Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Diyanet İşleri = Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Tomurcukları Şeytanların başlarına benzer.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Abdullah Parlıyan = Onun meyve veya tomurcukları çirkin görünüşlü şeytan veya yılanların başı gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Adem Uğur = Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ahmed Hulusi = Onun (kendini yalnızca beden kabulünün) meyvesi, sanki şeytanların kafaları (bilincin içgüdüsel dürtüleri) gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ahmet Tekin = Tomurcukları yılanbaşı gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ahmet Varol = Tomurcukları şeytan başı gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ali Bulaç = Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ali Fikri Yavuz = Meyvaları, (çirkin) şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ali Ünal = Meyveleri, şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Bayraktar Bayraklı = Meyveleri şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Bekir Sadak = Tomurcuklari seytan basi gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Celal Yıldırım = Tomurcukları (veya meyveleri) şeytanların başlarına benzer.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Cemal Külünkoğlu = (63-65) Gerçek şu ki, biz o (Zakkum ağacı)nı zalimler için (“ateşin içinde ağaç mı olur diye”) bir imtihan aracı kıldık. Şüphesiz o, çılgınca yanan ateşin dibinden çıkar. Onun tomurcukları tıpkı şeytanların başlarıdır.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Diyanet İşleri (eski) = Tomurcukları şeytan başı gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Diyanet Vakfi = Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Edip Yüksel = Tomurcukları şeytanların başı gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Tomurcukları Şeytanların başları gibidir

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Gültekin Onan = Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Harun Yıldırım = Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Hasan Basri Çantay = Ki tomurcukları şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Hayrat Neşriyat = Tomurcukları, sanki şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 İbni Kesir = Tomurcukları şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Kadri Çelik = Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Muhammed Esed = meyvesi şeytanların kellesi gibi (tiksindirici)dir;

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Mustafa İslamoğlu = tomurcukları, yeleli yılanların başları gibi (albenili)dir;

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Onun meyvesi sanki şeytanların başlarıdır.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ömer Öngüt = Meyveleri şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Şaban Piriş = Tomurcukları (ürünleri) sanki şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Sadık Türkmen = Tomurcukları şeytanların (zararlı mahlukların) başları gibidir!

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Seyyid Kutub = Tomurcukları, şeytanın başı gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Suat Yıldırım = (62-65) "Şimdi iyi düşünün!" buyurur Yüce Allah, "Sonuç olarak böylesi bir mutluluk mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için bir dert ve azap yaptık. O öyle bir ağaçtır ki cehennemin ta dibinden çıkar. Meyveleri, sanki şeytanların başları!"

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Süleyman Ateş = Tomurcukları, şeytânların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Tefhim-ul Kuran = Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Ümit Şimşek = Meyvesi şeytanların başına benzer.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Tomurcukları tıpkı şeytanların başlarıdır.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 İskender Ali Mihr = Onun meyveleri şeytanların başları gibidir.

ruûsu

  Sâffât / 65 -

 İlyas Yorulmaz = Meyveleri, sanki şeytanların başları gibi.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Diyanet İşleri = Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Bunu yapmazsanız bilin ki Allah'la ve Peygamberiyle savaşa giriştiniz. Tövbe ederseniz anamalınız sizindir, ne zulmedersiniz, ne zulüm görürsünüz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Abdullah Parlıyan = Çünkü böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve elçisi tarafından açılmış bir savaştan haberiniz olsun! Ama eğer tevbe ederseniz, ana paranızı almaya hak kazanırsınız. Böylece ne haksızlık yapmış ve ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Adem Uğur = Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Ahmed Hulusi = Eğer bunu yapmazsanız, bilin ki Allâh ve Rasûlüne savaş açmış olursunuz. Eğer bu yanlış tutumunuzu idrak edip bir daha yapmamak üzere vazgeçerseniz, anaparanızı almaya hak kazanırsınız. (Böylece) ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Ahmet Tekin = Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasulü tarafından fâizcilere verilen savaş ültimatomundan haberiniz olsun.Eğer tevbe ederseniz, günah işlemekten vazgeçip Allah’a itaate yönelirseniz, anaparalarınız sizindir. Haksızlık etmeyeceksiniz, haksızlığa da uğratılmayacaksınız.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Ahmet Varol = Eğer bunu yapmazsanız, Allah'a ve peygamberine karşı bir savaş ilan edin. [58] Eğer tevbe ederseniz ana mallarınız sizindir. Böylece haksızlık etmeyeceğiniz gibi haksızlığa da uğratılmamış olursunuz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Ali Bulaç = Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Ali Fikri Yavuz = Yok, eğer bu fâizi terketmezseniz bilin ki, Allah’a ve peygamberinize karşı harbe girmişsiniz. Eğer ribâ almaktan tevbe ederseniz ana paranız sizindir; ve böylece ne zâlim olursunuz, ne de zulme uğramış bulunursunuz.

ruûsu

  Bakara / 279 -

 Ali Ünal = Eğer böyle yapmaz da (faizi helâl saymaya veya haram kabul etmekle birlikte almaya devam ederseniz,) Allah ve Rasûlü’nden size karşı savaş açıldığı malûmunuz olsun. Eğer tevbe eder (ve artık faizden tam olarak vazgeçerseniz), anaparanız sizindir. Böylece ne zulmetmiş, ne de zulme maruz kalmış olursunuz.