Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
lâıbîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve biz, göğü, yeryüzünü ve ikisinin arasında olanları, bir eğlence diye yaratmadık.
lâıbîne
Abdullah Parlıyan = Bir de şunu iyi bilin ki gökleri ve yeri, bu ikisi arasında var olan herşeyi amaçsız, anlamsız bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Adem Uğur = Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.
lâıbîne
Ahmed Hulusi = Semâyı, arzı ve aralarındakileri oyuncak olarak halketmedik (çok büyük işlevleri vardır)!
lâıbîne
Ahmet Tekin = Biz gökleri ve yeri, ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları, oyun oynarken, eğlence sonucu, sebepsiz, hikmetsiz yaratmadık.
lâıbîne
Ahmet Varol = Biz göğü, yeri ve bu ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Ali Bulaç = Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.
lâıbîne
Ali Fikri Yavuz = Biz, gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.
lâıbîne
Ali Ünal = Biz göğü, yeri ve aralarında bulunan her şeyi oyun ve eğlencemiz olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Bayraktar Bayraklı = Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi, bir oyun olarak yaratmadık.
lâıbîne
Bekir Sadak = Biz gokleri, yeri ve ikisinin arasindakileri oyun olsun diye yaratmadik.
lâıbîne
Celal Yıldırım = Biz, göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri oyuncak olarak yaratmadık.
lâıbîne
Cemal Külünkoğlu = Biz göğü, yeri ve ikisi arasındaki varlıkları bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Diyanet İşleri (eski) = Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Diyanet Vakfi = Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.
lâıbîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Biz, göğü, yeri ve arasındakileri oyunculuk etmek üzere yaratmadık.
lâıbîne
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.
lâıbîne
Gültekin Onan = Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.
lâıbîne
Harun Yıldırım = Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular olarak yaratmadık.
lâıbîne
Hasan Basri Çantay = Biz göğü de, yeri de, ikisinin arasında bulunan şeyleri de oyuncular (ın işi) olarak yaratmadık.
lâıbîne
Hayrat Neşriyat = Hâlbuki (biz), göğü, yeri ve bunların arasında bulunanları, oyuncular(ın işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.
lâıbîne
İbni Kesir = Biz; göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Kadri Çelik = Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları oynaşanlar (ve eğlenenler) olarak yaratmadık.
lâıbîne
Muhammed Esed = Bir de, (şunu bilin ki,) gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi bir oyun, bir eğlence olarak yaratmadık;
lâıbîne
Mustafa İslamoğlu = (Ey insanlar!) Biz göğü, yeri ve bunların arasındakileri bir oyun olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Ömer Nasuhi Bilmen = Ve göğü ve yeri ve bunların aralarında olanları, oyuncular olarak yaratmadık.
lâıbîne
Ömer Öngüt = Biz göğü, yeri ve ikisi arasındaki şeyleri oyun olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Sadık Türkmen = Bir de (şunu bilin ki) Biz; gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunanları; bir oyun, bir eğlence olarak yaratmadık!
lâıbîne
Seyyid Kutub = Biz göğü, yeri ve ikisi arasındaki varlıkları oyun olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Suat Yıldırım = Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
Süleyman Ateş = Biz göğü, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlence için yaratmadık.
lâıbîne
Tefhim-ul Kuran = Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.
lâıbîne
Ümit Şimşek = Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyun oynamak için yaratmadık.
lâıbîne
Yaşar Nuri Öztürk = Biz, gökleri de yeri de bunlar arasındakileri de eğlenip eğlendirelim diye yaratmadık.
lâıbîne
İskender Ali Mihr = Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındaki şeyleri, oyun (eğlence) olsun diye yaratmadık.
lâıbîne
İlyas Yorulmaz = Şüphesiz ki biz, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
min el lâıbîne
Diyanet İşleri = “Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.
min el lâıbîne
Abdulbaki Gölpınarlı = Onlar, bize bir gerçekle mi geldin demişlerdi, yoksa oyun oynayanlardan mısın?
min el lâıbîne
Abdullah Parlıyan = İbrahim'e: “Sen bu sözle karşımıza çıkarken, gerçekten ciddi misin, yoksa bizimle oynuyor musun, şaka mı yapıyorsun?”
min el lâıbîne
Adem Uğur = Dediler ki: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?
min el lâıbîne
Ahmed Hulusi = Dediler ki: "Sen bize Hak olarak mı geldin yoksa sen oyun oynayanlardan mısın?"
min el lâıbîne
Ahmet Tekin = Onlar:'Bize hak, doğru bir mesaj mı getirdin, yoksa sen şaka mı ediyorsun?' dediler.
min el lâıbîne
Ahmet Varol = Onlar: 'Sen bize hakkı mı getirdin yoksa şaka yapanlardan mısın?' dediler.
min el lâıbîne
Ali Bulaç = 'Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan mısın?"
min el lâıbîne
Ali Fikri Yavuz = Onlar: “- Sen bize (doğru mu söylüyorsun) hakikatı mı getirdin, yoksa sen şakacılardan mısın (bizimle mi eğleniyorsun)?” dediler.
min el lâıbîne
Ali Ünal = “Şimdi senin şu söylediğin gerçek mi, yoksa sen şaka mı ediyorsun?” dediler.