yaşamıyormuş, dolayısıyla sizinle çıkmasına bir engel varmış gibi, “Ah, ne olurdu! Ben de onlarla beraber olaydım da büyük bir ganimete konaydım!” diye sızlanır.