Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Diyanet İşleri = Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kötülüğü, en güzel bir huyla defet, biz, onların neler dediğini, bizi ne çeşit tavsîf ettiklerini daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Abdullah Parlıyan = Fakat onlar ne söylerlerse ve ne yaparlarsa yapsınlar, sen onların istediği kötülüğü, en iyi yol hangisi ise onunla karşılık ver. Çünkü onların bize yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen biziz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Adem Uğur = Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ahmed Hulusi = Kötülüğü (bâtılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile defet! Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ahmet Tekin = Sen, kötülüğü en güzel metodu kullanarak, anarşiyi, kargaşayı, devlet teşkilâtıyla önleyerek gider. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri iyi biliyoruz?'

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ahmet Varol = Kötülüğü en güzel olanla sav. Onların nitelendiregeldiklerini biz daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ali Bulaç = Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ali Fikri Yavuz = Sen, kötülüğü en güzel hasletle (sabır ve iyilikle) bertaraf et. Biz onların ne yalan ve küfür uydurduklarını daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ali Ünal = (Ancak onlar nasıl davranırlarsa davransınlar,) sen yine de kötülüğü en güzel tarzda sav. Biz, onların Bizim hakkımızda da senin hakkında da ne asılsız iddia ve iftiralarda bulunduklarını elbette çok iyi biliyoruz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Bayraktar Bayraklı = Kötülüğü, en iyi olan ile sav! Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Bekir Sadak = Kotulugu en iyi ile sav. Onlarin vasiflandirmalarini Biz daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Celal Yıldırım = Sen o kötülüğü en güzeli ile savıp karşılık ver. Biz onların vasfettiklerini daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Cemal Külünkoğlu = (Fakat yine de sen, sana yaptıkları) kötülüğü en iyi davranışla defet! Biz onların asılsız yakıştırmalarını herkesten iyi biliyoruz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Diyanet İşleri (eski) = Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Diyanet Vakfi = (Fakat, onlar ne söylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (çünkü) onların (Bize) yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen Biziz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Edip Yüksel = Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Sen o kötülüğü en güzel olan hasletle def'et, biz, onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sen kötülüğü en güzel bir usûlde defet! Çünkü biz onların vasıflandırmakta oldukları şeyi çok iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Gültekin Onan = Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Harun Yıldırım = Sana yaptıkları kötülüğü en iyi davranışla karşıla. Biz onların asılsız yakıştırmalarını herkesten iyi biliyoruz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Hasan Basri Çantay = Sen kötülüğü en güzel (haslet) le defet. Biz onların neler vasf etmekde olduklarını çok iyi bileniz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Hayrat Neşriyat = Kötülüğü, daha güzel olan bir şey ile def' et; biz, onların isnâd etmekte oldukları vasıfları en iyi bileniz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 İbni Kesir = Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelendirmekte olduklarını Biz, çok daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Kadri Çelik = Kötülüğü, en güzel olanla uzaklaştır; biz onların nitelendirdiği şeyleri en iyi bileniz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Muhammed Esed = (Fakat, onlar ne söylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (çünkü) onların (Bize) yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen Biziz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Mustafa İslamoğlu = Her çirkin saldırıya karşı öyle bir savunma yap ki, en güzeli, en uygunu o olsun; Biz onların yakıp yakıştırdıklarını elbette biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Sen o kötülüğü en güzel olan şey ile defet. Biz onların neler ile vasfeder olduklarını daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ömer Öngüt = Sen kötülüğü en güzel bir usûlde defet! Çünkü biz onların vasıflandırmakta oldukları şeyi çok iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Şaban Piriş = Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Sadık Türkmen = Sen kötülüğü, en iyi şekilde gider/sav/defet! Biz, onların yakıştırdıkları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Seyyid Kutub = Sana yaptıkları kötülüğü en iyi davranışla karşıla. Biz onların asılsız yakıştırmalarını herkesten iyi biliyoruz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Suat Yıldırım = Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de kötülüğü en iyi tarzda sav. Biz onların, senin hakkındaki asılsız iddialarını pek iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Süleyman Ateş = Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Tefhim-ul Kuran = Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Ümit Şimşek = Sen kötülüğü en güzel olan şeyle sav. Onların yakıştırdıklarını Biz biliyoruz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 Yaşar Nuri Öztürk = En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 İskender Ali Mihr = Seyyiati (kötülüğü), en güzel olanla yok et. Biz, (onların) vasıflandırdıklarını en iyi biliriz.

es seyyiete

  Mü’minûn / 96 -

 İlyas Yorulmaz = Sen yinede kötülüğü en güzel bir şekilde uzaklaştır. Biz onların vasıflandırdıklarını en iyi bileniz.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Diyanet İşleri = Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, Rablerinin rızâsını dileyerek sabrederler, namaz kılarlar, kendilerini rızıklandırdığımız şeyden, gizli ve açık harcarlar ve kötülüğü iyilikle giderirler. Öyle kişilerdir onlar ki onlarındır güzel sonuç.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Abdullah Parlıyan = Ve yine onlar ki, Rablerinin rızasını arzu ederek her türlü güçlüklere göğüs gerip, namazda kararlılık gösterirler, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli açık başkaları için harcarlar ve kötülükleri iyiliklerle savarlar. İşte bunlar için, öyle güzel bir sonuç vardır ki.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Adem Uğur = Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Ahmed Hulusi = Yine onlar Rablerinin vechini (cennet yaşamı olan rabbanî kuvvelerin açığa çıkışı yaşamını) arzulayarak sabrettiler (mevcut şartlarına); salâtı ikame ettiler ve kendilerinde açığa çıkardığımız yaşam gıdasından gizli ve açık olarak bağışta bulundular. . .  Yaptıkları yanlışları (arkasından yapacakları) güzel fiillerle yok ederler. . . İşte onlarındır geleceğin vatanı!

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Ahmet Tekin = Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla, sabrederek mücadeleye devam edenler, namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten gizli ve açık Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenler, devletle, iyilikle, güzel metotlar kullanarak kötülüğü, anarşiyi ortadan kaldıranlardır. İşte dünya hayatının mutlu sonucu, âhiret saadeti onlarındır.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Ahmet Varol = Onlar Rabblerinin rızasını dileyerek sabreder, namazı kılar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak eder ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte bu (dünya) yurdun(un) sonu onlar içindir.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Ali Bulaç = Ve onlar, Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Ali Fikri Yavuz = Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı gereği üzere kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr harcarlar, kötülüğü de iyilikle savarlar, işte bunlar (adı geçenler var ya), ahiret saadeti onlar içindir.

bi el haseneti es seyyiete

  Ra’d / 22 -

 Ali Ünal = Yine onlardır ki, Rabbilerinin rızasını kazanma arzu ve iştiyakıyla (O’nun yolunda karşılaştıkları her zorluğa) sabreder, namazı bütün şartlarına riayet ederek vaktinde ve aksatmadan kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz her şeyden (Allah yolunda ve muhtaçlar için) gizli ve açık infakta bulunur ve kötülüğü daima iyilikle savarlar. Onlarındır nihaî Âhiret yurdu: