Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve ebâ
Diyanet İşleri = Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
ve ebâ
Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.
ve ebâ
Abdullah Parlıyan = Gerçek şu ki, biz Firavun'a bütün ayetlerimizi gösterdik. Onları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.
ve ebâ
Adem Uğur = Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.
ve ebâ
Ahmed Hulusi = Andolsun ki biz ona (Firavun'a) işaretlerimizin hepsini gösterdik. . . (Fakat o) yalanladı ve kabulden kaçındı.
ve ebâ
Ahmet Tekin = Andolsun ki, bütün mûcizelerimizi Firavun’a gösterdik. Yalanladı ve dayattı.
ve ebâ
Ahmet Varol = Andolsun ki ona (Firavun'a) ayetlerimizin tümünü gösterdik de o yalanladı ve ayak diretti.
ve ebâ
Ali Bulaç = Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.
ve ebâ
Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun ki, biz, Firavun’a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o, yine mucizelerimizi yalanladı ve hakkı kabulden çekindi.
ve ebâ
Ali Ünal = İşte, Firavun’a (kâinattaki bütün bu âyetlerimizi takdim ettik ve daveti boyunca Musa’ya verdiğimiz) bütün mucizelerimizi gösterdik, fakat o, (hiçbirine itibar etmeden, Mesajımızı) yalanladı ve gerçeği kabul etmemekte diretti.
ve ebâ
Bayraktar Bayraklı = Andolsun biz, Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı, kabul etmemekte diretti.
ve ebâ
Bekir Sadak = (56-58) And olsun ki Firavun'a butun delillerimizi gosterdik de yalan sayip kabulden cekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazliginla bizi yurdumuzdan cikarmaya mi geldin? simdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de duz bir yerde bulunalim da caymayalim» dedi.
ve ebâ
Celal Yıldırım = And olsun ki Fir'avn'a (gereken) bütün belgelerimizi gösterdik, bununla beraber o yalanlayıp kabul etmekten kaçındı.
ve ebâ
Cemal Külünkoğlu = Andolsun ki, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
ve ebâ
Diyanet İşleri (eski) = (56-58) And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: 'Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım' dedi.
ve ebâ
Diyanet Vakfi = Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.
ve ebâ
Edip Yüksel = Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.
ve ebâ
Elmalılı Hamdi Yazır = Kasem olsun biz, ona âyetlerimizin hepsini gösterdik, öyle iken o yine yalan dedi dayattı
ve ebâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki. Biz Firavuna bütün mucizelerimizi gösterdik; öyle iken o, yine yalanladı ve dayattı.
ve ebâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.
ve ebâ
Gültekin Onan = Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.
ve ebâ
Harun Yıldırım = Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.
ve ebâ
Hasan Basri Çantay = Andolsun ki biz ona âyetlerimizin hepsini gösterdik de, (Buna rağmen) o, yine tekzîb etdi, dayatdı.
ve ebâ
Hayrat Neşriyat = Celâlim hakkı için, (biz) ona (Fir'avun’a, gösterilecek) mu'cizelerimizin hepsini gösterdik; fakat (o) yalanladı ve (hakkı kabûl etmemekte) diretti.
ve ebâ
Kadri Çelik = Şüphesiz biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o yalanladı ve ayak diretti.
ve ebâ
Muhammed Esed = Gerçek şu ki, Biz Firavun'u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.
ve ebâ
Mustafa İslamoğlu = Doğrusu Biz (Firavun'a) mucizevi belgelerimizin her türünü gösterdik; fakat o yalanladı ve küstahça yüz çevirdi.
ve ebâ
Ömer Nasuhi Bilmen = Kasem olsun ki, Biz âyetlerimizin hepsini ona gösterdik. Böyle iken o tekzîp etti ve kaçındı.
ve ebâ
Ömer Öngüt = Andolsun ki ona bütün âyetlerimizi gösterdik. Yine de yalanladı ve diretti.
ve ebâ
Şaban Piriş = Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.
ve ebâ
Sadık Türkmen = Gerçek şu Kİ; ayetlerimizin tümünü ona (Firavuna) gösterdik, yine de yalanladı ve (şeytanlaşarak yalanında) diretti.
ve ebâ
Seyyid Kutub = Biz Firavun'a tüm ayetlerimizi gösterdik, fakat o bunları yalanladı, kabul etmeye yanaşmadı.
ve ebâ
Suat Yıldırım = Biz Firavun’a bütün âyetlerimizi, delillerimizi gösterdik, fakat o bunları yalan saydı ve gerçeği kabul etmemekte direndi.
ve ebâ
Süleyman Ateş = Andolsun biz o(Fir'av)n'a âyetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.
ve ebâ
Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.
ve ebâ
Ümit Şimşek = Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.
ve ebâ
Yaşar Nuri Öztürk = Gerçek şu ki, biz Firavun'a bütün ayetlerimizi gösterdik. Onları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.
ve ebâ
İskender Ali Mihr = Ve andolsun ki; âyetlerimizin (mucizelerimizin) hepsini, ona gösterdik. Buna rağmen yalanladı ve (yalanında) direndi.
ve ebâ
İlyas Yorulmaz = Biz firavun’a ayetlerimizin hepsini gösterdik. Firavun yalanladı ve (inanmamakta) diretti.
ve ebâriyka
Diyanet İşleri = (17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
ve ebâriyka
Abdulbaki Gölpınarlı = Kaynağından doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.
ve ebâriyka
Abdullah Parlıyan = Tertemiz kaynakların şaraplarından doldurulmuş büyük kaplarla, sürahiler ve kadehlerle
ve ebâriyka
Adem Uğur = Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
ve ebâriyka
Ahmet Tekin = Maîn çeşmesinden, meşrubat pınarlarından, ırmaklarından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle dolaşırlar.
ve ebâriyka
Ahmet Varol = (Şarap) kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
ve ebâriyka
Ali Fikri Yavuz = Cennet şarabından dolu sürahiler, ibrikler ve kadehlerle...
ve ebâriyka
Ali Ünal = Cennet şarabından doldurulmuş testiler, sürahiler ve kadehlerle;