Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Diyanet İşleri = (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = O gün, bir gündür ki kişi kaçar kardeşinden.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Abdullah Parlıyan = İşte o gün kişi kaçar kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Adem Uğur = İşte o gün kişi kardeşinden, kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ahmed Hulusi = O süreçte kişi, kardeşinden kaçar,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ahmet Tekin = Kişinin kardeşinden kaçacağı günde herkesin derdi vardır.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ahmet Varol = O gün kişi kardeşinden kaçar,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ali Bulaç = Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ali Fikri Yavuz = İşte o gün kişi kardeşinden, kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ali Ünal = O süreçte kişi, kardeşinden kaçar,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Bayraktar Bayraklı = (34-36) O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Bekir Sadak = (34-36) O gun, kisi kardesinden, annesinden, babasindan, karisindan ve ogullarindan, kacar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Celal Yıldırım = O gün kişi kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Cemal Külünkoğlu = (34-36) O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Diyanet İşleri (eski) = (34-36) O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Diyanet Vakfi = (34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Edip Yüksel = O gün kişi kaçar: kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = O gün, bir gündür ki kişi kaçar kardeşinden.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = İşte o gün kişi kaçar kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = O gün kişi kaçar, kardeşinden...

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Gültekin Onan = Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Harun Yıldırım = Kişi o gün kardeşinden kaçar;

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Hasan Basri Çantay = (evet) kişinin kaçacağı gün: Biraderinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Hayrat Neşriyat = (34-36) O gün kişi, kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar!

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 İbni Kesir = Kişinin kaçacağı gün; kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Kadri Çelik = Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Muhammed Esed = herkesin kardeşinden kaç(mak iste)diği Gün,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Mustafa İslamoğlu = (34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (34-36) İnsanın kardeşinden firar edeceği gün. Ve anasından ve babasından. Ve refîkasından ve oğullarından (firar edeceği bir gün).

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ömer Öngüt = O kaçacağı gün kişinin kardeşinden

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Şaban Piriş = O gün kişi kardeşinden kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Sadık Türkmen = O gün kişi kaçar kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Seyyid Kutub = İşte o gün kişi kaçar, kardeşinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Suat Yıldırım = Kişi o gün kardeşinden kaçar;

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Süleyman Ateş = (evet) kişinin kaçacağı gün: Biraderinden,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Tefhim-ul Kuran = Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar;

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Ümit Şimşek = O gün insan kendi kardeşinden kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bir gün ki o, kişi öz kardeşinden kaçar,

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 İskender Ali Mihr = O gün kişi kardeşinden kaçar.

