Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Diyanet İşleri = (İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bir genç duymuştuk dediler, İbrâhim deniyordu adına, onlardan bahsediyordu.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Abdullah Parlıyan = İçlerinden bazıları: “İbrahim denen bir gencin, o tanrıları diline doladığını işitmiştik” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Adem Uğur = (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Bunlar hakkında konuşan (geçersiz olduklarından söz eden) İbrahim diye bir genç işitmiştik. "

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ahmet Tekin = Bazıları:'İbrâhim denilen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk' dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ahmet Varol = 'Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını duyduk' dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ali Bulaç = "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ali Fikri Yavuz = (Yine kâfirlerden bir takımı) dediler: “- İşittik ki, bir delikanlı bunları kötülüyor, kendisine İbrâhîm deniyormuş.”

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ali Ünal = İçlerinden bazıları, “Bir gencin onları diline doladığını işitmiştik,” dediler, “adı İbrahim olan bir genç!”

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Bayraktar Bayraklı = Bazıları, “Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrâhim denilirmiş” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Bekir Sadak = (60-61) Bazilari: «Ibrahim denen bir gencin onlari diline doladigini duymustuk» deyince, «O halde bunlarin sahidlik edebilmeleri icin onu halkin gozu onune getirin» dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Celal Yıldırım = Onlardan bir kısmı, «İbrahim denen bir gene bunları diline dolayıp duruyordu» dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Cemal Külünkoğlu = (Bir kısmı:) “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Diyanet İşleri (eski) = (60-61) Bazıları: 'İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk' deyince, 'O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin' dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Diyanet Vakfi = (Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Edip Yüksel = 'Onları diline dolayan bir delikanlı işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş,' dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bir delikanlı işittik bunları anıyor adına İbrahim deniyormuş dediler

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (Aralarında): «İbrahim adında bir delikanlının, bunlara dil uzattığını duymuştuk;

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Bazıları) «İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk» dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Gültekin Onan = "Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Harun Yıldırım = Dediler ki: “Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik.”

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Hasan Basri Çantay = Dediler: «İşitdik ki kendisine Ibrâhîm denilen bir gene bunları diline doluyordu».

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Hayrat Neşriyat = (Bazıları:) 'Onları diline dolayan bir genç işittik; kendisine İbrâhîm deniyormuş' dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 İbni Kesir = Dediler ki: Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını duymuştuk.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Kadri Çelik = “Kendisine İbrahim denilen bir gencin, bunları diline doladığını işittik” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Muhammed Esed = İçlerinden bazıları: "İbrahim denen bir gencin o (tanrı)ları diline doladığını işitmiştik" dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Mustafa İslamoğlu = (Onlardan bazıları) "Adına İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığı kulağımıza kadar geldi" dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «Kendisine İbrahim denilen bir genci işittik ki, onları anıp duruyormuş.»

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ömer Öngüt = Dediler ki: “Bunları diline dolayan bir genç işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş. ”

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Şaban Piriş = -İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk, dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Sadık Türkmen = “onları diline dolayan bir genç işittik, kendisine İbrahim deniliyormuş” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Seyyid Kutub = Duyduğumuza göre 'İbrahim adında bir delikanlı bu ilahlarımıza dil uzatıyordu' dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Suat Yıldırım = İçlerinden bazıları: "Sahi! İbrâhim adındaki bir delikanlının onları diline doladığını işitmiştik!"

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Süleyman Ateş = "Onları diline dolayan bir genç işittik, kendisine İbrâhim deniliyormuş," dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Tefhim-ul Kuran = «Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik» dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Ümit Şimşek = Dediler ki: 'İbrahim adında bir gencin onları diline doladığını işitmiştik.'

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Dediler: "Onları diline dolayan bir genç duymuştuk. Kendisine 'İbrahim' deniyor."

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 İskender Ali Mihr = “Ona (kendisine), İbrâhîm denen gencin, onları zikrettiğini (putlardan bahsettiğini) işittik.” dediler.

yukâlu

  Enbiyâ / 60 -

 İlyas Yorulmaz = “İbrahim denen bir gencin, putların aleyhinde konuştuğunu duymuştuk. ”

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Diyanet İşleri = Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Zâten sana söylenen, ancak senden önceki peygamberlere de söylenen sözlerdir; şüphe yok ki Rabbin, suçları örtme sıfatına sâhip olmakla berâber elemli bir azâba da sâhiptir.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! zaten sana söylenen, ancak senden önceki peygamberlere de söylenen sözlerdir. Muhakkak ki senin Rabbin, bağışlayıcıdır ama aynı zamanda, en şiddetli şekilde ceza vermeye de gücü yeter.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Adem Uğur = (Resûlüm!) Sana söylenen, senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Elbette ki senin Rabbin, hem mağfiret sahibi hem de acı bir azap sahibidir.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Ahmed Hulusi = (Ey Allâh Rasûlü!) Senden önceki Rasûllere söylenmiş olandan başkası sana söylenmiyor! Muhakkak ki Rabbin hem bağışlayıcıdır hem de feci azap yaşatandır.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Ahmet Tekin = Sana karşı söylenen sözler, senden önceki Rasullere söylenmiş olanlardan farklı bir şey değildir. Senin Rabbin tevbe eden mü’minlere karşı, elbette af ve mağfiret sahibidir. Allah düşmanlarının, senin tebliğe memur olduğun hususları yalanlayanların, işledikleri suça denk, can yakıp inleten âdil cezayı da O verir.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Ahmet Varol = Sana söylenen senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Şüphesiz Rabbin hem mağfiret sahibi hem de acıklı bir azap sahibidir.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Ali Bulaç = Sana söylenen şeyler, senden önceki elçilere söylenenden başkası değildir. Şüphesiz, Rabbin, hem elbette mağfiret sahibidir, hem de acı bir azab sahibidir.

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ey Rasûlüm), sana, senden önceki peygamberlere söylenen küfür ve tekzibden başka bir şey söylenmiyor. Şübhe yok ki senin Rabbin, hem bir merhamet sahibidir, hem de acıklı bir azab sahibi...

mâ yukâlu

  Fussilet / 43 -

 Ali Ünal = (Kâfirler tarafından) senin hakkında her ne (menfi) söz söyleniyorsa, aynısı senden önceki rasûller hakkında da söylenmiştir. Rabbin, gerçekte hem bağışlaması olandır, hem de acı bir azabı.