Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
fîmâ
Diyanet İşleri = Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah, kıyâmet günü, ne hususta aykırılığa düştüyseniz, aranızda hükmeder sizin.
fîmâ
Abdullah Parlıyan = Çünkü üzerinde ayrılığa düştüğünüz tüm konularda, kıyamet günü aranızda hüküm verecek olan Allah'tır.
fîmâ
Adem Uğur = Allah kıyamet gününde, ihtilâf etmekte olduğunuz konulara dair aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Ahmet Tekin = Allah, Kıyamet günü ihtilâf çıkarmakta olduğunuz konularda, mü’minlerle kâfirler arasında, haklı ile haksızı ayıran hükmünü verecektir.
fîmâ
Ahmet Varol = Allah kıyamet günü hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerde aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Ali Bulaç = "Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir."
fîmâ
Ali Fikri Yavuz = (Ey müminlerle kâfirler), muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.
fîmâ
Ali Ünal = Allah, üzerinde ihtilâf edegeldiğiniz konularda Kıyamet Günü aranızdaki hükmünü verecektir.
fîmâ
Bayraktar Bayraklı = Allah, kıyamet gününde, aranızda ayrılığa düştüğünüz konularda hükmünü verecektir.
fîmâ
Bekir Sadak = (67-69) Her ummete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Oyleyse, bu konuda seninle cekismelerine firsat verme; Rabbine davet et, sen suphesiz dogru yol uzerindesin. Seninle tartisirlarsa: «Allah yaptiginizi cok iyi bilir; ayriliga dustugunuz seyler hakkinda, kiyamet gunu aranizda Allah hukmedecektir» de.
fîmâ
Celal Yıldırım = Allah Kıyamet günü görüş ayrılığına düştüğünüz şeyler hakkında aranızda hükmedecektir.
fîmâ
Cemal Külünkoğlu = Allah, ihtilafa düştüğünüz şeylerde kıyamet günü aranızda hükmedecektir.
fîmâ
Diyanet İşleri (eski) = (67-69) Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: 'Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir' de.
fîmâ
Diyanet Vakfi = Allah kıyamet gününde, ihtilâf etmekte olduğunuz konulara dair aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Edip Yüksel = Tartıştığınız konularda, diriliş günü aranızda ALLAH hüküm verecektir.
fîmâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında Kıyamet günü Allah aranızda hukmünü verecek
fîmâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.
fîmâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.
fîmâ
Gültekin Onan = "Tanrı, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir."
fîmâ
Harun Yıldırım = Allah kıyamet gününde, ihtilâf etmekte olduğunuz konulara dair aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Hasan Basri Çantay = Hakkında ihtilâf edegeldiğiniz şeylere âid hükmünü aranızda Allah kıyamet günü verecekdir.
fîmâ
Hayrat Neşriyat = Allah kıyâmet günü, üzerinde ihtilâfa düşmekte olduğunuz şeyler hakkında aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
İbni Kesir = İhtilafa düştüğünüz şeylerde Allah; kıyamet günü aranızda hükmedecektir.
fîmâ
Kadri Çelik = “Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilaf etmekte olduğunuz şey hakkında aranızda hükmedecektir.”
fîmâ
Muhammed Esed = (Çünkü) üzerinde ayrılığa düşegeldiğiniz tüm konularda Kıyamet Günü aranızda hüküm verecek olan Allah'tır.
fîmâ
Mustafa İslamoğlu = Allah, tartışıp durduğunuz konuda Kıyamet Günü aranızdaki hükmü verecektir.
fîmâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Allah, kendisinde ihtilaf eder olmuş olduğunuz şeyler hakkında Kıyamet günü aranızda hükmedecektir.
fîmâ
Ömer Öngüt = Allah, ayrılığa düştüğünüz hususlarda kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Şaban Piriş = Anlaşmazlığa düştüğünüz konularda Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Sadık Türkmen = Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
Seyyid Kutub = Allah, kıyamet günü görüş ayrılığına düştüğünüz konulara ilişkin hükmünü verecektir.
