Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

atîdun

  Kâf / 18 -

 Diyanet İşleri = İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Hiçbir söz söylemez ki yanında, onu zapteden, gözetip kollayan biri bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Abdullah Parlıyan = İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Adem Uğur = İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ahmed Hulusi = (İnsanın) her düşüncesini gözleyen (kaydeden) bir gözcüsü vardır!

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ahmet Tekin = İnsanın ağzından çıkan her söz ve işlediği ameller, kesinlikle, yanında kendisine gözcülük eden ve hazır bulunan zabıt kâtibi melek tarafından, zapta geçirilir.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ahmet Varol = O hiçbir söz söylemez ki yanında bir gözetleyici hazır bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ali Bulaç = O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = O, her ne söz atarsa muhakkak yanında hazır bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ali Ünal = Tek bir söz bile sarfetmiş olmasın ki, yanında onu gözetleyen ve o sözü kaydetmeye hazır bir gözcü bulunmamış olsun.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Bayraktar Bayraklı = İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Bekir Sadak = (17-18) Saginda ve solunda, onunla beraber oturan iki alici melek, yaninda hazir birer gozcu olarak soyledigi her sozu zaptederler.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Celal Yıldırım = Ağzından ne gibi bir söz çıkarsa mutlaka yanında onu görüp gözeten bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Cemal Külünkoğlu = İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (yaptıklarını) gözetleyen, dediklerini kaydeden bir melek hazır bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Diyanet İşleri (eski) = (17-18) Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Diyanet Vakfi = O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Edip Yüksel = Yanında gözetleyen tanıklar olmaksızın ağzından bir söz çıkmaz.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Her ne söz atarsa mutlak yanında hâzır bir gözcü vardır

atîdun

  Kâf / 18 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Her ne söz söylerse, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (17-18) Saginda ve solunda, onunla beraber oturan iki alici melek, yaninda hazir birer gozcu olarak soyledigi her sozu zaptederler.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Gültekin Onan = O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Harun Yıldırım = O bir söz söylemeye dursun, mutlaka onun yanında görüp gözetlemeye hazır biri vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Hasan Basri Çantay = O, bir söz atmaya dursun, mutlak yanında haazır bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Hayrat Neşriyat = (İnsan) hiçbir söz söylemez ki, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici (melek)bulunmasın!

atîdun

  Kâf / 18 -

 İbni Kesir = O, bir söz atmaya dursun; mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Kadri Çelik = O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Muhammed Esed = insanın söylediği her şeyde yanıbaşında mutlaka bir gözetleyici bulunur.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Mustafa İslamoğlu = insandan herhangi bir söz çıkmaya görsün; illa ki, kendi içinde bile onu gözetleyip kaydeden Biri vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Bir lakırdı telaffuz etmez ki, illâ yanında hazırlanmış bir gözetici (melek) vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ömer Öngüt = O bir söz atmaya dursun, mutlaka yanında onu gözetleyen, söylediği her sözü zapteden (bir melek) hazır bulunur.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Şaban Piriş = Hiçbir şey söylemez ki onu gözleyen, tesbit eden biri bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Sadık Türkmen = Her ne söz söylerse, mutlaka onun yanında hazır bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Seyyid Kutub = İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetliyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Suat Yıldırım = (17-18) Zaten onun sağında ve solunda yerleşmiş iki kayıtçı vardır. Ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki yanında, bu iş için hazırlanmış gözcü olmasın, onun söylediğini ve yaptığını kaydetmiş olmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Süleyman Ateş = (İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Tefhim-ul Kuran = O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Ümit Şimşek = Ağzından ne söz çıkacak olsa, yanında onu gözetleyen ve kaydeden biri vardır.

atîdun

  Kâf / 18 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bir söz sarfetmeye dursun, yanındaki gözcü hemen zaptediverir.

atîdun

  Kâf / 18 -

 İskender Ali Mihr = Bir söz söylenmez ki, onun yanında hazır gözetleyiciler (tarafından tespit edilmiş) olmasın.

atîdun

  Kâf / 18 -

 İlyas Yorulmaz = (Kişi) Söz olarak ne söylese kesinlikle onun yanında hazır bir gözcü vardır.

atîdun

  Kâf / 23 -

 Diyanet İşleri = Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.”

atîdun

  Kâf / 23 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Arkadaşı olan melek, der ki: İşte, ne yaptıysa hepsi bende, hepsi hazır.

atîdun

  Kâf / 23 -

 Abdullah Parlıyan = Beraberindeki onu sevketmekle görevli arkadaşı melek: “İşte bu onun amellerini yansıtan defter, yanımda hazırdır” der.

atîdun

  Kâf / 23 -

 Adem Uğur = Yanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi.

atîdun

  Kâf / 23 -

 Ahmed Hulusi = Onun karîni (bedeni - cinnden olan dost) dedi ki: "İşte benim yanımdaki hazır. "

atîdun

  Kâf / 23 -

 Ahmet Tekin = Beraberindeki melek:'İşte, yanımda amel defteri hazır.'der.

atîdun

  Kâf / 23 -

 Ahmet Varol = Yakını der ki: 'İşte şu yanımdaki hazırdır.' [1]

atîdun

  Kâf / 23 -

 Ali Bulaç = Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."

atîdun

  Kâf / 23 -

 Ali Fikri Yavuz = Beraberindeki (vazifeli melek) şöyle der: “- Bu yanımdaki hazırdır.”

atîdun

  Kâf / 23 -

 Ali Ünal = Ve yanında onunla beraber gelen (şahit melek), “İşte”, der, “onun hep yanımda hazır bulundurduğum defteri! (Her ne yapmışsa bunda yazılıdır).”