Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
udhulû-hâ
Abdullah Parlıyan = “Esenlik ve güvenlik içinde girin oraya!” diyerek karşılanacaklar orada.
udhulû-hâ
Ali Ünal = “Esenlikle ve (her türlü korkudan, endişeden ve noksanlıktan) emin olarak girin!” denir onlara.
udhulû-hâ
Cemal Külünkoğlu = (45-46) Şüphesiz Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimseler, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara: “Esenlikle ve güven içinde oraya giriniz” denecektir.
udhulû-hâ
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Onlara: «Selametle güven içinde oraya girin» denir.
udhulû-hâ
Hayrat Neşriyat = (Onlara:) 'Oraya (o Cennete, sekiz kapısından) selâmetle ve emniyette olan kimseler olarak girin!' (denilir).
udhulû-hâ
Muhammed Esed = "Esenlik ve güvenlik içinde girin oraya!" (sözleriyle karşılanacaklar orada).
udhulû-hâ
Mustafa İslamoğlu = (Çünkü) onlara "Esenlik ve güvenlik içinde oraya girin!" (denilecek).
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Diyanet İşleri = Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedî kalmak üzere buraya girin.”
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve Rablerinden çekinenler de bölük bölük cennete sürülmüştür, oraya geldikleri zaman kapıları açılmıştır da bekçileri, esenlik size, tertemiz oldunuz, artık girin ebedî olarak derler.
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Abdullah Parlıyan = Yol ve yordamlarını Rablerinin kitabı vasıtasıyla bulanlar da bölük bölük cennete gönderileceklerdir. Oraya vardıklarında kapıları açılmış olacaktır ve oranın bekçileri onlara: “Selam size, hoş geldiniz, iyi ettiniz, ne hoşsunuz, işte buyurun içinde temelli ve ebedi kalacağınız bu cennete girin!” diyeceklerdir.
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Adem Uğur = Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Ahmed Hulusi = Rablerinden ittika edenler (bedenselliklerinden korunanlar) ise sınıflar hâlinde cennete sevkolunmuştur. . . Nihayet oraya geldiklerinde ve onun kapıları açıldığında, onun muhafızları hitap eder: "Selâmun aleyküm! Ne hoş olmuşsunuz. . . Sonsuza dek kalmak üzere girin!"
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Ahmet Tekin = Rablerine sığınıp, emrine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan, takvâya dayalı düzeni benimseyen mü’minler ise, imanda ve itaattaki derecelerine göre cennete bölük bölük sevkedilir. Cennete geldikleri zaman cennetin sekiz kapısı birden açılır. Cennetin bekçileri gelenlere:'Selâmün aleyküm! (Allah’ın selâmı, selâmeti üzerinize olsun, selâmete erdiniz). Tertemiz geldiniz. İçinde ebedî yaşayacağınız Cennet’e girin.' derler.
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Ahmet Varol = Rablerinden sakınanlar da bölük bölük cennete iletilirler. Sonunda oraya gelip kapıları açıldığında, (cennetin) bekçileri onlara: 'Size selâm olsun. Hoş ve temiz geldiniz. İçinde sonsuza kadar kalmak üzere girin oraya!' derler.
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Ali Bulaç = Rablerinden korkup sakınanlar da, cennete bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: "Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin."
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Ali Fikri Yavuz = Rablerine itaat edenler de bölük bölük cennete gönderilir. Nihayet oraya varıb cennetin kapıları açılınca, bekçileri şöyle derler: “ - (Her türlü kederden) selâmet size! (Günah kirinden) tertemizsiniz? Artık ebedî olarak kalmak üzere girin oraya.”
fedhulû-hâ (fe udhulû-hâ)
Ali Ünal = Rabbilerine gönülden saygı besleyen, O’na karşı gelmekten ve dolayısıyla O’nun azabından sakınanlar ise bölük bölük Cennet’e sevkolunurlar. Nihayet oraya vardıklarında, (Allah’ın rahmeti olarak) Cennet’in kapıları açılır ve vazifeli melekleri onlara şöyle hitap ederler: “Selâm olsun size! Ne mutlu size (ki, bütün günahlardan arınmış ve bütün dertlerden, sıkıntılardan kurtulmuş bulunuyorsunuz). Sonsuzca kalmak üzere artık girin Cennet’e!”