fîmâ
Suat Yıldırım = O büyük duruşma günü, hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda aranızdaki nihaî hükmü Allah verecektir.
fîmâ
Süleyman Ateş = "Allâh kıyâmet günü, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedecek (haklıyı, haksızı ayıracak)tır."
fîmâ
Tefhim-ul Kuran = «Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düşmekte olduğunuz şey hakkında aranızda hükmedecektir.»
fîmâ
Ümit Şimşek = Anlaşmazlığa düştüğünüz şey hakkında, kıyamet günü Allah hükmünü verecektir.
fîmâ
Yaşar Nuri Öztürk = Allah, tartışmakta olduğunuz konuda kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.
fîmâ
İskender Ali Mihr = Allah, kıyâmet günü, hakkında ihtilâf etmiş olduğunuz şeyler konusunda sizin aranızda hükmedecek.
fîmâ
İlyas Yorulmaz = “Allah ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü elbette ki hükmünü verecektir. ”
fîmâ
Diyanet İşleri = (99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
fîmâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Belki iyi işler işlerim ve zâyi ettiğim ömrü telâfî ederim. Hayır, boş bir söz, onun söylediği söz. Onların önlerinde, diriltilip mezarlarından çıkarılacakları güne dek bir berzah var.
fîmâ
Abdullah Parlıyan = ki, terkettiğim dünyada belki de yararlı bir iş yaparım…” Hayır, bu onun söylediği boş ve anlamsız bir sözden ibarettir. Çünkü dünyayı terketmiş olanların ardında, yeniden diriltilecekleri güne kadar aşılması imkansız bir engel vardır.
fîmâ
Adem Uğur = Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.
fîmâ
Ahmed Hulusi = "Tâ ki (önemsemeyip) uygulamadığım şeylerde (iman üzere yaşamda, kuvveden fiile çıkarmadıklarımda) sonsuz geleceğime yararlı çalışmalar yapayım!". . . Hayır (geri dönüş asla mümkün değil)! Öyle bir şey söyler ki geçerliliği yoktur (sistemde yeri yoktur)! Arkalarında yeniden bâ's olunacakları sürece kadar, bir berzah (boyutsal farklılık) vardır (geri dönemezler; reenkarnasyon da {ikinci defa dünya yaşamı} mümkün değildir)!
fîmâ
Ahmet Tekin = 'Boşa vakit geçirdiğim dünyada Allah’ın birliğini kabul ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçireyim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayayım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olayım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyeyim.' der. Hayır, onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların, yeniden diriltilecekleri güne kadar, geriye, hayata dönmelerini engelleyen bir Berzah âlemi vardır.
fîmâ
Ahmet Varol = Olur ki terkettiğim (dünya)da iyi işler işlerim.' Hayır. Bu sadece onun söylediği bir sözdür. Önlerinde diriltilecekleri güne kadar (duracak) bir engel vardır.
fîmâ
Ali Bulaç = "Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.
fîmâ
Ali Fikri Yavuz = Tâ ki, ben terk ettiğim imanı yerine getirib salih bir amelde bulunayım.” Hayır (artık dünyaya dönülmez), müşriklerden her birinin söylediği bu sözler, söyleyene ait faydasız bir lâfdır. Önlerinde ise bir mezar vardır; diriltilecekleri güne kadar oradadırlar.
fîmâ
Ali Ünal = “Bu takdirde, yaşarken yanlış yaptığım ve yapmam gerekirken yapmadığım her hususta gerekeni en iyi şekilde yerine getiririm.” Ne mümkün! Bu (temenni), onun söylediği manâsız bir söz olmaktan öte gitmez. Artık onların önünde, diriltilecekleri güne kadar bir berzah (ara hayat, ara dönem) vardır.