Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Diyanet İşleri = O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve o, bir mâbuttur ki sizin için bitirdi yeryüzündekileri ve onun tapısında haşrolacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Abdullah Parlıyan = O'dur ki, sizi yeryüzünde yaratıp yaydı ve O'na götürüleceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Adem Uğur = Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ahmed Hulusi = "HÛ"dur ki; sizi arzda (bedende) yaratıp çoğalttı. . . O'na haşr olunacaksınız!

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ahmet Tekin = O, sizi yeryüzünde üretip çoğaltan ve yayandır. Haşrolup, yalnız onun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ahmet Varol = Yeryüzünde sizi yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ali Bulaç = O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ali Fikri Yavuz = Sizi yer yüzünde yaratan O’dur. Kıyamet gününde hep O’na dönüb toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ali Ünal = Yine O’dur ki, sizi çoğaltıp yeryüzünde yaydı ve ölümünüzden sonra diriltilip, O’ nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Bayraktar Bayraklı = Sizi yeryüzünde yaratıp, çoğalmanızı sağlayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Bekir Sadak = Sizi yerde yaratip yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Celal Yıldırım = O ki sizi yeryüzünde yaratıp yaydı ve ancak (dirilip) O'nun huzurunda biraraya getirileceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Cemal Külünkoğlu = Sizi yeryüzünde yaratıp türeten O'dur ve O'nun huzurunda (diriltilip) toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Diyanet Vakfi = Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Edip Yüksel = O'dur sizi yeryüzüne yerleştiren; O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ve sizi Arzda yaratıp yayan o, hep ona haşrolunacaksınız

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sizi yeryüzünde yaratıp yayan O'dur; hep O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Gültekin Onan = O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Harun Yıldırım = Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Hasan Basri Çantay = O, sizi yer (yüzün) de yaratıb türetendir. Hepiniz ancak Ona (dönüb) toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Hayrat Neşriyat = Hem O, sizi yeryüzünde yaratıp, yayandır. Ve ancak O’nun huzûruna toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 İbni Kesir = Sizi yeryüzünde yaratıp türeten O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Kadri Çelik = O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Muhammed Esed = Sizi çoğaltıp yeryüzüne yayan da O'dur; ve sonunda toplanıp O'na döndürüleceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Mustafa İslamoğlu = Sizi yeryüzüne yayan da O'dur, yine O'na döndürüleceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve sizi yerde yaratıp yayan, O'dur ve O'na haşrolunacaksınızdır.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ömer Öngüt = Sizi yeryüzünde yaratıp türeten de O'dur. Ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Şaban Piriş = Sizi yeryüzünde yaratıp, yayan O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Sadık Türkmen = Sizi yeryüzünde yaratıp yayan O’dur. Toplanıp O’nun huzuruna götürülürsünüz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Seyyid Kutub = Sizi yeryüzüne yerleştiren O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Suat Yıldırım = Sizi çoğaltıp dünyaya yayan da O’dur. Muhakkak yine O’nun huzuruna götürüleceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Süleyman Ateş = O'dur ki, sizi yeryüzünde yaratıp yaydı ve O'na götürüleceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Tefhim-ul Kuran = O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Ümit Şimşek = Sizi yeryüzünde yayan da Odur; yine Onun huzurunda toplanacaksınız.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sizi yeryüzünde yaratıp yayan da O'dur. O'nun huzurunda haşredileceksiniz.

