Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
min es sâlihâti
Diyanet İşleri = Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Abdulbaki Gölpınarlı = Erkek olsun, kadın olsun, inanıp da iyi işlerde bulunanlar, cennete girerler ve kıl kadar bile zulüm görmezler, hakları zayi olmaz.
min es sâlihâti
Abdullah Parlıyan = Erkek olsun, kadın olsun her kim de, mü'min olarak doğru ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girecekler ve zerre kadar haksızlığa da uğramıyacaklardır.
min es sâlihâti
Adem Uğur = Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Ahmed Hulusi = İman etmiş olarak erkek veya kadın, kimler hayırlı bir iş yaparlarsa, onlar cennete girerler, zerrece hakları kaybolmaz.
min es sâlihâti
Ahmet Tekin = Erkek olsun, kadın olsun, kimler de mü’min olarak gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarından, İslâmî düzenden sorumlu olduğu kısmını hayata geçirirler, iş barışı içinde, bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak, nimetin-ürünün kendisini ilgilendiren alanda bollaşmasını sağlarlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olurlar, cârî-kalıcı hayırlardan-sâlih amellerden imkânları dahilindekileri işlerlerse, işte onlar cennete girerler. Hurma çekirdeğinin üzerindeki minnacık oyuğu dolduracak kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Ahmet Varol = Erkek veya kadınlardan kimler de imanlı olarak iyiliklerden bir şey işlerlerse bunlar da cennete girerler ve bir zerre kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Ali Bulaç = Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.
min es sâlihâti
Ali Fikri Yavuz = Mü’min olduğu halde erkek ve kadından kim bir takım sâlih âmellerde bulunursa, işte bu gibiler, cennete girerler ve zerre kadar zulmedilmezler.
min es sâlihâti
Ali Ünal = Erkek olsun kadın olsun, kim de (bütün iman esaslarına inanılması gerektiği gibi inanmış tam) bir mü’min olarak Allah’ın emrettiği şekilde sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yaparsa, işte bu (gerçekten kıymetli) insanlar Cennet’e girerler ve kendilerine en küçük bir haksızlıkta bulunulmaz.
min es sâlihâti
Bayraktar Bayraklı = Erkek olsun kadın olsun, her kim mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğramazlar.
min es sâlihâti
Bekir Sadak = Erkek veya kadin, mumin olarak, kim yararli isler islerse, iste onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez.
min es sâlihâti
Celal Yıldırım = Erkek ve kadından kim mü'min olduğu halde iyi ve yararlı işlerde bulunursa, işte onlar Cennet'e girerler, hurma çekirdeğinin zarındaki küçücük oyuk kadar olsun haksızlığa uğramazlar.
min es sâlihâti
Cemal Külünkoğlu = Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim faydalı işler yaparsa, onlar cennete girecekler ve bir çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar (zerre miktarı) haksızlığa uğratılmayacaklardır.
min es sâlihâti
Diyanet İşleri (eski) = Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez.
min es sâlihâti
Diyanet Vakfi = Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Edip Yüksel = Erkek veya kadın, her kim inanarak erdemli bir hayat sürerse cennete girer ve en ufak bir haksızlık görmez
min es sâlihâti
Elmalılı Hamdi Yazır = Gerek erkeklerden gerek dişi her hangi bir gişi de mü'min olarak iyi işlerden bir iş tutarsa işte böyleler Cennete girerler ve zerrece hakları yenmez
min es sâlihâti
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Erkek olsun, kadın olsun her hangi bir kimse mümin olarak iyi bir iş yaparsa, işte böyleleri cennete girerler ve zerrece hakları yenmez.
min es sâlihâti
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Erkek veya kadın, kim mümin olur da güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Gültekin Onan = Erkek olsun, kadın olsun inançlı olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.
min es sâlihâti
Harun Yıldırım = Ayrıca her kim erkek veya kadın mü’min olarak salih amellerden işlerse; işte onlar Cennete girerler ve hurma çekirdeğinin çukurcuğu kadar zulmedilmezler.
min es sâlihâti
Hasan Basri Çantay = Erkekden veya kadından kim de mü'min olarak güzel güzel işlerden (bir şey) yaparsa işte onlar cennete girerler. Bir çekirdeğin çukurcuğu kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Hayrat Neşriyat = Hem erkek veya kadın, kendisi mü’min olarak kim sâlih amellerden işlerse, işte onlar Cennete girerler ve bir çekirdeğin (arkasındaki küçücük) oyuğu kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
İbni Kesir = Erkek veya kadın her kim ki; mü'min olarak salih amel işlerse cennete girer. Ve kendilerine zerre kadar zulmedilmez.
min es sâlihâti
Kadri Çelik = Erkek veya kadın, mümin olarak kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve kendilerine hurma çekirdeği üzerindeki küçücük bir tomurcuk (zerre) kadar dahi zulmedilmez.
