Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
ve lâ tekûlenne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve hiçbir şey hakkında da bunu mutlaka yarın yapacağım deme.
ve lâ tekûlenne
Abdullah Parlıyan = Ve hiç birşey hakkında “Ben bu işi, yarın mutlaka yapacağım” deme.
ve lâ tekûlenne
Ahmed Hulusi = Hiçbir şey için "Onu yarın kesinlikle yapacağım" deme (çünkü Allâh'ın onu inşa edip etmeyeceğini bilemezsin)!
ve lâ tekûlenne
Ali Bulaç = Hiç bir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme.
ve lâ tekûlenne
Ali Fikri Yavuz = Hiç bir şey hakkında da: “- Ben, bunu, muhakkak yarın yaparım.” söyleme.
ve lâ tekûlenne
Ali Ünal = Yapmaya niyet ettiğin herhangi bir hususta da “Yarın şunu yapacağım.” deme.
ve lâ tekûlenne
Bayraktar Bayraklı = (23-24) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça, hiçbir şey için, “Bunu yarın yapacağım” deme! Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve “Umarım Rabbim beni doğruya bundan daha yakın olan bir yolla iletir” de!
ve lâ tekûlenne
Bekir Sadak = (23-24) Herhangi bir sey icin, Allah'in dilemesi disinda: «Ben yarin onu yapacagim» deme. Unuttugun zaman Rabbini an ve soyle de: «Umulur ki, Rabbim beni dogruya daha yakin olana eristirir.»
ve lâ tekûlenne
Celal Yıldırım = (23-24) Hiçbir şey için «ben bunu mutlaka yarın yapacağım» deme ; ancak Allah dilerse yapacağım, de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve de ki: Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın doğruya eriştirir.
ve lâ tekûlenne
Cemal Külünkoğlu = (23-24) Hiçbir şey hakkında sakın: “Yarın şunu yapacağım” deme! (Bunun yerine:) “İnşaallah (ancak Allah dilerse yapacağım de). Böyle (İnşaallah) demeyi unuttuğunda ise Rabbini an ve: “Umarım ki, Rabbim beni şimdikinden daha doğru davranışa muvaffak kılar” de.
ve lâ tekûlenne
Diyanet İşleri (eski) = (23-24) Herhangi bir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: 'Ben yarın onu yapacağım' deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: 'Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir.'
ve lâ tekûlenne
Diyanet Vakfi = (23-24) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşâallah demedikçe) hiçbir şey için «Bunu yarın yapacağım» deme. Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve: «Umarım Rabbim beni, doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletir» de.
ve lâ tekûlenne
Elmalılı Hamdi Yazır = (23-24) Hiç bir şey hakkında da Allahın meşiyyetiyle takyid etmeden «ben bunu yarın muhakkak yaparım» deme ve unuttuğun vakıt Allahı zikret ve şöyle de: ola ki rabbım beni bundan daha yakın bir vakıtta dosdoğru bir muvaffakıyyete îysal buyur
ve lâ tekûlenne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Hiçbir şey hakkında da: «Ben bunu yarın muhakkak yaparım deme,
ve lâ tekûlenne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Hiçbir şey için, Allah'ın dilemesi dışında: «Ben yarın onu yapacağım deme»
ve lâ tekûlenne
Gültekin Onan = Hiç bir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme.
ve lâ tekûlenne
Hasan Basri Çantay = Hiçbir şey hakkında «Ben bunu her halde yarın yapıcıyım» deme.
ve lâ tekûlenne
Hayrat Neşriyat = (23-24) (Ey Habîbim!) Sakın hiçbir şey için, Allah’ın dilemesine bağlamadıkça(inşâallah demedikçe): 'Ben bunu yarın kesinlikle yapacak olanım' deme! (Bunu)unuttuğun zaman ise, Rabbini an ve: 'Umarım ki Rabbim, bundan (bu kıssadan, peygamberliğime delîl olan) daha yakın bir yola (daha nice delillere) beni eriştirir' de!