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 İskender Ali Mihr = Ve sizi, arzda (yeryüzünde) yaratıp çoğaltan, yayan O’dur. Ve O’na haşrolunacaksınız (döndürüleceksiniz).

zeree-kum

  Mü’minûn / 79 -

 İlyas Yorulmaz = Yer yüzünde sizi bir bitki gibi yaratan da O dur. O nun huzurunda toplanılacaksınız.

zeree

  En’âm / 136 -

 Diyanet İşleri = Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar!

zeree

  En’âm / 136 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırıp boş düşüncelerine göre bu Allah'ın diyorlardı, bu da ortaklarımız olan putların. Putlara ait olanlar, Allah'a ulaşmıyordu ama Allah'a ait olanlar, ortaklarına, putlara kavuşuyordu, hükmettikleri şey ne de kötüydü.

zeree

  En’âm / 136 -

 Abdullah Parlıyan = Allah'la birlikte başkalarına da ilahlık yakıştıranlar, Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan Allah'a pay ayırırlar ve “Bu Allah'ındır” derler. Ne iddia haksız  şekilde “Ve bu da Allah'a ortaklar koştuğumuz varlıklar içindir” diye iddia ederler. Kendi ortakları için olan pay, Allah tarafına aktarılmaz ama, Allah'a ait olan pay, kendi ortakları tarafına aktarılabilir. Yani, fonlar arası aktarmalarda Allah zengindir, ihtiyacı yoktur diye putlarına ayrılan tarafı artırmaya çalışırlardı.

zeree

  En’âm / 136 -

 Adem Uğur = Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah'a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?

zeree

  En’âm / 136 -

 Ahmed Hulusi = (O'nun) yarattığı ekinden ve hayvandan Allâh'a bir pay ayırdılar! Kendi zanlarınca şöyle dediler: "Bu Allâh'ın, bu da ortak koştuklarımızındır. " (Oysa) ortak koştukları için olan Allâh'a vâsıl olmaz! (Ama) Allâh için olan, onların ortak koştuklarına ulaşır. . . Ne kötü hüküm veriyorlar!

zeree

  En’âm / 136 -

 Ahmet Tekin = Allah’ın üretip çoğalttığı ekin ve hayvanlardan Allah’a bir hisse ayırıyorlar ve kendi düşüncelerine göre:'Bu Allah’ın, şu da ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak saydığımız varlıkların' diyorlardı. Ortak saydıklarına ayrılan hisse Allah’ın rızasını gerektirecek yerlere dağıtılmadığı için Allah’a ulaşmamakta, fakat Allah’a ayrılan hisseden, rızasına uygun olmayan yere dağıtıldığı için ortak saydıklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.

zeree

  En’âm / 136 -

 Ahmet Varol = Kendi zanlarıyla: 'Bu Allah'ın, bu da ortak koştuklarımızındır' diyerek Allah'ın yarattığı ekinden ve hayvanlardan Allah'a pay ayırdılar. Ortak koştukları için ayırdıkları Allah'a ulaşmaz. Allah'a ayırdıkları ise işte o ortak koştuklarına ulaşır. [14] Ne kadar da kötü hüküm veriyorlar!

zeree

  En’âm / 136 -

 Ali Bulaç = O'nun üretip türettiği ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmez, ama Allah'a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar?

zeree

  En’âm / 136 -

 Ali Fikri Yavuz = Tuttular Allah’ın yarattığı ekinden ve davardan, müşrikler, hisseler ayırdılar ve inançlarınca: “- Bu Allah’ın ve bu da Allah’a ortak koştuğumuz putların” dediler. Putlar için olan hisse çoğalsa, ondan Allah için harcamazlar. Fakat Allah için ayırdıkları hisse çoğalınca, Allah’ın ihtiyacı yoktur diye, putları yolunda harcarlar. Ne kötü hüküm vermektedirler!...

zeree

  En’âm / 136 -

 Ali Ünal = Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırıp kendi bâtıl iddialarınca “Bu Allah’a ait; şu da, (O’nun yanısıra ma’bud edindiğimiz) ilâhlarımızın!” diye bölüştürmede bulunurlar. Fakat (yine de işlerine geldiği gibi davranır ve) kendi ilâhlarına ayırdıklarını onlar için harcarken, Allah için ayırdıklarını ise Allah için sarfetmeyip, ilâhları uğruna kullanırlar. Ne kötü kanunlar koyup, kendi kanunlarını da ne kötü uyguluyorlar!