min es sâlihâti
Muhammed Esed = Halbuki -ister erkek ister kadın olsun- iman edip (yapabileceği) doğru ve yararlı işler yapan kimse cennete girecek ve bir hurma çekirdeği(ni dolduracak) kadar bile haksızlığa uğramayacaktır.
min es sâlihâti
Mustafa İslamoğlu = Ama erkek olsun kadın olsun, imanlı olarak salih amel işleyen herkes cennete girecek, zırnık kadar da haksızlığa uğratılmayacaktır.
min es sâlihâti
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve erkekten ve kadından herhangi bir kimse, mü'min olduğu halde iyi işlerden bir şey işlerse işte onlar cennete gireceklerdir ve bir çekirdeğin arkasındaki bir çukurcuk kadar bile zulme uğramayacaklardır.
min es sâlihâti
Ömer Öngüt = Erkek olsun kadın olsun, her kim mümin olarak sâlih amel işlerse, işte bunlar cennete girerler. Onlar zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Şaban Piriş = Mümin olarak kim bir doğru iş yaparsa erkek olsun, kadın olsun işte bunlar cennete girecekler ve zerre kadar haksızlık görmeyeceklerdir.
min es sâlihâti
Sadık Türkmen = Mümin olarak erkek veya kadın her kim iyi işler yaparsa işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Seyyid Kutub = Buna karşılık erkek yada kadın kim inanarak iyi bir amel işlerse, böyleleri de zerre kadar haksızlığa uğramaksızın cennete girerler.
min es sâlihâti
Suat Yıldırım = Erkek olsun kadın olsun kim mümin olarak iyi ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez.
min es sâlihâti
Süleyman Ateş = Erkek veya kadından her kim inanarak güzel işler yaparsa, işte öyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
min es sâlihâti
Tefhim-ul Kuran = Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar, cennete girecek ve onlar, bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.
min es sâlihâti
Ümit Şimşek = Kim de mü'min olarak iyi işler yaparsa, erkek olsun, kadın olsun, onlar da zerre kadar haksızlığa uğratılmadan Cennete girerler.
min es sâlihâti
Yaşar Nuri Öztürk = Erkek veya kadın, inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işler yapanlar cennete gireceklerdir. Ve zerre kadar zulme uğratılmayacaklardır.
min es sâlihâti
İskender Ali Mihr = Ve erkeklerden veya kadınlardan mü’min olarak, kim salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa o taktirde, işte onlar, cennete girerler ve onlara hurma çekirdeğinin lifi kadar (zerre kadar) bile zulmedilmez.
min es sâlihâti
İlyas Yorulmaz = İman etmiş olarak, gerek erkek olsun gerekse kadın olsun, kim doğru (salih amel) şeyler yaparsa, işte onlar cennete girerler. Onlar en küçük zerre miktarı kadar dahi, zulme uğramazlar.
min es sâlihâti
Diyanet İşleri = Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse, o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan.
min es sâlihâti
Abdulbaki Gölpınarlı = Fakat inanarak iyi işlerde bulunan ne günâhının arttırılmasından korkar, ne sevâbının eksiltilmesinden.
min es sâlihâti
Abdullah Parlıyan = Her kim iman ederek, doğru dürüst işler işlerse, haksızlığa uğramaktan ve mükafatının eksilmesinden asla korkmaz.
min es sâlihâti
Adem Uğur = Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
min es sâlihâti
Ahmed Hulusi = Kim imanlı olarak doğru fiiller ortaya koyarsa, o, bir haksızlığa uğramaktan ve hakkının çiğnenmesinden korkmaz.
min es sâlihâti
Ahmet Tekin = Kim mü’min olarak gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarından ve İslâmî düzenden sorumlu olduğu kısmını hayata geçirir, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün kendisini ilgilendiren alanda bollaşmasını sağlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olur, cârî-kalıcı hayırlar-dan-sâlih amellerden imkânları dahilindekileri işlerse, haksızlıktan, zulümden, hakkının çiğnenmesinden korkmaz.
min es sâlihâti
Ahmet Varol = Kim de mü'min olarak salih ameller işlerse o ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
min es sâlihâti
Ali Bulaç = Kim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne hakkının eksik tutulmasından.
min es sâlihâti
Ali Fikri Yavuz = Her kim de mü’min olarak salih ameller işlerse, artık o, ne bir zulümden korkar, ne çiğnenmeden (hakkının zayi olmasından).
min es sâlihâti
Ali Ünal = Kim de tam inanmış bir mü’min olarak doğru, yerinde, sağlam ve ıslaha yönelik işler (içinde en azından farz olanları) yerine getirmişse, böyle biri ne haksızlığa uğrama korkusu taşıyacaktır, ne de mükâfatından mahrum bırakılma korkusu.