Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ellezîne istekberû
Diyanet İşleri = Büyüklük taslayanlar, “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz” dediler.
ellezîne istekberû
Abdulbaki Gölpınarlı = O ululanmak isteyenler, o kibirliler, dediler ki: Hiç şüphe yok ki biz, sizin inandıklarınızı inkâr ettik, kâfir olduk.
ellezîne istekberû
Abdullah Parlıyan = Büyüklük peşinde olanlarsa: “Bakın sizin o iman ettiğiniz şeyin, Allah'tan gelen bir gerçek olduğunu kabul etmeyiz” dediler.
ellezîne istekberû
Adem Uğur = Büyüklük taslayanlar: “Biz sizin inandığınızı inkâr edenleriz. ” dediler.
ellezîne istekberû
Ahmed Hulusi = O kendini beğenmiş kibirliler: "Gerçek ki, biz sizin o iman ettiğinizi, inkâr edenleriz" dediler.
ellezîne istekberû
Ahmet Tekin = Büyüklük taslayan serkeş zorbalar ise:'Biz, sizin inandığınız şeyleri inkâr ediyoruz' dediler.
ellezîne istekberû
Ahmet Varol = Bunun üzerine büyüklenenler: 'Biz de sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz' dediler.
ellezîne istekberû
Ali Bulaç = Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: "Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız."
ellezîne istekberû
Ali Fikri Yavuz = O kibirlenerek iman etmiyenler, “ - Doğrusu biz, o sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr eden kâfirleriz.” dediler.
ellezîne istekberû
Ali Ünal = Büyüklük taslayan o zalimler ise, “Siz neye inanmışsanız, işte biz de onu bütünüyle inkâr ediyoruz!” diye mukabele bulunurdu.
ellezîne istekberû
Bayraktar Bayraklı = Büyüklük taslayanlar, “Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz” dediler.
ellezîne istekberû
Bekir Sadak = (76-77) Buyukluk taslayanlar, «Sizin inandiginizi biz inkar ediyoruz» dediler ve disi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruguna bas kaldirdilar, «Ey Salih, eger sen peygambersen bizi tehdit ettigin azaba ugrat bakalim» dediler.
ellezîne istekberû
Celal Yıldırım = (76-77) Büyüklük taslayanlar, «biz sizin imân ettiğiniz şeyi inkâr ediyoruz» dediler ve o yüzden devenin bacaklarını kesip onu yere devirdiler de Rablarının buyruğuna baş kaldırıp tuğyan ettiler ve: «Ey Salih ! Eğer (cidden) peygamberlerden isen bizi tehdîd edip durduğun azabı haydi getir görelim» dediler.
ellezîne istekberû
Cemal Külünkoğlu = Büyüklük taslayanlar dediler ki: “Biz de sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr ediyoruz.”
ellezîne istekberû
Diyanet İşleri (eski) = (76-77) Büyüklük taslayanlar, 'Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz' dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, 'Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım' dediler.
ellezîne istekberû
Diyanet Vakfi = Büyüklük taslayanlar dediler ki: «Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz.»
ellezîne istekberû
Edip Yüksel = Büyüklük taslayanlar, 'Biz, sizin inandığınız şeyi inkar ediyoruz,' dediler.
ellezîne istekberû
Elmalılı Hamdi Yazır = O kibirlerine yediremiyenler doğrusu, dediler: biz o sizin iyman ettiğiniz şeye kâfirleriz
ellezîne istekberû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = O kibirlerine yediremeyenler: «Doğrusu biz, sizin inandığınız şeye inanmıyoruz!» dediler.
ellezîne istekberû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Büyüklük taslayanlar: «Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!» dediler.
ellezîne istekberû
Gültekin Onan = Büyüklenenler (şöyle) dedi: "Biz de gerçekten sizin inandığınıza küfredenleriz."
ellezîne istekberû
Harun Yıldırım = Büyüklenenler de dediler ki: “Elbette biz de sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr edenleriz!”
