Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Diyanet İşleri = Bak, Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hele bak, Allah'a nasıl iftirâ ediyor, ona yalan isnat ediyorlar ve yeter bu apaçık suç onlara.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Abdullah Parlıyan = Bakın, Allah'a karşı nasıl da yalan uyduruyorlar. Bundan daha açık bir günah olamaz.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Adem Uğur = Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ahmed Hulusi = Bak nasıl yalanla Allâh'a iftira ediyorlar! Bundan daha açık suç olmaz!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ahmet Tekin = İbret nazarıyla bak, nasıl da, Allah adına yalan uyduruyorlar. Bile bile işlenmiş âşikâr bir günah olarak bu onlara yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ahmet Varol = Onların Allah'a karşı nasıl yalan uydurduklarına bak! Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ali Bulaç = Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ali Fikri Yavuz = Bak! Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar! Bu yanlış inançları, açık bir günah olarak (onlara) yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ali Ünal = Bak, nasıl da Allah adına yalan uydurup O’na iftira ediyorlar! Ki bu yaptıkları, onlara apaçık bir günah olarak fazlasıyla yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Bayraktar Bayraklı = Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; iğrenç bir günah olarak bu onlara yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Bekir Sadak = Allah'a nasil yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apacik bir gunah olarak yeter. *

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Celal Yıldırım = Bak, Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar! Açık günah olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Cemal Külünkoğlu = Bak Allah'a karşı nasıl yalan uydurup iftira ediyorlar. Bu, apaçık bir günah olarak (onlara) yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Diyanet İşleri (eski) = Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Diyanet Vakfi = Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Edip Yüksel = Bak, nasıl da yalan yere ALLAH'a iftira ediyorlar. Büyük bir hakaret olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bak Allaha karşı nasıl yalan uyduruyorlar, açık günah da bu yeter

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Bak, Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar! Bu apaçık bir günah olarak yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Gültekin Onan = Tanrı'ya karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Harun Yıldırım = Bak nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar. Şüphesiz ki apaçık bir günah olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Hasan Basri Çantay = Bak, Allaha karşı nasıl olmadık yalan düzüyorlar? Bu, apaçık bir günâh olmak bakımından, (onlara) yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Hayrat Neşriyat = Bak, nasıl Allah’a karşı yalan uyduruyorlar! Hâlbuki apaçık bir günah olarak bu(onlara) yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 İbni Kesir = Bir bak; Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar? Apaçık bir günah olarak bu, yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Kadri Çelik = Allah'a nasıl yalan uydurduklarına bir bak! Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Muhammed Esed = Bak, kendi uydurduklarını nasıl da Allaha isnat ediyorlar? Bundan daha açık bir günah olamaz.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Mustafa İslamoğlu = Bak, kendi uydurduklarını nasıl da Allah'a atıyorlar? (Onların pek de temiz olmadıklarına) bu aşikar günah yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bak Allah Teâlâ'ya karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Bu açık bir günah olmak için kâfidir.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ömer Öngüt = Bak! Nasıl da Allah'a yalan yere iftira ediyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Şaban Piriş = Allah’a karşı nasıl yalan uydurduklarına bak, bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Sadık Türkmen = Bak, Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Seyyid Kutub = Baksana Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar? Bu tek başına yeterli bir apaçık günahtır.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Suat Yıldırım = Bak nasıl da Allah adına yalan uydurup O’na iftira ediyorlar! Bu da, onlara belli bir günah olarak fazlasıyla yeter!

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Süleyman Ateş = Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günâh olarak bu (onlara) yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Tefhim-ul Kuran = Allah'a karşı nasıl yalan düzüp uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Ümit Şimşek = Bir bak, nasıl da Allah adına yalan uyduruyorlar! Bu kadarı, apaçık bir günah olarak onlara yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bir bak, nasıl yalan düzüp iftira ediyorlar Allah'a! Açık günah olarak bu yeter.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 İskender Ali Mihr = Bak, Allah’a nasıl yalanla iftira ediyorlar ve (bu) ona apaçık bir günah olarak kâfidir.

