Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
alâ el gaybi
Abdulbaki Gölpınarlı = Arkadaşınız, gizli şeyler hakkında da nekes değildir.
alâ el gaybi
Abdullah Parlıyan = O peygamber akıl ve duyularla bilinemeyecek bilgileri bildirdiğinden dolayı suçlanamaz veya akıl ve duyularla bilinemeyecek haberleri aktarmakta cimrilik etmez yani aldığı vahyi aynen tebliğ eder.
alâ el gaybi
Ahmet Tekin = Peygamber, fizik ve bilgi alanı ötesiyle, gayb âlemi ile ilgili bilgilerde cimri de kıskanç da değildir, zan ve töhmet altında da bırakılamaz.
alâ el gaybi
Ahmet Varol = O gayb haberlerinden kıskançlık edip bir şeyi saklamaz. [5]
alâ el gaybi
Ali Bulaç = O, gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskançlık yapmaz.)
alâ el gaybi
Ali Ünal = O, gaybı (vahyi ve sizin idrakiniz ötesindeki gerçeklerin bilgisini) size iletmede cimri davranan biri de değildir.
alâ el gaybi
Bayraktar Bayraklı = (22-24) Sizin arkadaşınız Muhammed, kesinlikle deli değildir. O, meleği apaçık ufukta görmüştü. O, gaypten gelen bilgileri sizden esirgeyemez.
alâ el gaybi
Bekir Sadak = Peygamber, gorulmeyenler hakkinda soylediklerinden oturu tohmet altinda tutulamaz.
alâ el gaybi
Celal Yıldırım = O (Muhammed) gaybe karşı suç zanlısı veya cimri de değildir.
alâ el gaybi
Cemal Külünkoğlu = O, insan kavrayışının ötesindeki şeylerin bilgisinden ötürü töhmet altında tutulamaz.
alâ el gaybi
Diyanet İşleri (eski) = Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.
alâ el gaybi
Gültekin Onan = O, gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskançlık yapmaz.)
alâ el gaybi
Hayrat Neşriyat = Ve o, gayb hakkında cimri değildir (aldığı vahyi aynen teblîğ eder)!
alâ el gaybi
Kadri Çelik = O, gayb (vahiy) hakkında cimri (vahyi sizden esirgeyen) değildir.
alâ el gaybi
Muhammed Esed = o, (başka birine vahyedilmiş olan) insan kavrayışının ötesindeki şeylerin bilgisinden dolayı onları kıskanan biri değildir.
alâ el gaybi
Mustafa İslamoğlu = kaldı ki o, görünmeyenin bilgisi üzerinde tekel kurup (onu saklayan) biri de değildir;
alâ el gaybi
Ömer Nasuhi Bilmen = (23-25) Andolsun ki, onu apaçık ufukta gördü. Ve o, (peygamber) gaybe ait hususta behil değildir. Ve o, tardedilen bir şeytanın sözü değildir.
alâ el gaybi
Ömer Öngüt = O (Peygamber), gayb haberlerini vermede aslâ cimri değildir.
alâ el gaybi
Suat Yıldırım = O, vahiy hususunda cimri davranan, vahyi sizden esirgeyen bir zat değildir. Vahiy hakkında her türlü töhmetten de uzaktır.
alâ el gaybi
Süleyman Ateş = O, gayb hakkında (verdiği haberlerden dolayı) suçlanamaz.
alâ el gaybi
Tefhim-ul Kuran = O, gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskançlık yapmaz).
alâ el gaybi
İskender Ali Mihr = Ve o, gaybta vahyolunanı saklayıcı değildir (aynen tebliğ eder).
alâ el gaybi
Diyanet İşleri = Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.
alâ el gaybi
Abdulbaki Gölpınarlı = Allah, inananları, şu bulunduğunuz halde bırakmayacak, sonucu, pisi temizden mutlaka ayırt edecek. Ve Allah size gaybı da bildirecek değil, fakat peygamberlerinden dilediğini seçer, gaybı bildirir ona. İnanır ve sakınırsanız hiç şüphe yok ki size büyük bir ecir var.
