Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Diyanet İşleri = Sonra da geride kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Sonra da onlardan başka geri kalanları sulara garkettik.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Abdullah Parlıyan = Sonra da, geride kalanları sulara gömüverdik.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Adem Uğur = Sonra da geri kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ahmed Hulusi = Sonra, onların ardında kalanları suda boğduk!

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ahmet Tekin = Sonra da geri kalanları tufanda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ahmet Varol = Sonra bunun ardından geriye kalanları boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ali Bulaç = Sonra bunun ardından geride kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ali Fikri Yavuz = Sonra da (gemiye binen Nûh’un) arkasından geride kalanları boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ali Ünal = Sonra da arkada kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Bayraktar Bayraklı = (119-122) Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Bekir Sadak = Sonra de geride kalanlari suda bogduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Celal Yıldırım = Sonra da geride kalanları (suda) boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Cemal Külünkoğlu = Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sonra de geride kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Diyanet Vakfi = Sonra da geri kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Edip Yüksel = Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Sonra da arkasından kalanları garkettik

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Sonra da arkasında kalanları boğuverdik.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Gültekin Onan = Sonra bunun ardından geride kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Harun Yıldırım = Sonra da geri kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Hasan Basri Çantay = Sonra arkada kalanları garkettik.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Hayrat Neşriyat = Sonra (bunun) ardından geride kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 İbni Kesir = Sonra geride kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Kadri Çelik = Sonra bunun ardından geride kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Muhammed Esed = Bunun arkasından dışarda kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Mustafa İslamoğlu = ve geride kalanları boğulmaya terk ettik.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Sonra arkada kalanları garkettik.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ömer Öngüt = Sonra da geride kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Şaban Piriş = Sonra geride kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Sadık Türkmen = Sonra bunun ardından geride kalanları boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Seyyid Kutub = Bunun arkasından dışarda kalanları suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Suat Yıldırım = Arkasından geride kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Süleyman Ateş = Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Tefhim-ul Kuran = Sonra bunun ardından geride kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Ümit Şimşek = Arkada kalanları da boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Sonra dışta kalanları boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 İskender Ali Mihr = Sonra Biz, (onların) arkasında kalanları (gemiye binmeyenleri) boğduk.

el bâkîne

  Şu’arâ / 120 -

 İlyas Yorulmaz = Sonra da geminin dışında kalanları da suda boğduk.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Diyanet İşleri = Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Ve soyunu, yeryüzünde kalan bir soy haline getirdik.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Abdullah Parlıyan = Kavmini tufanla helak ettikten sonra, Nuh'un soyunu, yeryüzünde kalan ve O'ndan türeyip çoğalan bir toplum kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Adem Uğur = Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Ahmed Hulusi = Onun zürriyetini de devam ettirdik.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Ahmet Tekin = Biz onun neslini, işte onları payidar kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Ahmet Varol = Yalnız onun soyunu sürekli kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Ali Bulaç = Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Ali Fikri Yavuz = Hem (Nûh’un kıyamete kadar) zürriyetini, bakî kalanlar kıldık.

el bâkîne

  Sâffât / 77 -

 Ali Ünal = Ve soyunu yeryüzünde payidar kıldık.