Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
le min ez zâlimîne
Diyanet İşleri = Onlar, “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler.
le min ez zâlimîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Mâbutlarımıza kim yaptı bu işi dediler, şüphe yok ki o gerçekten de zâlimlerden.
le min ez zâlimîne
Abdullah Parlıyan = Onlar dönüp puthanede olanları görünce: “Bunları putlarımıza kim yaptı?” diye sordular. “Her kimse, O'nun haksızca iş yapan biri olduğunda kuşku yok!” dediler.
le min ez zâlimîne
Adem Uğur = Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.
le min ez zâlimîne
Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Bunu tanrılarımıza kim yaptı ise, muhakkak ki o zâlimlerdendir. "
le min ez zâlimîne
Ahmet Tekin = Onlar:'Tanrılarımıza bunu kim yaptı. Kesinlikle o zâlimlerden, saygısızlardan biridir' dediler.
le min ez zâlimîne
Ahmet Varol = Dediler ki: «İlâhlarımıza bunu kim yaptı ise şüphe yok ki, O zalimlerdendir.»
le min ez zâlimîne
Ali Bulaç = "Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler.
le min ez zâlimîne
Ali Fikri Yavuz = (Kâfirler bayram yerinden döndükleri zaman) dediler ki: “- Bunu, bizim İlâhlarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir.”
le min ez zâlimîne
Ali Ünal = Halk, tapınağa gelip de putları paramparça görünce, “Kimdir bunu ilâhlarımıza reva gören? Her kimse, şüphesiz o zalimin teki olmalı!” diye bağrıştılar.
le min ez zâlimîne
Bayraktar Bayraklı = Putperestler, “Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zâlimlerden biridir” dediler.
le min ez zâlimîne
Bekir Sadak = Milleti: «Tanrilarimiza bunu kim yapti? Dogrusu o zalimlerden biridir» dediler.
le min ez zâlimîne
Celal Yıldırım = İlâhlarımıza bu işi kim yaptı? O elbette zâlimlerdendir, dediler.
le min ez zâlimîne
Cemal Külünkoğlu = (Onlar dönünce:) “Kim yaptı bunu ilahlarımıza? (Her kimse) muhakkak o zalimlerden biridir!” dediler.
le min ez zâlimîne
Diyanet İşleri (eski) = Milleti: 'Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir' dediler.
le min ez zâlimîne
Diyanet Vakfi = Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.
le min ez zâlimîne
Edip Yüksel = 'Her kim Tanrılarımıza bunu yaptıysa gerçek bir zalimdir!,' dediler.
le min ez zâlimîne
Elmalılı Hamdi Yazır = Bunu bizim ilâhlarımıza kim yapmış? Her halde o zalimlerden biri dediler
le min ez zâlimîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = «Bunu bizim tanrılarımıza kim yapmış? Muhakkak o zalimlerden biridir,» dediler.
le min ez zâlimîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = (Kavmi) «Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir.» dediler.
le min ez zâlimîne
Gültekin Onan = "Bizim tanrılarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler.
le min ez zâlimîne
Harun Yıldırım = Dediler ki: “İlahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o zalimlerdendir.”
le min ez zâlimîne
Hasan Basri Çantay = Dediler: «Bunu bizim Tanrılarımıza kim yapdı? Her halde o, zaalimlerden biri (olacak)».
le min ez zâlimîne
Hayrat Neşriyat = (Onlar döndükleri zaman:) 'Bunu ilâhlarımıza kim yaptı? Hiç şübhesiz o, zâlimlerden biridir' dediler.
le min ez zâlimîne
İbni Kesir = Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir, dediler.
le min ez zâlimîne
Kadri Çelik = “Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir” dediler.
le min ez zâlimîne
Muhammed Esed = (Dönüp de olanları görünce:) "Kim yaptı bunu tanrılarımıza?" diye sordular, "Her kimse, o'nun çok zalim biri olduğundan kuşku yok!"
le min ez zâlimîne
Mustafa İslamoğlu = (Olan bitene vakıf olunca, birbirlerine) dediler ki: "Kim yaptı bunu ilahlarımıza? Her kimse, onun haddini bilmez biri olduğu apaçık ortada.
le min ez zâlimîne
Ömer Nasuhi Bilmen = Dediler ki: «İlâhlarımıza bunu kim yaptı ise şüphe yok ki, O zalimlerdendir.»
le min ez zâlimîne
Ömer Öngüt = Dediler ki: “Bunu ilâhlarımıza kim yaptı? Muhakkak ki o zâlimlerden biridir. ”
le min ez zâlimîne
Şaban Piriş = -İlahlarımıza bunu kim yaptı? Elbette o zalim biridir, dediler.
le min ez zâlimîne
Sadık Türkmen = Dediler ki: “Bunu ilâhlarımıza kim yaptı? Şüphesiz ki o, zalimlerden/hainlerden birisidir.”