alâ el gaybi
Abdullah Parlıyan = Allah mü'minleri de, Uhut savaşında içine düştükleri zayıflık ve şaşkınlık hali üzere bırakacak değildir, sonunda iyiyi kötüden ayıracaktır. Ve Allah gayb bilgilerini yani insanın akıl ve idrakiyle kavrayıp bilemiyeceği şeyleri de size bildirecek veya anlama gücü verecek de değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse Allah'a ve elçilerine inanın, eğer inanır ve yolunuzu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışırsanız, sizin için büyük mükafat vardır.
alâ el gaybi
Adem Uğur = Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.
alâ el gaybi
Ahmed Hulusi = Allâh, iman edenleri olduğu gibi bırakmayacaktır. Pis ile temizi ayıracaktır. Allâh sizleri gayba (Zât'ına) erdirecek değildir. Ne var ki, Rasûllerinden dilediğini seçer (size göre gayb olanı bildirmek isterse). Öyle ise, Allâh Esmâ'sının tüm âlemleri ve hakikatinizi var ettiğine ve Rasûllerine (bu bilgiyi size açıklamak için irsâl ettiklerine) iman edin. Eğer iman eder ve korunursanız, aziym mükâfata erersiniz.
alâ el gaybi
Ahmet Tekin = Allah mü’minleri, sizin hâkim olduğunuz düzende yaşamaya terkedecek değildir.Sonunda murdarı temizden, kâfiri, fâsıkı, münafığı mü’minden ayıracaktır.Allah sizi, duyu ve bilgi alanı ötesine, gayb âlemine vâkıf kılacak da değildir. Fakat Rasullerinden sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri seçip onu gayba vâkıf eder, mü’mini, münafığı ayırt ettirir.Allah’a ve Rasullerine iman edin. İman eder, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursanız sizin için büyük mükâfat vardır.
alâ el gaybi
Ahmet Varol = Allah, mü'minleri şu bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; pis olanı temiz olandan ayıklayacaktır. Allah sizi gaybden haberdar edecek de değildir. Ancak Allah peygamberlerinden dilediğini seçer. [21] Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve kötülüklerden sakınırsanız sizin için büyük bir ecir vardır.
alâ el gaybi
Ali Bulaç = Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçisine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.
alâ el gaybi
Ali Fikri Yavuz = Ey münafıklar, Allah müminleri, üzerinde bulunduğunuz şu iyi ile kötüyü karıştırıcı halde bırakacak değildir. Nihayet pisi temizden ayıracaktır; Allah size gaybı da bildirecek değildir. Fakat, Allah o gaybı (münafıkları) Rasûllerinden dilediğine seçer bildirir. Onun için, Allah’a ve Peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız size çok büyük bir mükâfat vardır.
alâ el gaybi
Ali Ünal = Zaten Allah mü’minleri, murdarı temizden ayırıncaya kadar içinde bulunduğunuz (ve mü’minle münafığın birbirine karıştığı) mevcut durumda bırakacak değildi ve bırakmayacaktır da. Allah, sizin hepinizi gaybe vakıf kılacak (size geleceğinizi gösterecek, kimin mü’min kimin münafık olduğunu hepiniz bilesiniz diye sizi kalblere muttalî edecek) de değildi ve etmeyecektir. Ancak O, dilediği rasûllerini seçer (ve onları dilediği ölçülerde gaybe vâkıf, kalblere muttalî kılar ve sizi tâbi tuttuğu imtihanı onlarla tamamlar). Şu halde siz, Allah’a ve O’nun rasûllerine iman edin. Eğer gerçekten iman eder ve takva dairesi içinde yaşarsanız, sizin için (keyfiyetini burada idrakiniz mümkün bulunmayan) çok büyük bir mükâfat vardır.