Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Diyanet İşleri = “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Abdullah Parlıyan = Doğru sözlü biriysen, neden meleklerle gelmiyorsun bize?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Adem Uğur = Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ahmed Hulusi = "Eğer doğru sözlü isen, bize meleklerle gelmeliydin?"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ahmet Tekin = 'Eğer peygamberlik davasında haklı olanlardansan, bize, senin hak peygamber olduğuna şahitlik edecek melekleri getirmeliydin' dediler.

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ahmet Varol = Doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!'

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ali Bulaç = "Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ali Fikri Yavuz = "Eğer doğru söylüyor idiysen, bize meleklerle gelseydin ya!" (diye de eklediler).

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ali Ünal = “Eğer iddianda tutarlı ve doğru isen, bize o melekleri getirip göstermen gerekmez mi?”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Bayraktar Bayraklı = “Doğru sözlülerden isen, bize melekleri getirsene!”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Bekir Sadak = (6-7) Onlar: «Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Dogrulardan isen melekleri bize getirsene» dediler.

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Celal Yıldırım = Eğer doğrulardan isen bize melekleri getirseneI.»

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Cemal Külünkoğlu = (6-7) (Müşrikler) dediler ki: “Ey kendisine Kur'an inen kimse, sen kesinlikle delisin! Eğer doğru sözlü isen bize melekleri getirsene!”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Diyanet İşleri (eski) = (6-7) Onlar: 'Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene' dediler.

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Diyanet Vakfi = «Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.»

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Edip Yüksel = 'Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene.'

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Getirsena o Melâikeyi sadıklardan isen!

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Eğer peygamberlik davanda doğru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin.»

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Gültekin Onan = "Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Harun Yıldırım = "Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin."

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Hasan Basri Çantay = «(Da'vanda) doğru söyleyenlerdendin de bize melekleri getirmeli değil miydin»?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Hayrat Neşriyat = 'Eğer doğru (söyleyen) kimselerden idiysen, bize melekleri getirmeli değil miydin?'

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 İbni Kesir = Doğru söyleyenlerden isen; bize, melekleri getirmeli değil misin?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Kadri Çelik = “Eğer doğruyu söyleyenlerden isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Muhammed Esed = "Doğru sözlü biriysen, bize melekleri getirsene!"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Mustafa İslamoğlu = "Eğer doğru söylüyor idiysen, bize meleklerle gelseydin ya!" (diye de eklediler).

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = «Eğer sen sâdıklardan isen bize melekleri getirmeli değil misin?»

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ömer Öngüt = “Eğer doğru söyleyenlerden isen, bize melekleri getirmeli değil misin?”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Şaban Piriş = Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getirmeli değil miydin?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Sadık Türkmen = Bize melekleri getirsene! Eğer doğru sözlülerden isen.”

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Seyyid Kutub = Eğer söylediklerin doğru ise bize melekler ile birlikte gelseydin ya.

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Suat Yıldırım = (6-7) O kâfirler, alay ederek: "Ey o kendisine kitap indirilmiş olan" dediler; "mutlaka sen bir delisin! Eğer iddianda tutarlı isen, ne diye bize o melekleri getirip göstermiyorsun?"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Süleyman Ateş = "Eğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene!"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Tefhim-ul Kuran = «Eğer doğruyu söyleyenlerden isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?»

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Ümit Şimşek = 'Eğer doğru söylüyorsan, bize melekleri getir.'

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Hadi getirsene bize o melekleri, eğer doğru sözlülerdensen!"

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 İskender Ali Mihr = Eğer sen sadıklardansan, bize melekleri getirmen gerekmez miydi?

te’tî-nâ bi

  Hicr / 7 -

 İlyas Yorulmaz = “Eğer sen doğru söyleyenlerden birisi isen, bize melekleri getirirsin” dediler.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Diyanet İşleri = Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bilgisi olmayanlar, Allah bizimle konuşsa, yahut bize bir delil, bir mucize gelse dediler. Önce gelenler de tıpkı onlar gibi söylemişlerdi. Kalpleri, ne kadar da birbirine benzedi onların. Gerçeği iyice bilmek isteyenlere âyetlerimizi apaçık gösterdik.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Abdullah Parlıyan = Allah, Peygamber ve vahiy bilgisinden yoksun olanlar: “Allah bizimle konuşsaydı veya bize bir delil gelseydi” derler. Onlardan önce yaşamış olanlar da, tıpkı onlar gibi söylemişlerdi. Kalpleri hep birbirine benziyor. Şüpheden kurtulup gerçekleri anlamak isteyenlere ayet ve işaretlerimizi yeterince açık ve anlaşılır kıldık.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Adem Uğur = Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaçık gösterdik.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Ahmed Hulusi = (Allâh ismiyle işaret edilen hakkında) bilgisizler (O'nu gökte bir tanrı sanıp) "Allâh bizimle konuşsaydı ya da bize bir mucize verseydi ya" dediler!. . Onlardan öncekiler de onlar gibi konuşmuşlardı. Bakış açıları birbirine benzemiş! (Ayna nöronların işlevi sonucu - aynı kafadan!). . . Biz âyetlerimizi (gerçeğe işaret eden oluşumu), onları hakkıyla değerlendirmek isteyenlere apaçık gösterdik.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Ahmet Tekin = İlimden nasipleri olmayanlar:'Allah bizimle konuşmalı, ya da bize bir âyet, bir mûcize, maddî bir işaret gelmeli' dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Kalpleri, akılları birbirine benzedi.İlme, delile ve gerekçeye itibar eden, inanmak isteyen bilgi toplumları için, Muhammed’in hak peygamber olduğu ile ilgili âyetleri, mûcizeleri açık seçik açıkladık.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Ahmet Varol = Bilgi sahibi olmayanlar 'Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet (mucize) gelmeli değil miydi?' dediler. Onlardan öncekiler de onların bu sözlerine benzer şeyler söylemişlerdi. Kalpleri birbirine benziyor. Biz iyi anlayan bir topluluk için ayetlerimizi açık bir şekilde gösterdik.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Ali Bulaç = Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Ali Fikri Yavuz = Müşriklerin ve kitap ehlinin cahilleri: “- Allah, bize senin hak peygamber olduğunu söyleyeydi, yahud sen bize bir alâmet getireydin ya” dediler. Bunlardan önce Yahûdî ve Hristiyanlar da tıpkı bunlar gibi (peygamberlerine: “-Bize Allah’ı aşikâr göster ve gökten sofra indir.”) söylemişlerdi. Küfür ve inadda kalbleri birbirine benzemiştir. Biz hakikatı anlayanlara mûcizeleri apaçık gösterdik.

te’tî-nâ

  Bakara / 118 -

 Ali Ünal = (Allah’ı tanımayan ve O’nun gönderdiği) ilimden nasibi olmayıp cahilce düşünen ve cahilce bir ömür sürenler, “Ne olur, Allah bizimle konuşsa veya (O’ndan) bize apaçık bir işaret, bir mucize gelse!” diyorlar. Onlardan öncekiler de aynen onların konuştuğu gibi konuşuyorlardı. Kalbleri ne kadar da birbirine benziyor. Oysa Biz, (kalbleri ve kulakları mühürlü, gözleri perdeli olmayan, dolayısıyla sürekli düşünüp araştırarak ve gereğince aklederek) gerçeği tam manâsıyla kavrayıp, ona şüphe duymadan inanacak bir topluluk için (Allah’ı tanıtan, Kur’ân’ın ve Rasûlüllah’ın hak olduğunu ortaya koyan) işaret ve delilleri, Kitabın âyetlerini apaçık ortaya koymuş bulunuyoruz.