Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Diyanet İşleri = “Evvelki atalarımız da mı?”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Yoksa önceden gelip geçen atalarımız mı dirilecek?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Abdullah Parlıyan = Yoksa önceden gelip geçen atalarımızda mı diriltilecek?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Adem Uğur = Önceki atalarımız da mı?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ahmed Hulusi = "Evvelki atalarımız da mı?" derlerdi.

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ahmet Tekin = 'Önceki atalarımız da mı diriltilecek?'

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ahmet Varol = Ve önceki atalarımız da mı?'

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ali Bulaç = "Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ali Fikri Yavuz = Evvelki atalarımızda mı?”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ali Ünal = “Ve gelip geçmiş atalarımız da mı?”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Bayraktar Bayraklı = (47-50) Şöyle diyorlardı: “Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?” De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de, belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Bekir Sadak = «nce gelip gecmis babalarimiz mi?»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Celal Yıldırım = «Önce gelip geçen babalarımız da mı ?..»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Cemal Külünkoğlu = (47-48) Derlerdi ki: “Ölüp toprak olduktan ve çürüyüp kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmişiz? Önceden gelmiş geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Diyanet İşleri (eski) = 'Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?'

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Diyanet Vakfi = Önceki atalarımız da mı?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Edip Yüksel = 'Önceki atalarımız da mı?'

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Ya evvelki atalarımız da mı?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = Önceki atalarımız da mı?»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = «Önceki atalarımızda mı?»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Gültekin Onan = "Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Harun Yıldırım = “Önceden gelipgeçmiş atalarımız da mı?”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Hasan Basri Çantay = «Evvelce geçmiş atalarımız da mı?»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Hayrat Neşriyat = (47-48) Ve diyorlardı ki: '(Biz) öldüğümüz ve bir toprak ve bir kemik yığını hâline geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz mi yeniden diriltilecek olan kimseleriz? Önceki atalarımız da mı?'

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 İbni Kesir = Önce gelmiş geçmiş atalarımız da mı?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Kadri Çelik = “Önceden gelip geçmiş babalarımız da mı?”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Muhammed Esed = Ve eski atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Mustafa İslamoğlu = Önden giden atalarımız da (diriltilecek), öyle mi?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = (48-50) «Ve bizlerin evvelce geçmiş atalarımız da mı?» De ki: «Şüphe yok evvelkiler de, sonrakiler de,». «Elbette malum bir günün muayyen bir vaktinde toplanılmış (olacaklardır).»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ömer Öngüt = "Önce gelip geçmiş atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Şaban Piriş = Daha önceki atalarımızda mı? ..

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Sadık Türkmen = Önceki atalarımız da mı?!..”

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Seyyid Kutub = Eski atalarımız da mı?» diyorlardı.

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Suat Yıldırım = (47-48) Ve derlerdi ki: "Ölüp toprak olduktan ve çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmişiz? Gelip geçmiş atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Süleyman Ateş = "Önceki atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Tefhim-ul Kuran = «Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?»

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Ümit Şimşek = 'Ya evvelki atalarımız, onlar da mı?'

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 Yaşar Nuri Öztürk = "Önceki atalarımız da mı?"

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 İskender Ali Mihr = Ve evvelki (bizden önce ölen) babalarımız (atalarımız) da mı?

e ve âbâu-nâ

  Vâkı’a / 48 -

 İlyas Yorulmaz = Önceki atalarımızda mı? derlerdi.