el kezibe

  Nisâ / 50 -

 İlyas Yorulmaz = Bak (kendilerini Allah’ın yanında temiz olduklarını iddia etmekle) Allah adına nasılda yalan uyduruyorlar, bu apaçık bir günah olarak, onlara yeter.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Diyanet İşleri = Allah, ne “Bahîre”, ne “Sâibe”, ne “Vasîle”, ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah, ne bahîreyi meşru kılmıştır, ne sâibeyi, ne vasîlayı, ne de hâmı; fakat kâfir olanlar, Allah'a, yalan yere iftirâ ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Abdullah Parlıyan = Bazı hayvan cinslerinin, batıl inanç ve düşüncelerle binilmemesi, kesilmemesi ve batıl ilahlara adanması şeklinde işaretlenmesi ve insanların kullanımından alıkonması, Allah'ın emri değildir. Ama Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırırlar ve onların çoğu akıllarını asla kullanmazlar.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Adem Uğur = Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Ahmed Hulusi = Allâh Bahire, Saibe, Vasıyle ve Ham (isimleriyle tanımlanan bir kısım kurbanlıklar) diye bir şey hükmetmemiştir (bu bir kısım insanların uydurmacılık geleneğidir). Ne var ki, hakikat bilgisini inkâr edenler, Allâh üzerine yalan uyduruyorlar! Onların çoğunluğu aklını kullanmaz!

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Ahmet Tekin = Beş batın yavru veren, beşinci batın yavrusu erkek olan devenin, faydalanılmaktan vazgeçilerek kulağının yarılıp salıverilmesinin; dertten kurtuluş adağı olarak bir hayvanın faydalanılmaktan vazgeçilip putlara adanarak salma gezer halde bırakılmasının; peşpeşe birkaç dişi yavru doğuran devenin (veya koyunun) doğurduğu erkek yavrunun putlara adanmasının; on batın döl veren erkek devenin sırtına yük vurulmamasının, başıboş bırakılarak yayılmasının ve su içmesinin engellenmemesinin kutsallığının meşruiyyetiyle ilgili Allah herhangi bir hüküm koymamıştır. Fakat kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler Allah adına yalan uydurarak iftira etmektedirler. Onların çoğu akıllarını kullanarak dinin hakikatini kavrayamıyorlar.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Ahmet Varol = Kulağı yarılıp salıverilen, putlara adanan, erkek dişi ikizler doğuran ve on defa yavru yapmasından dolayı sırtına yük vurulmayan hayvanlarla ilgili uygulamaların hiçbirini Allah emretmemiştir. Ancak kâfirler Allah'a karşı yalan uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdiremiyor. [18]

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Ali Bulaç = Allah Bahiyre'den Saibe'den Vasiyle'den ve Ham'dan hiç birini (meşru) kılmamıştır. Ancak inkâr edenler, Allah'a karşı yalan düzüp uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdirmez.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Ali Fikri Yavuz = Allah, (câhiliyyet devrindeki âdet üzere) kulağı yarılıp salıverilen ve putlara adak yapılan develerle, putlar için kesilen erkek koyunların ve sırtı yüke haram kılınan develerin hiç birini meşru kılmamıştır. Fakat, küfredenler, Allah’a yalan uydururlar. Onların çoğunun akılları ermez.

el kezibe

  Mâide / 103 -

 Ali Ünal = Allah, beşincide erkek doğuran devenin sütünü putlara bırakmayı da, adak adayıp adağı yerine gelince dişi veya erkek deveyi salıverip ondan faydalanmayı nefsine haram etmeyi de, biri erkek diğeri dişi ikiz doğuran koyun veya devenin erkek yavrusunu putlar için serbest bırakmayı da, on nesli dölleyen erkek deveyi salıp ondan istifadeyi nefsine haram kılmayı da emretmedi (insanların kendiliklerinden hükümler koyup, sonra da bunları Allah’a, Din’e atfetmelerine kesinlikle izin vermedi). Fakat o küfredenler, (Din adına) yalanlar uydurup, sanki bunları Allah emretmiş gibi O’na iftirada bulunmaktadırlar. Esasen o küfredenlerin çoğu, düşünüp akletmekte değillerdir.