ve lâ tekûlenne
Kadri Çelik = Hiç bir şey hakkında, “Ben bunu yarın mutlaka yapacağım” deme.
ve lâ tekûlenne
Muhammed Esed = Ve hiçbir şey hakkında, "Ben bu işi yarın mutlaka yapacağım" deme;
ve lâ tekûlenne
Mustafa İslamoğlu = Ve hiç bir şey için, "Ben bu işi yarın kesinlikle yaparım!" deme!
ve lâ tekûlenne
Ömer Nasuhi Bilmen = (23-24) Ve bir şey hakkında, «Ben bunu elbette ki, yarın yapacağım,» deme. Ancak Allah Teâlâ dileyecek olursa (yapacağım)» de. Ve unuttuğun vakit Rabbini zikret ve de ki: «Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir dosdoğru hayra (bir muvaffakiyete) eriştirir.»
ve lâ tekûlenne
Sadık Türkmen = Ve hiçbir ŞEY için asla: “Ben bunu yarın mutlaka yapacağım” deme!
ve lâ tekûlenne
Suat Yıldırım = (23-24) Hiçbir konuda: Allah’ın dilemesine bağlamaksızın, "Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım" deme! Bunu unuttuğun takdirde Allah’ı zikret ve: "Umarım ki Rabbim, doğru olma yönünden beni daha isabetli davranışa muvaffak kılar" de.
ve lâ tekûlenne
Tefhim-ul Kuran = Hiç bir şey hakkında: «Ben bunu yarın mutlaka yapacağım» deme.
ve lâ tekûlenne
Yaşar Nuri Öztürk = Hiçbir şey için, "Ben bunu yarın kesinlikle yapacağım." deme.
ve lâ tekûlenne
İskender Ali Mihr = Bir şey hakkında “Ben, bunu yarın mutlaka yapacağım deme.”
en tekûle
Diyanet İşleri = Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi.
en tekûle
Abdulbaki Gölpınarlı = Anam oğlu dedi, sakalımı, başımı bırak benim, gerçekten de, sözüme tam uymadın da İsrâiloğullarının arasına ayrılık saldın diyeceğinden korktum.
en tekûle
Abdullah Parlıyan = Harun: “Ey anamın oğlu!” dedi. “Saçımdan sakalımdan tutma benim; gerçek şu ki ben senin, “Bak İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün sözümü tutmadın demenden korktum.”
en tekûle
Adem Uğur = (Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: "İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!" demenden korktum.
en tekûle
Ahmed Hulusi = (Harun) dedi ki: "Ey anamın oğlu! Saçıma, sakalıma yapışıp durma! Muhakkak ki ben: 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın' demenden korktum. "
en tekûle
Ahmet Tekin = Hârûn:'Ey anamın oğlu, sakalımı ve saçımı tutma. Ben, senin, İsrâiloğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın, demenden korktum.' dedi.
en tekûle
Ahmet Varol = (Harun) dedi ki: 'Ey annemin oğlu! Sakalımdan ve başımdan tutma! Ben: 'İsrailoğullarının arasında ayrılık çıkardın ve sözümü tutmadın' demenden korktum.'
en tekûle
Ali Bulaç = Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup yolma. Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum."
en tekûle
Ali Fikri Yavuz = (Harûn şöyle) dedi: “- Ey anamın oğlu, sakalımı ve başımı (saçımı) yakalama. Ben, senin; “- İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın.” diyeceğinden korktum.
en tekûle
Ali Ünal = Harun, “Ey anamın oğlu!” dedi, “lütfen sakalımdan ve başımdan tutup da beni böyle sarsıp durma. (Bir defa, bu topluluk beni bir hiç yerine koydu ve linç edip öldürmeye kalktı. Sonra, olup bitene kesin bir müdahalede bulunmaktan sakındım. Çünkü) ‘İsrail Oğulları arasına tefrika soktun; sözümü de dinlemedin!’ demenden korktum.”