Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
min es sâbirîne
Diyanet İşleri = İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve İsmâîl de, İdris de, Zül-Kifl de, hepsi de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Abdullah Parlıyan = İsmail, İdris ve Zü'lkifl'i de an. Hepsi de her türlü sıkıntıya göğüs geren, sabırlı peygamberlerdendiler.
min es sâbirîne
Adem Uğur = İsmâil’i, İdrîs’i, Zü’l-Kifl’i de hatırla. Bunların her biri de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Ahmet Tekin = İsmâil, İdris ve Zülkifl’i de hatırlayarak insanlara anlat. Hepsi de sabırla mücadeleye devam eden, metanetli kimseler-dendi.
min es sâbirîne
Ahmet Varol = İsmail, İdris ve Zulkifl('i) de (an). Hepsi sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Ali Fikri Yavuz = İsmâil’i, İdrîs’i, Zü’l-Kifl’i de hatırla. Bunların her biri de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Ali Ünal = Önderler içinde İsmail, İdris ve Zülkifl’i de hatırla. Onların her biri, sabırla bütünleşmiş kullarımızdandı.
min es sâbirîne
Bayraktar Bayraklı = İsmâil'i, İdrîs'i ve Zülkifl'i de an. Hepsi de sabreden kimselerdendi.
min es sâbirîne
Bekir Sadak = ismail, idris ve Zulkifl hakkinda anlattigimizi da an; onlarin herbiri sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Celal Yıldırım = İsmail, İdris ve Zelkifl'i de an, hepsi de sabredenlerdi.
min es sâbirîne
Cemal Külünkoğlu = İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (hatırla! Bunların) hepsi sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Diyanet İşleri (eski) = İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Diyanet Vakfi = İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.
min es sâbirîne
Edip Yüksel = Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de... Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.
min es sâbirîne
Elmalılı Hamdi Yazır = İsmaili de, İdrisi de, Zül'kıfli de; hepsi sabirînden
min es sâbirîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İsmail, İdris ve Zülkifl'i de. Hepsi sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Harun Yıldırım = İsmail'i, İdris'i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.
min es sâbirîne
Hasan Basri Çantay = İsmâîli, Idrîsi, Zülfikü de (yâdet. Bunların) her biri de sabr (ve sebat) edenlerdendi.
min es sâbirîne
Hayrat Neşriyat = (Habîbim, yâ Muhammed!) İsmâîl’i, İdrîs’i ve Zülkifl’i de (hatırla)! Hepsi de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
İbni Kesir = İsmail'e, İdris'e ve Zülkifl'e de. Onların her biri sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Kadri Çelik = İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Muhammed Esed = Ve İsmail ile İdris(i) ve (o'nlar gibi) kendisini andla (Allah'a) bağlayan herkesi (an ki): o'nların hepsi darlığa göğüs geren kimselerdi,
min es sâbirîne
Mustafa İslamoğlu = İsmail'i, İdris'i ve yükümlülük alan kişiyi de (gündeme taşı); hepsi de sıkıntıya karşı direnen kimselerdendi:
min es sâbirîne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve İsmail ve İdris ve Zülkifl'i (de yâd et). Hepsi de sabredenlerden idiler.
min es sâbirîne
Ömer Öngüt = İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de an! Hepsi de sabreden kimselerdendi.
min es sâbirîne
Sadık Türkmen = İsmail'e, İdris'e ve Zülkifl'e de. Onların her biri sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Suat Yıldırım = İsmâil’i, İdris’i, Zülkifl’i de an! Onların hepsi sabır fazileti ile bezenmişlerdi.
min es sâbirîne
Süleyman Ateş = İsmâ'il'i, İdris'i, Zu'l-Kifl'i de an; hepsi de sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Ümit Şimşek = İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.
min es sâbirîne
Yaşar Nuri Öztürk = İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.
min es sâbirîne
İskender Ali Mihr = Ve Hz. İsmail ve Hz. İdris ve Hz. Zelkifli; hepsi sabredenlerdendir.
min es sâbirîne
İlyas Yorulmaz = İsmail, İdris ve Zülkifli. Bunların hepsi Allah’ın sabırlı kullarından idiler.
min es sâbirîne
Diyanet İşleri = Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
min es sâbirîne
Abdulbaki Gölpınarlı = İbrâhim'le berâber koşup gezecek çağa gelince İbrâhim, oğulcağızım demişti, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm, bir bak, düşün, sen ne dersin buna? O da babacığım demişti, ne emredildiyse sana, onu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulursun.
min es sâbirîne
Abdullah Parlıyan = Bu oğul, İsmail, babasının tutum ve davranışlarını anlayıp, O'nunla çalışabilecek bir olgunluk ve yaşa gelince, babası şöyle dedi: “Yavrucuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, bir düşün ne dersin? Oğul: “Babacığım” dedi. “Sana emredilen neyse onu yap, inşaallah beni her türlü sıkıntıya göğüs gerebilenlerden bulacaksın.”
min es sâbirîne
Adem Uğur = Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
min es sâbirîne
Ahmed Hulusi = (Oğlu İsmail) Onunla birlikte yürüme olgunluğuna ulaşınca, (İbrahim) dedi ki: "Ey oğulcuğum! Muhakkak ki ben seni uykuda görüyorum ve ben seni kurban ediyorum. . . Bak bakalım sen ne dersin bu işe?". . . (Oğlu) dedi ki: "Ey babacığım. . . Emrolunduğun şeyi yap! İnşâAllâh beni sabredenlerden bulacaksın. "
min es sâbirîne
Ahmet Tekin = Babasıyla beraber koşup gezecek, babasını anlayacak çağa gelince, babası:'Oğulcuğum, rüyâlarımda, kendimi, hep seni kurban edecek vaziyetteyken görüyorum. Sen de, bu konuda ne düşündüğünü, görüşünü söyle?' dedi. İsmail de:'Babacığım, emrolunduğun seyi yap. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa, beni sabredenlerden, metanetini kaybetmeyenlerden bulacaksın' dedi.
min es sâbirîne
Ahmet Varol = (Çocuk) onun yanında koşacak çağa erince dedi ki: 'Ey oğulcağızım! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak ne düşünürsün?' Dedi ki: 'Ey babacığım! Sen emrolunduğunu yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.'
min es sâbirîne
Ali Bulaç = Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."
min es sâbirîne
Ali Fikri Yavuz = Vakta ki, yanında koşmak çağına erdi, (ona şöyle) dedi: “- Yavrum! Ben rüyamda görüyorum ki, seni boğazlıyorum. Artık bak, ne düşünürsün?” (Çocuk ona şöyle) dedi: “- Babacağım! Sana, ne emrediliyorsa yap; İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
min es sâbirîne
Ali Ünal = Çocuk büyüyüp de, beraberinde çalışıp çabalayacak yaşa gelince, “Oğulcuğum,” dedi, “(son birkaç gecedir) rüyamda seni kurban etmem gerektiğini görüyorum. Ne dersin, bir düşün bakayım!” Oğul, tereddütsüz cevap verdi: “Babacığım, sana ne emrediliyorsa onu yerine getir. İnşaallah beni (Allah’ın emrine itaat hususunda) sabredenlerden bulacaksın.”