Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
li el âlemîne
Diyanet İşleri = (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Abdullah Parlıyan = Bunun içindir ki ey peygamber! Biz seni, ancak alemlere rahmet olmak üzere gönderdik.
li el âlemîne
Adem Uğur = (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Ahmed Hulusi = Seni âlemler (insanlar) için sadece rahmet olarak irsâl ettik!
li el âlemîne
Ahmet Tekin = Yâ Muhammed, rahmetimizin ve merhametimizin gereği, biz seni kesinlikle bütün âlemlerin, insanların ve cinlerin, varlıkların tamamının hayrına, haklarının korunması için özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, rahmet peygamberi olarak görevlendirip gönderdik.
li el âlemîne
Ali Bulaç = Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Ali Fikri Yavuz = Seni de (ey Rasûlüm), ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Ali Ünal = (Ey Rasûlüm,) seni bütün varlıklar için başka değil, ancak eşsiz bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Bayraktar Bayraklı = Biz seni ancak âlemlere merhametimiz gereği gönderdik.
li el âlemîne
Cemal Külünkoğlu = Ve (bunun içindir ki, ey Peygamber!) Biz seni yalnızca, bütün âlemlere rahmetimizin bir vesilesi olarak gönderdik.
li el âlemîne
Diyanet İşleri (eski) = Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Diyanet Vakfi = (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Elmalılı Hamdi Yazır = Ve seni sâde âlemîne rahmet olarak göndermişizdir
li el âlemîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Seni sadece bütün kainata rahmet olarak göndermişizdir.
li el âlemîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Gültekin Onan = Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Harun Yıldırım = (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Hasan Basri Çantay = Biz, seni (Habîbim) âlemlere (başka bir şey için değil) ancak rahmet için gönderdik.
li el âlemîne
Hayrat Neşriyat = (Ey Resûlüm!) (Biz) seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Kadri Çelik = Biz seni âlemler için sadece bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Muhammed Esed = Ve (bunun içindir ki, ey Peygamber!) Biz seni yalnızca, bütün alemlere rahmetimiz(in bir işareti) olarak gönderdik.
li el âlemîne
Mustafa İslamoğlu = İşte bu yüzden (Ey Peygamber), Biz seni bütün insanlığa, sadece bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve seni başka değil, bütün âlemlere bir rahmet olmak için gönderdik.
li el âlemîne
Sadık Türkmen = Biz seni, ancak âlemlere rahmet/iyilik olarak gönderdik.
li el âlemîne
Suat Yıldırım = İşte bunun içindir ki ey Resulüm, Biz seni bütün insanlar için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik!
li el âlemîne
Süleyman Ateş = (Ey Muhammed) Biz seni ancak âlemlere rahmet için gönderdik.
li el âlemîne
Tefhim-ul Kuran = Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
Yaşar Nuri Öztürk = Ve biz seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.
li el âlemîne
İlyas Yorulmaz = Seni tüm alemler için, bir rahmet elçisi olarak gönderdik.
li el âlemîne
Diyanet İşleri = İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.”
li el âlemîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, Allah'ın doğru yola sevkettiği kimselerdir, sen de onların yoluna uy. De ki: Ben, yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum, bu, ancak âlemlere bir öğüt.
li el âlemîne
Abdullah Parlıyan = O peygamberler, Allah'ın doğru yola ulaştırdığı insanlardır. O halde sen de, onların gittiği doğru yola uy. De ki: Ben peygamberlik görevine karşılık, sizden bir ücret istemiyorum. Unutmayın ki, o Kur'ân bütün insanlığa bir öğütten ibarettir.
li el âlemîne
Adem Uğur = İşte o peygamberler Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir öğüttür.
li el âlemîne
Ahmed Hulusi = İşte bunlar, Allâh'ın hidâyet ettiği kimselerdir. . . Sen de onların gerçekliğine uy! De ki: "Ona (tebliğ etmeye) karşılık sizden bir ecir istemiyorum. . . O sadece insanlara (âlemlere) hatırlatmadır!"
li el âlemîne
Ahmet Tekin = İşte o peygamberler de, Allah’ın hidâyet rehberiyle doğru yolu gösterdiği kimselerdir. Sen de onların ümmetlerine gösterdiği doğru yolu, tek hak dini, din ve tevhid anlayışını, sana vahyedilen kitapta ibka edilen şeriatlarını ümmetine anlatarak, öğreterek onların takipçisi ol.'Ben Kur’ân’a ve tebliğ görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu Kuran âlemler için, insanlar ve cinler için kesinlikle bir öğüttür.' de.
li el âlemîne
Ahmet Varol = Bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir ki sen de onların doğru yollarına uy. De ki: 'Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Bu sadece alemlere bir hatırlatmadır.'
li el âlemîne
Ali Bulaç = İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: "Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), alemlere bir 'öğüt ve hatırlatmadan' başkası değildir."
li el âlemîne
Ali Fikri Yavuz = O Peygamberler, Allah’ın hidayetine eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların gittiği yoldan yürü. (Onların tevhid yolunda bulun.) De ki: “-sizi bu tevhide (Kur’an’a) çağırmama sizden bir ücret istemem. O Kur’an, âlemler için (insan ve cinleri irşad için) ancak bir öğüddür.
li el âlemîne
Ali Ünal = Bu seçkin zatlar, Allah’ın her bakımdan doğru yola erdirdiği kimselerdir ve (ey Rasûlüm), sen de (Allah’ın onları kendisine ilettiği) aynı doğru yolu takip et ve de ki: “Ben, (risalet vazifemi yerine getirme) karşılığında sizden hiçbir karşılık beklemiyorum. Bu Kitabı tebliğ etmekteki maksadım, akıl sahibi bütün varlıklar için bir hatırlatma ve bir öğütten ibarettir.”