Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Diyanet İşleri = İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = İşte tadın şimdi bunu ve şüphe yok ki kâfirler için bir de ateşle azap var.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Allah'ın düşmanları! Bu sizin içindir. Haydi öyleyse tadın onu; ve bilin ki, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenleri ateşli bir azap beklemektedir.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Adem Uğur = İşte bu yenilgi size Allah'ın azabı! Şimdilik onu tadın! Kâfirlere bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ahmed Hulusi = İşte size (fiilinizin sonucu); tadın onu! Hakikat bilgisini inkâr edenler için bir de Nâr (bir tür ateş ki, hem içsellikte hem dışsallıkla yakan) azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ahmet Tekin = İşte siz inanmayanların bu yenilgisi, size Allah’ın azâbıdır. Şimdilik onu tadın. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere bir de cehennem ateşinin azâbı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ahmet Varol = İşte böyle. Tadın şimdi onu. İnkar edenlere bir de cehennem azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ali Bulaç = İşte bu sizin; tadın bunu. İnkâra sapanlara bir de ateş azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey kâfirler! Bu, şimdiki azâbınızdır, tadın bunu! Kâfirlere âhirette bir de cehennem azâbı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ali Ünal = İşte böyle (ey Allah ve Rasûlü’yle zıtlaşanlar!) Tadın O’nun verdiği cezayı; kâfirler için ayrıca Ateş azabı da vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Bayraktar Bayraklı = İşte bu yenilgi, size Allah'ın azabıdır. İşte siz o azabı tadınız! İnkârcılara bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Bekir Sadak = Iste bunu tadin, inkar edenlere cehennem azabi da vardir.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Celal Yıldırım = İşte bunu (bugünkü azabımızı) tadın. Doğrusu kâfirlere bir de (Cehennem) ateşi azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Cemal Külünkoğlu = İşte (bu yenilgi size Allah'ın dünyadaki azabı), onu tadın! Ayrıca inkârcılar için (ahirette de) cehennem azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Diyanet İşleri (eski) = İşte bunu tadın, inkar edenlere cehennem azabı da vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Diyanet Vakfi = İşte bu yenilgi size Allah'ın azabı! Şimdilik onu tadın! Kâfirlere bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Edip Yüksel = İşte bunu tadın. Kafirler için bir de ateş azabı var.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = İşte bunu gördünüz a, şimdi onu tadın, kâfirlere bir de Cehennem azâbı var

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte bunu gördünüz ya, şimdi onu tadın; kafirlere bir de cehennem azabı vardır!

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İşte gördünüz ya, şimdilik siz bunu tadın, şu da kesindir ki, ahirette kâfirlere cehennem azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Gültekin Onan = İşte bu sizin; tadın bunu. Kafirler için bir de ateş azabı var.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Harun Yıldırım = İşte bu sizin; tadın bunu. Doğrusu kâfirler için bir de ateş azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Hasan Basri Çantay = İşte bunu gördünüz ya: Şimdi tadın onu! Kâfirlere bir de (cehennem) ateş (in) in azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Hayrat Neşriyat = İşte bu size (Allah’ın azâbı)dır. Haydi bunu tadın! Muhakkak kâfirler için bir de Cehennem azâbı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 İbni Kesir = İşte bunu tadın. Muhakkak ki kafirlere bir de ateş azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Kadri Çelik = İşte bunu (dünya azabını) tadın, kâfirlere cehennem azabı da vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Muhammed Esed = Bu (sizin için, ey Allahın düşmanları)! Haydi, öyleyse tadın onu; ve (bilin ki) hakkı inkar edenleri ateşli bir azap beklemektedir!

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Mustafa İslamoğlu = Bu sizin için (ey inkarcılar)! Haydi, tadın onu! Bir de ayrıca, inkarda (sonuna kadar) direnenler için (ahirette) ateş azabı var!

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = İşte gördünüz ya! Şimdi bunu tadınız. Ve şüphesiz ki, kâfirler için ateş azabı da vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ömer Öngüt = İşte size Allah'ın azabı! Şimdi tadın onu! Kâfirlere bir de ateş azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Şaban Piriş = İşte size (azap) tadın onu! ve kafirlere bir de ateşin azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Sadık Türkmen = Işte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Seyyid Kutub = İşte size Allah'ın azabı, tadınız onu. Ayrıca kâfirler için cehennem azabı da vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Suat Yıldırım = İşte ey kâfirler! Bunu gördünüz ya, şimdi tadın bakalım onu! Kâfirlere ayrıca bir de cehennem azabı var!

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Süleyman Ateş = "İşte siz şimdi tadın onu; (ayrıca) kâfirler için ateş azâbı da vardır!"

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Tefhim-ul Kuran = İşte bu, sizin; tadın bunu. Küfre sapanlara bir de ateş azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Ümit Şimşek = Cezanız işte budur; tadın onu. Kafirlere bir de ateş azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İşte gördünüz! Hadi tadın onu! Küfre sapanlar için ateş azabı da var.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 İskender Ali Mihr = İşte böylece artık onu tadın! Ve muhakkak ki kâfirlere, ateşin azabı vardır.

azâbe en nâri

  Enfâl / 14 -

 İlyas Yorulmaz = İşte bundan dolayı o cezayı tattılar. Muhakkak ki (dünyadaki azaptan başka) doğruları inkar edenler için (ahirette) ateşin azabı da vardır.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Diyanet İşleri = Onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Öylesi de vardır ki Rabbimiz der, dünyada da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik ve güzellik, bizi ateşin azâbından koru.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Abdullah Parlıyan = Ama içlerinden öyleleri de var ki, “Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de ve bizi ateş azabından koru” diye dua ederler.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Adem Uğur = Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Ahmed Hulusi = Onlardan kimi de: "Rabbimiz, bize dünyada da hasene (Esmâ'nın güzelliklerini yaşamayı) ver, sonsuz gelecek sürecinde de hasene (nefsimizdeki Esmâ'nın güzellikleri) ver; (ayrı düşmenin) ateşinden bizi koru" derler.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Ahmet Tekin = Onlardan bazıları da:'Ey Rabbimiz bize dünyada devlet, iyilik ve güzellik, bol servet, sağlık, emniyet, salih-sâliha eşler ve sâlih evlatlar ver. Âhirette de güzel mükâfatlar ver. Cennetini ver, rızana ulaşma mertebesine erenlerden eyle. Bizi ateşten, Cehennem azabından da koru.' derler.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Ahmet Varol = Onlardan kimi de: 'Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyiliği ahirette de iyiliği ver ve bizi ateşin azabından koru' der.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Ali Bulaç = Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Ali Fikri Yavuz = Kimi de: “Ey Rabbimiz, bize dünyada iyi hal ver ve âhirette merhamet ihsan et; ve bizi cehennem azabından koru” der.

azâbe en nâri

  Bakara / 201 -

 Ali Ünal = Buna karşılık, onların içinde “Rabbimiz, bize dünyada da (Sen’in yanında) iyi ve güzel her ne ise onu, Âhiret’te de (yine Sen’in yanında) iyi ve güzel olan ne ise onu ver ve bizi Ateş’in azabından koru!” diye dua edenler de vardır.