Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lem tû’minû
Abdullah Parlıyan = Ve eğer bana inanmıyorsanız, hiç olmazsa yolumdan çekilin.”
lem tû’minû
Ahmet Tekin = 'Bana itimat edip güvenmiyorsanız eğer, bari yolumdan çekilin, zulüm ve işkence yapmayın, faaliyetlerimi engellemeyin.'
lem tû’minû
Ali Fikri Yavuz = Eğer bana iman etmezseniz (peygamberliğimi tasdik etmezseniz), benden ayrılın, çekilin.”
lem tû’minû
Ali Ünal = “Eğer bana inanmıyorsanız, o zaman bana ilişmeyin ve beni serbest bırakın.”
lem tû’minû
Bayraktar Bayraklı = “Eğer bana inanmıyorsanız, hiç olmazsa yanımdan uzaklaşınız.”
lem tû’minû
Celal Yıldırım = Eğer bana inanmıyorsanız, beni yalnız başıma bırakıp çekilin.
lem tû’minû
Elmalılı Hamdi Yazır = Onun için eğer bana iyman etmezseniz bari benden çekilin
lem tû’minû
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Eğer bana iman etmezseniz, bari ben(im çevrem)den çekilin!»
lem tû’minû
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Eğer siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklaşın.»
lem tû’minû
Gültekin Onan = "Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup ayrılın."
lem tû’minû
Harun Yıldırım = “Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopupayrılın.”
lem tû’minû
Hayrat Neşriyat = 'Eğer bana îmân etmiyorsanız, bâri benden uzak durun (da ilişmeyin)!'
lem tû’minû
Kadri Çelik = “Eğer siz bana iman etmiyorsanız, bu durumda benden kopup ayrılın.”
lem tû’minû
Muhammed Esed = Ve eğer bana inanmıyorsanız, (hiç olmazsa) yolumdan çekilin!"
lem tû’minû
Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve eğer bana imân etmeyecek iseniz artık benden ayrılın.»
lem tû’minû
Sadık Türkmen = Eğer bana inanmıyorsanız, hiç değilse benden uzak durun/engellemeyin” (dedi).
lem tû’minû
Suat Yıldırım = (19-21) Sakın Allah’a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Beni taşlayıp öldürmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum. Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kötülük etmeyin)."
lem tû’minû
Tefhim-ul Kuran = «Eğer siz bana iman etmiyorsanız, bu durumda benden kopup ayrılın.»
lem tû’minû
Diyanet İşleri = Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
lem tû’minû
Abdulbaki Gölpınarlı = Bedeviler, inandık dediler; de ki: İnanmadınız ve fakat Müslüman olduk deyin ve inanç, henüz gönüllerinize girmedi sizin ve Allah'a ve Peygamberine itâat ederseniz yaptığınız iyiliklerin sevâbından hiçbir şey eksilmez, şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.
lem tû’minû
Abdullah Parlıyan = Çölde yaşayanlardan, yani bedevîlerden bir kısmı kıtlık yılında, ganimetlerden istifade etmek için, savaşı bırakıp Medine'ye gelerek “İnandık” dediler. De ki: “Siz henüz imana ermediniz, fakat İslâm olduk deyin, çünkü siz şeklen güvenliğiniz için İslâm'a girdiniz. Çünkü iman gönülden olur, İslâm ise itaat ederek, barışa girmek, savaşı bırakmaktır. Böylece savaşı bırakmakla, İslâm olup güvene girdiniz, fakat iman henüz kalplerinize girmedi. Ama Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah, çok acıyan ve çok bağışlayandır.”
lem tû’minû
Adem Uğur = Bedevîler "İnandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
lem tû’minû
Ahmed Hulusi = Bedevîler (kabileler - aşiretler hâlinde şartlanmalarla cahilce yaşayanlar): "İman ettik" dediler. . . De ki: "İman etmediniz! Fakat 'müslüman olduk' deyin! İman henüz bilincinizde açıklık kazanıp yerleşmemiştir! Eğer itaat ederseniz Allâh'a ve Rasûlüne, (Allâh) çalışmalarınızdan hiçbir şey eksiltmez. . . Muhakkak ki Allâh Ğafûr'dur, Rahıym'dir. "
lem tû’minû
Ahmet Tekin = Bedevî Araplar, her kafadan bir ses çıkararak: 'İman ettik.' dediler. Onlara;'İman etmediniz. Fakat boyun eğerek İslâm toplumuna girdik, diyebilirsiniz.' de. Henüz iman kalplerinize, kafalarınıza yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Rasulüne itaat ederseniz, Kur’ân’ı ve sünneti uygularsanız Allah, amellerinizin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden sizi mükâfatlandırır. Allah kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
lem tû’minû
Ahmet Varol = Bedeviler: 'İman ettik' dediler. De ki: 'Siz iman etmediniz. Ancak 'teslim olduk' deyin. Fakat iman henüz kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz O sizin amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Allah bağışlayandır, rahmet edendir.'
lem tû’minû
Ali Bulaç = Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
lem tû’minû
Ali Fikri Yavuz = (Ganimet hevesi ile görünüşte İslâm’ı kabul eden bazı) Bedevî’ler: “- Biz, gerçekten iman ettik.” dediler. (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “-Siz kalblerinizle iman etmediniz. Ancak biz (kılıç korkusundan ve İslâm nimetinden faydalanmak için) müslüman gözüktük” deyin. Henüz iman kalblerinize girmemiştir. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, sizin amellerinizden (Allah) hiç bir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafûr’dur= mağfireti boldur, Rahim’dir= çok merhametlidir.
lem tû’minû
Ali Ünal = (Birtakım) çöl sakinleri (bedevîler), “Biz de iman ettik.” diyorlar. De ki: “Hayır, siz iman etmediniz. Bu sebeple, ‘Biz, (İslâm idaresine teslimiyetle) Müslümanlar olduk.’ deyin. İman, henüz kalblerinize girmedi.” Ama Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederseniz, Allah yaptıklarınızın mükâfatından hiçbir şey eksiltmeyecektir. Allah, bağışlaması pek bol olandır, (Kendisi’ne itaatte bulunan kullarına karşı) hususî rahmetiyle muamele edendir.