KuranMeali / Ayet Ara
Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Diyanet İşleri = Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Abdulbaki Gölpınarlı = Siz de o sırada bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Abdullah Parlıyan = siz de çaresiz bir şekilde durup seyrederken
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Adem Uğur = O vakit siz bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ahmed Hulusi = O zaman siz (çaresiz) bakakalırsınız!
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ahmet Tekin = O zaman acz içinde bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ahmet Varol = O vakit siz (can çekişene) bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ali Bulaç = Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ali Fikri Yavuz = O vakit (ölünün etrafında bulunan sizler), bakar durursunuz. (Elinizden bir şey gelmez, canınızın çıkmasını beklersiniz).
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ali Ünal = Ki o anda can çekişenin yanında bulunan sizler, çaresizlik içinde sadece seyredersiniz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Bayraktar Bayraklı = (83-85) Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.[605]
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Bekir Sadak = (83-85) Kisinin cani bogaza dayaninca ve siz o zaman bakip kalirken, Biz o kisiye sizden daha yakinizdir, ama gormezsiniz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Celal Yıldırım = Siz de bakıp dururken,
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Cemal Külünkoğlu = (83-84) Ya o can boğaza gelip dayandığı zaman, o vakit siz sadece bakıp durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Diyanet İşleri (eski) = (83-85) Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Diyanet Vakfi = O vakit siz bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Edip Yüksel = O anda siz bakınmaktasınız.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Elmalılı Hamdi Yazır = ki siz o vakıt bakar durursunuz
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = ki o zaman bakar durursunuz,
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Gültekin Onan = Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Harun Yıldırım = Ki siz o sırada bakıpdurursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Hasan Basri Çantay = o vakit siz görürsünüz!
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Hayrat Neşriyat = (83-84) Öyle ise, değil mi ki (can) boğaza geldiğinde, artık siz, o sırada (can çekişen o kimseye çâresizlikle) bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
İbni Kesir = O vakit görürsünüz siz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Kadri Çelik = O sırada siz (sadece) bakıp durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Muhammed Esed = siz de (çaresiz bir şekilde) durup seyrederken,
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Mustafa İslamoğlu = Ve siz o zaman dehşetle bakakalacaksınız.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ömer Nasuhi Bilmen = (83-84) Artık değil mi ki, (can) boğaza geldiği vakit. Ve siz o zaman bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ömer Öngüt = Siz (o can çekişen kimseye) bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Şaban Piriş = Siz, o zaman bakıp kalırsınız
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Sadık Türkmen = O zaman siz sadece bakıp durursunuz!
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Seyyid Kutub = O sırada sizler gözlerinizi o can çekişen adama dikersiniz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Suat Yıldırım = O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Süleyman Ateş = Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Tefhim-ul Kuran = Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Ümit Şimşek = O vakit siz bakar, durursunuz.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
Yaşar Nuri Öztürk = İşte o zaman siz bakakalırsınız!
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
İskender Ali Mihr = Ve siz, o anda (ona öylece, bir yardım yapamayarak sadece) bakarsınız.
tenzurûne
Vâkı’a / 84 -
bakarsınız
İlyas Yorulmaz = O zaman bakınıp durursunuz.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Diyanet İşleri = Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Abdulbaki Gölpınarlı = Bir vakit sizin için denizi yardık da kurtardık sizi; Firavun'un soyunu sopunu sulara boğduk; siz de buna bakıp duruyordunuz.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Abdullah Parlıyan = Ve önünüzdeki denizi yarıp, sizi nasıl kurtardığımızı gözlerinizin önünde Firavun'un adamlarını nasıl boğduğumuzu,
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Adem Uğur = Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Ahmed Hulusi = Varlığınızdaki Allâh Esmâ'sı kuvvesinin açığa çıkartılmasıyla denizi yarıp sizi kurtarmış; Firavun ailesini ise size bakıp dururken boğmuştuk!
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Ahmet Tekin = Size, denizi yardığımız günleri hatırlayın. Sizi kurtarmış, Firavun’u, kavmini, ordusunu boğmuştuk. Bunun sebeplerini düşünmeli, tahlil etmelisiniz.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Ahmet Varol = Hani, sizin için denizi yarmıştık da, sizi kurtarıp gözlerinizin önünde Firavun ailesini boğmuştuk.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Ali Bulaç = Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı ve Firavun'un adamlarını -gözlerinizin önünde- boğduğumuzu hatırlayın.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Ali Fikri Yavuz = Ve yine hatırlayın ki, bir vakit sizden ötürü denizi yardık da hepinizi kurtardık, Fir’avun avânesini ise, sizler bakıb dururken, suda boğduk.
tenzurûne
Bakara / 50 -
bakıyorsunuz, görüyorsunuz
Ali Ünal = (Mısır’da yıllarca süren mücadelelerin ardından emrimiz ve yol göstermemizle oradan çıkma teşebbüsünde bulunduğunuz anda denizin kenarına gelmiş ve Firavun, ordusuyla tam arkanızdan yetişmişken) denizi sizin için yarıp sizi kurtarmış ve Firavun oligarşisini boğmuştuk; (Allah’ın, hiçbir katkınız bulunmayan tam bir inayeti olarak onlar boğulurken) siz sadece seyrediyordunuz.