KuranMeali / Ayet Ara
Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Diyanet İşleri = “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar.”
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Abdulbaki Gölpınarlı = Ve hiç şüphe yok ki gene de bizi kızdırmadalar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Abdullah Parlıyan = Durum böyle iken, yine de bizi öfkelendirmişlerdir.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Adem Uğur = (Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ahmed Hulusi = "Ne var ki bizi öfkelendiriyorlar!"
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ahmet Tekin = 'Böyleyken, onlar bize kin duyuyorlar, bizi öfkelendiriyorlar.'
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ahmet Varol = Ve onlar bizi kızdırmaktadırlar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ali Bulaç = "Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ali Fikri Yavuz = Fakat onlar bizi kızdırıyorlar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ali Ünal = “(Cirimlerine bakmadan,) bizi öfkelendiriyorlar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Bayraktar Bayraklı = (53-56) Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Bekir Sadak = (53-56) Bu arada Firavun sehirlere, «Dogrusu bunlar bizi ofkelendiren dokuntu azinliklardir; hepimiz tedbirli olmaliyiz» diyen munadiler gonderdi.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Celal Yıldırım = Ve elbette bunlar bize karşı iyice kızgın olup (diş bilemektedirler).
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Cemal Külünkoğlu = (53-56) Firavun da şehirlere: “Gerçek şu ki; onlar (İsrailoğulları) azınlık olan dağınık bir topluluktur. (Buna rağmen) onlar bizi sürekli kızdırmaktadır. Biz ise, ihtiyatlı, koca bir topluluğuz” diye (çağıran asker) toplayıcılar gönderdi.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Diyanet İşleri (eski) = (53-56) Bu arada Firavun şehirlere, 'Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız' diyen münadiler gönderdi.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Diyanet Vakfi = «(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Edip Yüksel = 'Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar.'
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Elmalılı Hamdi Yazır = Fakat hakkımızda çok gayz besliyorlar
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar.»
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Gültekin Onan = "Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler."
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Harun Yıldırım = "(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir."
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Hasan Basri Çantay = «(Böyle iken) onlar mutlakaa bizi darıltıcıdırlar».
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Hayrat Neşriyat = 'Ve şübhesiz ki onlar, bizi gerçekten kızdıran kimselerdir.'
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
İbni Kesir = Ve gerçekten bize de büyük bir öfke beslemektedirler.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Kadri Çelik = “Ve şüphesiz bize karşı da büyük bir öfke besleyen kimselerdir.”
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Muhammed Esed = fakat kalpleri bize karşı kin ve nefretle dolu;
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Mustafa İslamoğlu = Buna rağmen onlar bize karşı hınçla dolular.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ömer Nasuhi Bilmen = «Ve muhakkak ki, onlar bizi elbette çok öfkelendirmekte bulunan kimselerdir.»
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ömer Öngüt = “(Böyle iken) bizi öfkelendiriyorlar. ”
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Şaban Piriş = Üstelik onlar bize karşı öfkelidirler.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Sadık Türkmen = Şüphesiz onlar bize, kin ve öfke duymaktadırlar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Seyyid Kutub = Fakat bizi öfkelendiriyorlar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Suat Yıldırım = "Fakat bize karşı kızgın olup diş bilemektedirler.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Süleyman Ateş = "Bizi kızdırmaktadırlar."
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Tefhim-ul Kuran = «Ve şüphesiz bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Ümit Şimşek = 'Fakat bize karşı kin besliyorlar.
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
Yaşar Nuri Öztürk = "Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar."
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
İskender Ali Mihr = Ve muhakkak ki onlar, gerçekten bizi çok öfkelendiren (bize karşı çok öfke duyan) (bir toplum).
gâizûne
Şu’arâ / 55 -
kızdıranlar, öfkelendirenler (öfke duyanlar)
İlyas Yorulmaz = “Bize karşı büyük öfkeleri kinleri var. ”