min ahî-hi

  Abese / 34 -

 İlyas Yorulmaz = O gün kişi kardeşinden…

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Diyanet İşleri = Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ey inananlar, öldürülenler hakkında size kısas farz edilmiştir: Hüre karşılık hür, kula karşılık kul, kadına karşılık kadın. Fakat öldüren, kardeşinden azıcık bir affa nail olursa o zaman kısas kalkar; öldürülenin velîsinin, akla ve örfe uygun olarak iyiliğe uyması, öldürenin de, öldürdüğü kişinin velîsine güzellikle bir şey vermesi kalır. Bu, Rabbinizden hükmü hafifletmedir, rahmettir. Bundan sonra da gene zulme kalkan ve aşırı giden olursa artık ona elemli bir azap var.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Abdullah Parlıyan = Siz ey iman edenler! Öldürme olaylarında adil karşılık olan kısas, size farz kılındı. Hüre karşı hür, köle için köle, kadın için kadın öldürülür. Bununla beraber kim öldürülenin kardeşi veya velileri tarafından affedilirse, o zaman affedenin dinin öngördüğü diyeti istemesi, affedilenin de onu güzelce ödemesi gerekir. Bu Rabbinizin cezayı bir hafifletmesi ve acımasıdır. Buna rağmen bir kimse bilerek ve isteyerek hak ve adalet sınırlarını aşarsa pek acıklı bir azap vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Adem Uğur = Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Ahmed Hulusi = Ey iman edenler, öldürme olaylarında kısas (eşitlik esasına dayalı uygulama) yazıldı üzerinize! Hürriyeti olana hür olan, köleliği yaşayana köle olan, dişiliği yaşayana da dişi kısas olur. Katil eğer öldürdüğünün kardeşi (veya vârisi) tarafından (kısmen) affa uğrarsa, o takdirde örfe uyulmalı, (diyeti) ödenmelidir. Bu da Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa ona feci bir azap vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Ahmet Tekin = Ey imân edenler, cinayetlerde, öldürülenlere karşılık katillere kısas uygulanması, size yazılı bir kanun haline getirildi, farz kılındı. Hür bir maktûle karşı, hür bir kimseye, maktul bir köleye karşı bir köleye, maktul bir kadına karşı bir kadına kısas uygulanır, ölüm cezası verilir.Ancak, maktûlün velisi, kardeşi tarafından kısas cezasından, vazgeçilen; ödeyeceği diyetin de bir kısmı bağışlanan kimseye, Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerine İslâmî kurallarla örtüşen örfe, hakkaniyete uyularak, diyetin tahsilinde kolaylık gösterilmeli, sıkıştırılmamalı, katil de maktûlün tarafına süründürmeden, eksiltmeden diyeti güzellikle ödemelidir.Bunlar, sizden öncekilere konan kurallara göre, Rabbinizin cezaları hafifletmesi ve rahmetinin, merhametinin tecellisidir. Kim bundan sonra, bu hüküm ve emirlere uymayarak haddi aşarsa, onun için can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Ahmet Varol = Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın. Her kime kardeşi tarafından bir bağışlamada bulunulursa bu zaman iyiliğe uyulmalı ve gerekli olan şey ona güzellikle verilmelidir. Bu, Rabbiniz tarafından size bir hafifletme ve rahmettir. Artık bundan sonra kim taşkınlık ederse ona acıklı bir azap vardır. [35]

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Ali Bulaç = Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azab vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Ali Fikri Yavuz = Ey iman edenler! (kasden) öldürülmüşler için size kısas (misilleme yapmak) farz kılındı: Hür ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur. (ölen müslüman olduğu halde, öldüren hür, köle ve kadın, her kimse kısas olunur, yani öldürdüğüne karşılık öldürülür.) Öldürülmüş olanın kardeşinden (verese ve velisinden) katilin lehine olarak bir şey bağışlansa da kısas düşürülse, ölünün velisi, hakkından ziyade olmıyarak, örfe göre diyet almalıdır; katil de maktulün velisine, icap eden diyeti güzel bir şekilde ödemelidir. İşte böyle afvederek diyet almak, Rabbiniz tarafından size bir hafiflik ve merhamettir. Kim bu bağışlama ve diyet alıştan sonra, katil ile veya katilin akrabasıyla düşmanlık yaparak tecavüzde bulunursa, onun için âhirette çok acıklı bir azab vardır.

min ahî-hi

  Bakara / 178 -

 Ali Ünal = Ey iman edenler! Haksız yere öldürmelerde üzerinize kısas farz kılındı – (can karşılığı can:) hür karşılığı hür, köle karşılığı köle, kadın karşılığı kadın. Ama her kim mü’min kardeşinden (öldürdüğü kimsenin vârislerinden biri, birkaçı ve hepsinden) bir affa nail olursa, artık affeden taraf (diyet veya karşılıksız aftan) hangisi üzerinde anlaşılmışsa ona güzellikle uysun, diğer taraf da ödemesi gereken ne ise onu karşı tarafın gönlünü tam yapacak şekilde ödesin. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve hususî bir rahmettir. Bundan sonra kim bu hükümlere riayet etmeyerek aşırı giderse, onun için pek acıklı bir azap vardır.