Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
beşeren
Diyanet İşleri = “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.”
beşeren
Abdulbaki Gölpınarlı = Kendiniz gibi bir insana itâat ederseniz o zaman gerçekten de ziyan edersiniz.
beşeren
Abdullah Parlıyan = Eğer sizin gibi bir insana uyarsanız, sonunda kaybeden mutlaka siz olacaksınız.
beşeren
Adem Uğur = Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz.
beşeren
Ahmed Hulusi = "Andolsun ki, eğer sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, muhakkak ki siz hüsrana uğrayanlar olursunuz. "
beşeren
Ahmet Tekin = 'Sizin gibi bir beşere itaat ederseniz kesinlikle hüsrana uğrarsınız.'
beşeren
Ahmet Varol = Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz o zaman siz mutlaka kaybedenler olursunuz.
beşeren
Ali Bulaç = "Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz."
beşeren
Ali Fikri Yavuz = Eğer kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde aldanmış cahiller olursunuz.
beşeren
Ali Ünal = “Şayet sizin gibi bir beşere itaat edecek olursanız, hiç kuşkusuz kaybeder, büyük bir hüsrana uğrarsınız.
beşeren
Bayraktar Bayraklı = Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz, o zaman siz kaybedersiniz.
beşeren
Bekir Sadak = «endiniz gibi bir insana itaat ederseniz husrana ugrayacaginizda hic suphe yoktur.»
beşeren
Celal Yıldırım = Eğer kendiniz gibi bir insana itaat edip peşine takılırsanız o takdirde hüsrana uğrarsınız.
beşeren
Cemal Külünkoğlu = “Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız.”
beşeren
Diyanet İşleri (eski) = 'Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur.'
beşeren
Diyanet Vakfi = «Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz.»
beşeren
Edip Yüksel = 'Sizin gibi bir insana uyarsanız, siz o zaman gerçekten kaybedersiniz.'
beşeren
Elmalılı Hamdi Yazır = ve şayet sizin gibi bir beşere itaat ederseniz muhakkak ki siz o halde kat'ıyyen husrandasınızdır.
beşeren
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Şayet sizin gibi bir insana itaat ederseniz, muhakkak ki, siz o takdirde kesinlikle hüsrandasınızdır.
beşeren
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz.»
beşeren
Gültekin Onan = "Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz."
beşeren
Harun Yıldırım = "Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz."
beşeren
Hasan Basri Çantay = «Eğer kendiniz gibi bir insana boyun eğerseniz, andolsun ki, bu takdîrde siz mutlakaa hüsraana düşenlersinizdir».
beşeren
Hayrat Neşriyat = 'Eğer kendiniz gibi bir insana itâat ederseniz, o takdirde mutlaka siz gerçekten hüsrâna uğrayan kimseler olursunuz.'
beşeren
İbni Kesir = Eğer kendiniz gibi bir insana boyun eğecek olursanız; hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur.
beşeren
Kadri Çelik = “Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, şüphesiz siz hüsrana uğrayanlar olursunuz.”
beşeren
Muhammed Esed = "ve tıpkı sizin (şimdi yaptığınız) gibi bir ölümlüye itibar edecek olursanız, bilin ki, sonunda kaybeden mutlaka siz olacaksınız!
beşeren
Mustafa İslamoğlu = Hal böyleyken kalkar da sizin gibi ölümlü birine tabi olursanız, o takdirde kaybeden mutlaka siz olursunuz.
beşeren
Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve eğer siz, misliniz olan bir insana itaat ederseniz, şüphe yok ki o halde muhakkak hüsrâna uğramış kimselersiniz.»
beşeren
Ömer Öngüt = “Eğer kendiniz gibi bir insana boyun eğecek olursanız, ziyana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur. ”
beşeren
Şaban Piriş = Eğer, sizin gibi bir insana itaat ederseniz, işte o zaman hüsrana uğrarsınız.
beşeren
Sadık Türkmen = Eğer, sizin gibi bir insana itaat ederseniz, o zaman siz, mutlaka kayba uğrayanlar olursunuz!
beşeren
Seyyid Kutub = Eğer kendiniz gibi bir insana itaat edecek olursanız, o halde aldanmış cahiller olursunuz.
