Aranılan kelime ile eşleşen ayetler
el kerîmu
Diyanet İşleri = (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”
el kerîmu
Abdullah Parlıyan = Bu azabı tat, zannına göre üstündün, güçlüydün, saygı değerdin.
el kerîmu
Adem Uğur = (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!
el kerîmu
Ahmet Tekin = 'Tat bakalım, sana böyle bir ceza lâyık! Çünkü sen güçlüsün, iktidar sahibisin, şerefli, itibarlısın.' denir.
el kerîmu
Ali Fikri Yavuz = (Sonra ona şöyle deyin): Tad bakalım, çünkü sen, (zannınca kavminin arasında) çok şerefli ve çok iyi bir kimse idin!...
el kerîmu
Ali Ünal = “Tat (şimdi azabı)! Sen pek şerefli, pek güçlü ve asildin değil mi?
el kerîmu
Bayraktar Bayraklı = Kendisine şöyle denir: “Tat bakalım, hani sen şerefli ve güçlü idin!”
el kerîmu
Bekir Sadak = (47-50) «ucluyu yakalayin, cehennemin ortasina surukleyin, sonra basina azap olarak kaynar su dokun» denir, sonra ona: «Tad bakalim, hani serefli olan, degerli olan yalniz sendin. Iste bu, suphelenip durdugunuz seydir» denir.
el kerîmu
Celal Yıldırım = (Azabı) tad ! (İddiana göre) üstündün, güçlüydün, saygıdeğerdin.
el kerîmu
Cemal Külünkoğlu = (49-50) (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin! İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”
el kerîmu
Diyanet İşleri (eski) = (47-50) 'Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün' denir, sonra ona: 'Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir' denir.
el kerîmu
Diyanet Vakfi = (47-50) (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
el kerîmu
Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Tat bakalım (azabı)! Çünkü sen çok güçlü ve şerefli idin, deyin.
el kerîmu
Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Ona şöyle denir: «Tat bakalım azabı! hani sen kendine göre çok güçlü ve çok üstündün.
el kerîmu
Hasan Basri Çantay = Tat (o azâbı). Çünkü sen, (evet iddiânca) sen çok ulu, çok şerefli idin»!
el kerîmu
Hayrat Neşriyat = (Ve ona denir ki:) 'Tat (bakalım)! Çünki (zannınca) güçlü olan, şerefli olan ancak sendin!'
el kerîmu
Muhammed Esed = Bunları tat ey (yeryüzünde) kendini böyle kudret sahibi, böyle üstün gören!
el kerîmu
Mustafa İslamoğlu = Tat bakalım; çünkü sen, evet sen hatırlı, saygın biri olmalısın (!)
el kerîmu
Ömer Nasuhi Bilmen = (48-49) Sonra başının üstüne o pek kaynar su azabından dökün. (Deyin ki) «Tad! Şüphe yok, sen (zûm ediyordun ki) pek kuvvetli, pek âlicenap olan sensin.»
el kerîmu
Ömer Öngüt = "Tat bakalım! Hani sen kendince çok üstün, çok şerefli bir kimse idin. "
el kerîmu
Suat Yıldırım = (47-50) Allah Zebanîlere: "Tutun onu da" buyurur, "cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün!" ve deyin ki: "Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin!" İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur.
el kerîmu
İskender Ali Mihr = (Azabı) tat! (Hani) sen, gerçekten azîzdin ve kerimdin (kendini öyle zannediyordun).
el kerîmu
İlyas Yorulmaz = Tat bakalım azabı, hani sen çok güçlü ve değerli birisiydin!