Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Diyanet İşleri = Sûr’a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sûra üfürülünce aralarında ne soy sop var, ne de birbirlerinin halini soruşturabilirler o gün.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Abdullah Parlıyan = Ve kıyamet günü sûra üfürüldüğü zaman, ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır, ne de birbirlerine olup biten hakkında soru sorabileceklerdir.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Adem Uğur = Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ahmed Hulusi = Sur'a üflendiğinde (yeni bir bâ's için süreç başladığında), o gün aralarında nispetler (beşerî mensubiyetler, akrabalıklar, etiketler; dünyada birbirlerini tanımalarını sağlayan görünümleri) olmayacak! Sualleşmezler de (dünyadaki nispetlere/iletişime göre birbirlerini sormazlar da).

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ahmet Tekin = Sûra üfürüldüğü zaman, artık aralarındaki akrabalık bağları bitmiştir. Birbirlerinden bir talepte bulunamazlar, olup bitenleri de artık birbirlerine soramazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ahmet Varol = Sur'a üflendiğinde artık aralarında soylar yoktur ve birbirlerine (bir şey) sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ali Bulaç = Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ali Fikri Yavuz = O vakit, Sûr’a üfürüldü mü, artık aralarında bugün ne neseb yardımlaşması vardır, ne de birbirinin halinden sorabilirler.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ali Ünal = Derken Sûr’a üfürülür de, artık aralarında kendilerine fayda verecek nesep bağı da olmaz; (herkes kendi derdine düşer de), birbirlerinin hatırını sormayı bile düşünmezler.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Bayraktar Bayraklı = Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmayacaktır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Bekir Sadak = Sura uflendigi zaman, o gun, aralarindaki soy yakinligi fayda vermez ve birbirlerine de birsey soramazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Celal Yıldırım = Sûr'a üfürülünce, o gün artık aralarında soy bağlan kalmaz; birbirlerinden (bir şeyler de) soramazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Cemal Külünkoğlu = Ve sonra, (kıyamet) suru üflendiği zaman, o gün artık ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır ne de birbirlerine soru sorabileceklerdir.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Diyanet Vakfi = Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Edip Yüksel = Boruya üfürüldüğünde o gün artık aralarında akrabalık yoktur ve birbirleriyle de ilgilenemezler.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = O vakıt Sûr üfürüldü mü artık beyinlerinde o gün ne ensab vardır ne de soruşurlar

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sur'a üfrüldüğü zaman, artık o gün ne aralarında soy sop ilişkisi olacak, ne de birbirlerini soracaklar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soy sop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Gültekin Onan = Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Harun Yıldırım = Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Hasan Basri Çantay = Suur'a üfürüldüğü zaman da artık aralarında o gün (böbürlenecekleri) soyları soplar (ı) olmadığı gibi (birbirinin haalini) de soruşmazlar onlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Hayrat Neşriyat = Sûr’a üflendiği zaman, artık o gün aralarında ne soy sop kalır, ne de birbirlerine bir şey sorarlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 İbni Kesir = Sur'a üflendiği zaman; o gün, artık aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez. Birbirlerine bir şey de soramazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Kadri Çelik = Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (akrabalık bağları) yoktur ve (soy soplarını artık) soruşturmazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Muhammed Esed = Ve sonra, (kıyamet) suru üflendiği zaman, o Gün artık ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır ne de birbirlerine (olup biten hakkında) soru sorabileceklerdir.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve kalk borusu çaldığı zaman, artık o gün ne aralarındaki soy yakınlığı işe yarar ne de birbirlerine (olan biteni) sorabilirler.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Sûra üfürüleceği zaman artık aralarında ne ensab vardır ve ne de soruşurlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ömer Öngüt = Sur'a üfürüldüğü o günün dehşetinden aralarında ne nesep (akrabalık) bağı kalır ne de birbirlerine bir şey sorabilirler.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Şaban Piriş = Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün, aralarında soy bağı kalmaz, birbirlerinden birşey de isteyemezler.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Sadık Türkmen = Sur’a üflendiği zaman, artık o gün aralarında soysop yakınlığı yoktur ve birbirlerine de soramazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Seyyid Kutub = Sura üflendiği zaman, o gün artık aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerine hal hatır sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Suat Yıldırım = Sûra üflendiği zaman, o gün artık ne aralarındaki akraba tutkunluğu bir fayda verir, ne de kişi bir başkasının halini sormayı hatırından geçirir.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Süleyman Ateş = Sûr'a üflendiği zaman, artık o gün aralarında soylar yoktur ve (insanlar, birbirlerine soylarını) sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Tefhim-ul Kuran = Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Ümit Şimşek = Sûra üfürüldüğü gün, artık ne aralarında bir soy bağı kalmıştır, ne de birbirlerini soruşturacak halleri vardır.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sûra üfürüldüğünde, aralarında artık soy sop / şuna buna mensup olmalar söz konusu edilemez. Birbirlerini soruşturamazlar da.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 İskender Ali Mihr = İzin günü sur’a üfürüldüğü zaman, artık onların aralarında bir neseb (soy bağı) yoktur. Ve (birbirlerine hal hatır) sormazlar.

nufiha

  Mü’minûn / 101 -

 İlyas Yorulmaz = Sura üfürüldüğü gün, aralarında hiçbir nesep bağı kalmayacak ve karşılıklı bir istekleşme (yardımlaşma, konuşmada) olamayacak.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Diyanet İşleri = O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O gün deniz gibi dalgalanır, dalga dalga birbirlerine karışır onlar ve sûr üfürülür de onların hepsini toplarız.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Abdullah Parlıyan = O kıyamet günü, biz Ye'cüc'ü ve Me'cüc'ü birbiri içinde dalgalanır vaziyette bırakmışızdır veya dalga dalga ülkeleri istila ederler veya halk, şaşkınlıktan dalgalar gibi birbirine çarpar, sarsılır, karışırlar, sûr'a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Adem Uğur = O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Ahmed Hulusi = O gün onları serbest bırakırız, dalgalar hâlinde (iki tür) birbirlerine girerler! Sur'a da üflenmiştir; artık hepsini cem etmişizdir.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Ahmet Tekin = O gün, Kıyamet gününde, biz onları birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakırız. Sûra da üfürülür, böylece onların hepsini biraraya toplamış oluruz.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Ahmet Varol = O gün onları birbirleri içinde dalgalanır halde bırakırız. Sur'a da üflenir ve artık onların tümünü biraraya toplarız.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Ali Bulaç = Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Ali Fikri Yavuz = (Ye’cüc ve Me’cüc’un veya pek kalabalık insanların çıkacağı) o gün, onları, birbiri içinde dalgalanır hale bırakmışızdır; Sûr’a üfürülmüştür. Artık hepsini hesap için toplamışızdır.

ve nufiha

  Kehf / 99 -

 Ali Ünal = O gün bütün insanları, deniz dalgaları gibi birbirine girip çarpışmaya ve dehşetli bir herc ü merç yaşamaya terkederiz; artık Sûr’a da üfürülür de, onların hepsini bir araya toplarız.