beşeren
Suat Yıldırım = (33-34) Onun halkından kâfir olup âhiret buluşmasını yalan sayan ve kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz eşraf takımı: "Bu," dediler, "sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, baksanıza sizin yediklerinizden yiyor, sizin içtiklerinizden içiyor. Eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat edecek olursanız, büyük bir kayba ve hüsrana uğrarsınız."
beşeren
Süleyman Ateş = "Eğer sizin gibi bir insana itâ'at ederseniz o takdirde siz, mutlaka ziyana uğrayanlarsınız demektir."
beşeren
Tefhim-ul Kuran = «Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz.»
beşeren
Yaşar Nuri Öztürk = "Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, o takdirde mutlaka hüsrana uğrayanlar olursunuz."
beşeren
İskender Ali Mihr = Ve eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz muhakkak ki siz, o zaman mutlaka hüsrana düşenler olursunuz.
beşeren
İlyas Yorulmaz = “Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz, o zaman kaybedenlerden olursunuz. ”
beşeren
Diyanet İşleri = (90-93) Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
beşeren
Abdulbaki Gölpınarlı = Yahut altından yapılma bir evin olmadıkça, yahut da gökyüzüne gözümüzün önünde çıkmadıkça ve bunu yapsan bile herbirimize gökten yazılı bir kitap indirmedikçe ve biz, onu okumadıkça gene gerçeklemeyiz, seni, gene inanmayız sana. De ki: Rabbimi tenzîh ederim, ben neyim, ancak insan bir peygamber.
beşeren
Abdullah Parlıyan = Yahut altından yapılma bir evin olmadıkça veya gözümüzün önünde, göklere yükselmedikçe sana asla inanmayacağız ki, bize okuyabileceğimiz bir kitap, yazılı olarak gökten inmedikçe, senin göğe çıktığına da inanmayız.” De ki: “Bu gibi hayalleri teklif etmekten Rabbimi tenzih ederim. Hâşâ ben O'na böyle şeyler yapmasını teklif edemem. Ben sadece, elçi olarak gönderilen bir insan değil miyim?”
beşeren
Adem Uğur = Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız. De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim.
beşeren
Ahmed Hulusi = "Yahut senin altından bir evin olmalı ya da semâda uçmalısın. . . (Ayrıca) senin göğe uçmana da biz asla iman etmeyiz; tâ ki, kendisini okuyacağımız bir yazılı madde kitabı gökten bizim üzerimize indirinceye kadar!". . . De ki: "Subhan'dır Rabbim! Rasûl bir beşerden başka neyim ki?"
beşeren
Ahmet Tekin = 'Veya tezyinatlı, altın işlemeli bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, seni tasdik eden, sana uymamızı emreden okuyacağımız bir kitap indirtmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayacağız, itimat etmeyeceğiz.' dediler.'Rabbimi tenzih ederim. Ben peygamberlik görevi verilen insan neslinden farklı biri miyim?' de.
beşeren
Ahmet Varol = Yahut altından bir evin olmalı veya göğe yükselmelisin. Üzerimize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece yükselmene de inanmayacağız.' De ki: 'Rabbimi tenzih ederim! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim?'
beşeren
Ali Bulaç = "Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız." De ki: "Rabbimi yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?"
beşeren
Ali Fikri Yavuz = Yahud altından bir evin olsun, yahud semaya çıkasın; ona çıktığına da asla inanmayız, tâ ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin (böylece Peygamber olduğunu orada okumuş olalım). De ki: “-Rabbimi tenzîh ederim. Ben, ancak diğer insanlar gibi bir insanım, diğer peygamberler gibi de bir Peygamberim.”
beşeren
Ali Ünal = “Veyahut altından bir evin olmadıkça ya da kendin bizzat göğe çıkmadıkça. Ama unutma! Gökte iken, oradan kısım kısım bizim okuyacağımız bir kitap indirmezsen, oraya çıktığına da inanmayız ha!” (Rasûlüm,) de ki: “Ey şanı yüce, hakkında şunların düşündüklerinden münezzeh olan Rabbim! Ben, elçilik vazifesi ile gönderilmiş bir insandan başka bir şey miyim ki!”