ellezîne istekberû
Hasan Basri Çantay = (Yine) o kibirlenen kimseler: «Biz, doğrusu o sizin îman etdiğinizi inkâr ile kâfir olanlarız» dedi (ler).
ellezîne istekberû
Hayrat Neşriyat = O büyüklük taslayanlar: 'Doğrusu biz (de sizin) kendisine îmân ettiğiniz şeyi inkâr eden kimseleriz!' dedi(ler).
ellezîne istekberû
İbni Kesir = Büyüklük taslayanlar dediler ki: Biz, doğrusu sizin iman ettiğinizi inkar edenleriz.
ellezîne istekberû
Kadri Çelik = Büyüklük taslayanlar, “Şüphesiz biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edicileriz” dediler.
ellezîne istekberû
Muhammed Esed = Büyüklük peşinde olanlarsa: "Bakın" dediler, "sizin o kadar emin olduğunuz şeyi biz asla doğru bulmuyoruz!"
ellezîne istekberû
Mustafa İslamoğlu = Büyüklük taslayanlarsa: "Biz" dediler, "Sizin iman etmeye değer bulduğunuz şeyin inkarcısıyız!"
ellezîne istekberû
Ömer Nasuhi Bilmen = Kendilerini büyük görenler ise dedi ki: «Biz muhakkak sizin o imân ettiğiniz şeye kâfirleriz.»
ellezîne istekberû
Ömer Öngüt = Büyüklük taslayanlar: “Biz sizin inandığınızı inkâr edenleriz. ” dediler.
ellezîne istekberû
Şaban Piriş = Büyüklük taslayanlar ise: -Biz de sizin iman ettiklerinizi tanımıyoruz, dediler.
ellezîne istekberû
Sadık Türkmen = Büyüklük taslayanlar dediler ki: “Biz de gerçekten kendisine inandığınız şeyi tanımayıp inkâr edenleriz.”
ellezîne istekberû
Seyyid Kutub = Kendini beğenmişler de onlara 'Biz sizin inandığınızı inkâr ediyor, reddediyoruz' dediler.
ellezîne istekberû
Suat Yıldırım = O kibirlenenler ise, "Doğrusu, biz sizin iman ettiğiniz şeyi inkâr ediyoruz." dediler.
ellezîne istekberû
Süleyman Ateş = Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkâr edenleriz!" dediler.
ellezîne istekberû
Tefhim-ul Kuran = Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: «Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız.»
ellezîne istekberû
Ümit Şimşek = Büyüklük taslayanlar ise, 'Sizin inandığınız şeyi biz reddediyoruz' dediler.
ellezîne istekberû
Yaşar Nuri Öztürk = Kibre sapanlar şöyle konuştu: "Biz sizin inandığınızı inkar edenleriz."
ellezîne istekberû
İskender Ali Mihr = Kibirlenenler şöyle dedi: “Muhakkak biz, sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz.”
ellezîne istekberû
İlyas Yorulmaz = Büyüklenenler de “Biz sizin inandıklarınızı inkar edenleriz” dediler.
li ellezîne istekberû
Diyanet İşleri = İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler.
li ellezîne istekberû
Abdulbaki Gölpınarlı = Hepsi de toplanıp Allah'ın tapısına çıkar; zayıflar, ululanan büyüklere şüphe yok ki derler, biz size uymuştuk, Allah'ın azâbından bir kısmını olsun bizden defedebilir misiniz? Onlar da Allah bizi doğru yola sevketseydi biz de size doğru yolu gösterirdik derler, artık ağlayıp sızlasak da bir bizim için, sabredip katlansak da; sığınacak hiçbir yerimiz yok.
li ellezîne istekberû
Abdullah Parlıyan = Ve o yargı gününde, insanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacaklar; işte o zaman zayıf olanlar, bir vakitler büyüklük taslamış olanlara derler ki: “Doğrusu bizler size uymuştuk. Allah'ın azabından bir kısmını olsun bizden defedebilir misiniz?” Onlar da: “Allah bizi doğru yola sevketseydi, biz de size doğru yolu gösterirdik” derler. “Artık ağlayıp sızlasak da, hakettiğimiz azaba katlansak da bizim için sonuç aynıdır, sığınacak hiçbir yerimiz yok” derler.
