Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, biz Firavun'a bütün ayetlerimizi gösterdik. Onları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Adem Uğur = Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki biz ona (Firavun'a) işaretlerimizin hepsini gösterdik. . . (Fakat o) yalanladı ve kabulden kaçındı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, bütün mûcizelerimizi Firavun’a gösterdik. Yalanladı ve dayattı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ahmet Varol = Andolsun ki ona (Firavun'a) ayetlerimizin tümünü gösterdik de o yalanladı ve ayak diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun ki, biz, Firavun’a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o, yine mucizelerimizi yalanladı ve hakkı kabulden çekindi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ali Ünal = İşte, Firavun’a (kâinattaki bütün bu âyetlerimizi takdim ettik ve daveti boyunca Musa’ya verdiğimiz) bütün mucizelerimizi gösterdik, fakat o, (hiçbirine itibar etmeden, Mesajımızı) yalanladı ve gerçeği kabul etmemekte diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun biz, Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı, kabul etmemekte diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Bekir Sadak = (56-58) And olsun ki Firavun'a butun delillerimizi gosterdik de yalan sayip kabulden cekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazliginla bizi yurdumuzdan cikarmaya mi geldin? simdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de duz bir yerde bulunalim da caymayalim» dedi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki Fir'avn'a (gereken) bütün belgelerimizi gösterdik, bununla beraber o yalanlayıp kabul etmekten kaçındı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun ki, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Diyanet İşleri (eski) = (56-58) And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: 'Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım' dedi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Edip Yüksel = Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Kasem olsun biz, ona âyetlerimizin hepsini gösterdik, öyle iken o yine yalan dedi dayattı

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki. Biz Firavuna bütün mucizelerimizi gösterdik; öyle iken o, yine yalanladı ve dayattı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Gültekin Onan = Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Harun Yıldırım = Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun ki biz ona âyetlerimizin hepsini gösterdik de, (Buna rağmen) o, yine tekzîb etdi, dayatdı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Hayrat Neşriyat = Celâlim hakkı için, (biz) ona (Fir'avun’a, gösterilecek) mu'cizelerimizin hepsini gösterdik; fakat (o) yalanladı ve (hakkı kabûl etmemekte) diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 İbni Kesir = Andolsun ki ona bütün ayetlerimizi gösterdik ama yalanlayıp kaçtı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o yalanladı ve ayak diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Muhammed Esed = Gerçek şu ki, Biz Firavun'u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Mustafa İslamoğlu = Doğrusu Biz (Firavun'a) mucizevi belgelerimizin her türünü gösterdik; fakat o yalanladı ve küstahça yüz çevirdi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Kasem olsun ki, Biz âyetlerimizin hepsini ona gösterdik. Böyle iken o tekzîp etti ve kaçındı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki ona bütün âyetlerimizi gösterdik. Yine de yalanladı ve diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Şaban Piriş = Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Sadık Türkmen = Gerçek şu Kİ; ayetlerimizin tümünü ona (Firavuna) gösterdik, yine de yalanladı ve (şeytanlaşarak yalanında) diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Seyyid Kutub = Biz Firavun'a tüm ayetlerimizi gösterdik, fakat o bunları yalanladı, kabul etmeye yanaşmadı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Suat Yıldırım = Biz Firavun’a bütün âyetlerimizi, delillerimizi gösterdik, fakat o bunları yalan saydı ve gerçeği kabul etmemekte direndi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Süleyman Ateş = Andolsun biz o(Fir'av)n'a âyetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Ümit Şimşek = Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Gerçek şu ki, biz Firavun'a bütün ayetlerimizi gösterdik. Onları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki; âyetlerimizin (mucizelerimizin) hepsini, ona gösterdik. Buna rağmen yalanladı ve (yalanında) direndi.

ve ebâ

  Tâ-Hâ / 56 -

 İlyas Yorulmaz = Biz firavun’a ayetlerimizin hepsini gösterdik. Firavun yalanladı ve (inanmamakta) diretti.

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Diyanet İşleri = (17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Kaynağından doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Abdullah Parlıyan = Tertemiz kaynakların şaraplarından doldurulmuş büyük kaplarla, sürahiler ve kadehlerle

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Adem Uğur = Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Ahmed Hulusi = Kaynağında dolmuş ibrikler, sürahiler ve kâselerle. . .

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Ahmet Tekin = Maîn çeşmesinden, meşrubat pınarlarından, ırmaklarından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşırlar.

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Ahmet Varol = (Şarap) kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Ali Bulaç = Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Ali Fikri Yavuz = Cennet şarabından dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle...

ve ebâriyka

  Vâkı’a / 18 -

 Ali Ünal = Cennet şarabından doldurulmuş testiler, sürahiler ve kadehlerle;