Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki biz, doğru yolu bulsunlar diye Mûsâ'ya kitap vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Abdullah Parlıyan = Belki doğru yolu tutarlar diye, Musa'ya kitap vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Adem Uğur = Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, (İsrailoğulları) hakikate ersinler diye Musa'ya hakikat BİLGİsini verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ahmet Tekin = Andolsun biz, Mûsâ’ya, onlar doğru yolu görüp tercih etme imkânı bulur ümidiyle kutsal kitabı vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ahmet Varol = Andolsun biz Musa'ya, bel ki onunla doğru yola ererler diye Kitab'ı vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ali Bulaç = Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ali Fikri Yavuz = Yemin olsun, Mûsa’ya Tevrat’ı verdik ki, kavmi hidayete ersinler .

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ali Ünal = Biz de Musa’ya, halkı hayatlarında doğru olan yolu izlesinler diye o (mukaddes) Kitabı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Bayraktar Bayraklı = Andolsun biz Mûsâ'ya, belki onlar yola gelirler diye kitabı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Bekir Sadak = And olsun ki Musa'ya, dogru yola girsinler diye Kitap verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Celal Yıldırım = And olsun ki Musâ'ya o kitabı (Tevrat'ı) verdik ki, onlar doğru yolu bulsunlar.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Cemal Külünkoğlu = Andolsun ki biz, doğru yolu bulsunlar diye Musa'ya kitabı (Tevrat'ı) verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Diyanet İşleri (eski) = And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Diyanet Vakfi = Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Edip Yüksel = Doğruyu bulurlar diye Musa'ya Kitabı vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Şanım hakkı için berikiler doğru yolu tutabilsinler diye Musâya o kitabı da verdik

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Andolsun ki, berikiler doğru tutabilsinler diye Musa'ya o kitabı da verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Gültekin Onan = Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Harun Yıldırım = Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Hasan Basri Çantay = Andolsun ki biz Musâya, (kavmi) belki hidâyete kavuşurlar diye, o kitabı (Tevrâtı) verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Hayrat Neşriyat = And olsun ki Mûsâ’ya da Kitâb’ı verdik. Tâ ki onlar (o İsrâîloğulları), doğru yolu bulabilsinler.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 İbni Kesir = Andolsun ki; doğru yola gelsinler diye Musa'ya Kitab'ı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Kadri Çelik = Şüphesiz biz, belki onlar hidayete erer diye Musa'ya kitabı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Muhammed Esed = Oysa, belki doğru yolu tutarlar diye Musa'ya kitap vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Mustafa İslamoğlu = Ama doğrusu Biz Musa'ya ilahi mesajı, belki onlar doğru yolu bulurlar diye vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Andolsun ki, Mûsa'ya kitap verdik, (kavmi) hidâyete erebilsinler diye.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ömer Öngüt = Andolsun ki biz Musa'ya, belki hidayet bulurlar diye kitap verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Şaban Piriş = Doğru yolu görsünler diye Musa’ya da kitabı vermiştik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Sadık Türkmen = Kuşkusuz, musa’ya kitabı verdik. Belki doğru yolu bulurlar, diye.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Seyyid Kutub = Soydaşları doğru yolu bulsunlar diye Musa'ya kitap verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Suat Yıldırım = Oysa doğru yolu tutmaları ümidiyle biz Mûsâ’ya kitabı verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Süleyman Ateş = (Sonra Mûsâ, İsrâil oğullarını Mısır'dan çıkardı. İsrâil oğulları) Doğru yolu bulsunlar diye biz, Mûsâ'ya Kitabı (Tevrât'ı) verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Tefhim-ul Kuran = Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Ümit Şimşek = Doğru yolu bulsunlar diye Biz Musa'ya kitap da verdik.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Yemin olsun, Mûsa'ya o Kitap'ı vermiştik ki, hidayete erebilsinler.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 İskender Ali Mihr = Ve andolsun, Hz. Musa’ya kitap verdik ki böylece onlar, hidayete ersinler.

lealle-hum

  Mü’minûn / 49 -

 İlyas Yorulmaz = Musa’ya kitabı verdik ki, belki doğru yola girerler diye.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Diyanet İşleri = Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler yolladık da yalvarmaya düşsünler diye onları şiddetli sıkıntılara, kıtlığa ve hastalığa uğrattık biz.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Abdullah Parlıyan = Ey Muhammed! Biz, senden önceki toplumlara da mesajlarımızı gönderdik, onları sıkıntı ve zorluklara uğrattık ki, böylece sadece bize yalvarıp, yakarsınlar.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Adem Uğur = Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Ahmed Hulusi = Andolsun ki, senden önce de topluluklara (Rasûl) irsâl ettik. . . Belki boyun eğerek dua ederler diye onları azap ve hastalık ile yakaladık.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Ahmet Tekin = Andolsun ki, senden önceki milletlere de özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberler gönderdik.Biz onları, fakirlik, geçim darlığı, hastalık ve âfetlerle, mallarına ve kendilerine gelen zararlarla sıktık.Düşkünlüklerini anlayıp, isyanlarına tevbe edip, affımıza sığınmaları için uyardık.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Ahmet Varol = Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Ali Bulaç = Andolsun, senden önceki ümmetlere (peygamberler) gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve sıkıntılarla çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye.

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Ali Fikri Yavuz = Andolsun ki, biz, senden önce bir takım ümmetlere peygamberler gönderdik; dinlemediler de, onları, şiddet ve zaruretlerle kıvrandırdık. Olur ki yalvarırlar, (tevbe ederler, diye).

lealle-hum

  En’âm / 42 -

 Ali Ünal = Andolsun, senden önce de pek çok topluluklara rasûller gönderdik de, (şirk, inkâr ve günahlarının affı için) boyun büküp yakarırlar (ve Hak’ka dönerler mi diye, gittikleri yolun neticeleri olarak) onları çetin musibetler, zorluk ve sıkıntılar içinde bıraktık.