li ellezîne istekberû
Adem Uğur = (Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur."
li ellezîne istekberû
Ahmed Hulusi = Hepsi Allâh için, her yönleriyle, topluca ortadadırlar! Zayıflar, büyüklük taslayanlara: "Gerçekten biz, size tâbi olanlar idik. . . (Şimdi) Allâh'ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?". . . (Büyüklenenler) dediler ki: "Eğer Allâh bize hidâyet etseydi, elbette biz de size hidâyet ederdik. . . (Şimdi) sızlanıp feryat etsek de yahut sabretsek de bize eşittir. . . (Zira) bizim kaçış yerimiz yoktur. "
li ellezîne istekberû
Ahmet Tekin = Kıyamet günü, insanların hepsi kabirlerinden fırlayarak mahşere, Allah’ın huzuruna çıkacaklar. Zavallılar, zayıflar, büyüklük taslayan zorba iktidar sahiplerine:'Bizler size tâbi olmuştuk. Şimdi siz Allah’ın azâbının, ondan bir parça bir şeyin bize uygulanmasını engelleyebilir misiniz?' diyecekler. Onlarsa:'Allah bizi hidayete erdirme lütfunda bulunsaydı, biz de sizi doğru yola sevkederdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de birdir. Bugün azaptan kaçarak sığınacak bir yer yoktur.' derler.
li ellezîne istekberû
Ahmet Varol = Hep birlikte Allah'ın huzuruna çıkarlar. Zayıflar büyüklenenlere derler ki: 'Biz size uymuştuk. Şimdi siz Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?' Onlar da şöyle derler: 'Allah bizi doğru yola eriştirseydi şüphesiz biz de sizi doğru yola yöneltirdik. Şimdi sızlansak da katlansak da bizim için birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yok!'
li ellezîne istekberû
Ali Bulaç = Onların tümü toplanıp (kıyamette) Allah'ın huzuruna çıktılar da zayıflar (müstaz'aflar) büyüklük taslayanlara (müstekbirlere) dedi ki: "Şüphesiz, biz size tâbi idik; şimdi siz, bizden Allah'ın azabından herhangi bir şeyi önleyebiliyor musunuz?" Dediler ki: "Eğer Allah bize doğru yolu gösterseydi biz de sizlere doğru yolu gösterirdik. Şimdi yakınsak da, sabretsek de farketmez, bizim için kaçacak bir yer yoktur."
li ellezîne istekberû
Ali Fikri Yavuz = Kıyamet gününde hepsi Allah’ın huzuruna çıkıp, bayağı ve düşük fikirli kimseler, bağlı oldukları önderlerine şöyle derler: “- Biz sizin bağlılarınızdık. Şimdi siz, üzerimizden Allah’ın azabından zerrece bir şey kaldırabiliyor musunuz?” Önderleri de derler ki” -Eğer Allah bize hidayet verseydi, muhakkak biz de size doğru yolu gösterirdik. şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için fark yok, bize hiç bir kurtuluş yok...”
li ellezîne istekberû
Ali Ünal = (Kıyamet Günü bütün nesiller) Allah’ın huzuruna çıktığında, (dünyada iken) zayıf görülenler, karşılarında üstünlük taslayan ve onlara zulmedenlere şöyle derler: “Dünyada biz size tâbi idik. Acaba şimdi bize bir faydanız olur da, Allah’ın azabı karşısında bizden en ufak bir şey savabilir misiniz?” Diğerleri, şöyle karşılık verirler: “Eğer Allah bize hidayet vermiş olsaydı, biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi artık sızlansak da sabretsek de bizim için hiçbir şey değişmeyecektir; kaçıp sığınacağımız herhangi bir yer de yok.”