le min ez zâlimîne
Seyyid Kutub = Soydaşları «Bu işi ilahlarımıza kim yaptı? Kim yaptı ise o gerçekten bir zalimdir» dediler.
le min ez zâlimîne
Suat Yıldırım = Dönüp de olanları görünce dediler ki: "Kim acaba tanrılarımıza bunu reva gören? Her kimse o, muhakkak ki zalimin teki!"
le min ez zâlimîne
Süleyman Ateş = (Döndükleri zaman): "Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zâlimlerden biridir." dediler.
le min ez zâlimîne
Tefhim-ul Kuran = «Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir» dediler.
le min ez zâlimîne
Ümit Şimşek = 'Tanrılarımıza bunu yapan kim?' dediler. 'Hiç şüphesiz o zalimlerdendir.'
le min ez zâlimîne
Yaşar Nuri Öztürk = Dediler: "Tanrılarımıza bunu yapan kesinlikle zalimlerdendir."
le min ez zâlimîne
İskender Ali Mihr = “Bizim ilâhlarımıza bunu kim yaptı? Muhakkak ki o, gerçekten zalimlerdendir.” dediler.
le min ez zâlimîne
İlyas Yorulmaz = Puta tapanlar “Bunu ilahlarımıza kim yaptı? Putlarımızı parçalayan kimse şüphesiz ki putlara haksızlık yapmıştır. ”
le min ez zâlimîne
Diyanet İşleri = Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.
le min ez zâlimîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Andolsun ki sen, kendilerine kitap indirilmiş olanlara bütün delilleri getirsen gene de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uymazsın. Zâten onların bir kısmı da bir kısmının kıblesine uymaz. Bunu iyice bildikten sonra artık tutar, onların dileklerine uyarsan şüphe yok ki zâlimlerden olursun.
le min ez zâlimîne
Abdullah Parlıyan = İşin aslı daha önce bize de kitap verildi diyenlerin önüne, bütün delilleri koymuş olsaydın bile, senin kıblene yönelmezlerdi.Ne sen onların kıblelerine yönelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Ve sana gelen bunca ilimden sonra kalkar da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, işte o zaman sen de varlık sebebine aykırı davrananlardan olursun.
le min ez zâlimîne
Adem Uğur = Yemin olsun ki (habibim! ) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.
le min ez zâlimîne
Ahmed Hulusi = Kendilerine Kitap verilenlere her âyeti (hakikate işaret eden bilgiyi) getirsen yine de senin kıblene tâbi olmazlar! Sen de onların kıblesine tâbi olucu değilsin. (Hatta) onlar birbirlerinin kıblesine de tâbi olmazlar. Yemin olsun ki, İlimden sana gelenden sonra onların hevâlarına (şartlanmalarına göre oluşan fikirler/istekler) tâbi olursan, kesinlikle zâlimlerden olursun!
le min ez zâlimîne
Ahmet Tekin = Andolsun ki, sen kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlara, bütün delilleri de getirsen, yine de senin kıblene tâbi olmazlar. Sen de onların kıblesine tâbi olmazsın. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesini kabul etmezler. Sana gelen bunca bilgiden sonra, sen onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uyacak olursan, o zaman hiç şüphesiz sen de zalimlerden, âsilerden olursun.
le min ez zâlimîne
Ahmet Varol = Sen kendilerine Kitab verilmiş olanlara bütün delilleri göstersen, yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblelerine uymazlar. Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, şüphesiz zalimlerden olursun.
le min ez zâlimîne
Ali Bulaç = Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine (bile) uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.
le min ez zâlimîne
Ali Fikri Yavuz = Celâlim hakkı için, eğer sen o Yahûdi ve Hristiyanlara her türlü mûcize ve hücceti getirsen, yine kıblene tâbi olmazlar; ve sen de onların kıblesine tâbi olmazsın, onların bâzısı diğer bâzının kıblesine tâbi olmaz. Celâlim hakkı için, sana gelen bunca ilim arkasından bilfarz onların arzularına uyarsan, bu takdirde muhakkak zâlimlerden olursun. (Bu hitab zâhiren Hazreti Peygambere ise de gerçekte ümmetine aittir.)
le min ez zâlimîne
Ali Ünal = Buna rağmen ve (ey Rasûlüm, karşındaki o inatçı ve gerçeğe kayıtsız) Kitap verilenlere her türden âyet, her türden başka delil de getirsen, onlar yine de senin kıblene tâbi olmazlar. Elbette sen de onların kıblesine tâbi olacak değilsin. Onlar, (kendi içlerinde de müttefik olmadıklarından) birbirlerinin kıblesine de tâbi olmazlar. (Onların bu tavırları ilimden değil, tamamen heva ve heveslerinden kaynaklanan bir tavırdır. Dolayısıyla) artık bu konuda sana gelmiş bulunan kesin bilgiye rağmen onların hevalarına uyarsan, bu takdirde şüphesiz yanlış yapıp kendilerine zulmedenlerden olursun.