Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

darben

  Sâffât / 93 -

 Diyanet İşleri = Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken sağ eliyle vurup kırmıştı onları.

darben

  Sâffât / 93 -

 Abdullah Parlıyan = Sonra üzerlerine yürüyüp, tüm gücüyle vurup kırdı onları.

darben

  Sâffât / 93 -

 Adem Uğur = Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)

darben

  Sâffât / 93 -

 Ahmed Hulusi = (İbrahim) yaklaşıp sağ eliyle darbe vurdu tanrı heykellerine!

darben

  Sâffât / 93 -

 Ahmet Tekin = Nihayet yanlarına sokulup onlara sağ eliyle kuvvetli bir darbe indirdi, putları paramparça etti.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ahmet Varol = Sonunda gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ali Bulaç = Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ali Fikri Yavuz = Derken onlara sağ eliyle (kuvvetle) vurub (onları) parçaladı.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ali Ünal = Sonra, üzerlerine varıp, bütün kuvvetiyle putlara vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Bayraktar Bayraklı = Bütün gücüyle onları kırmaya başladı.

darben

  Sâffât / 93 -

 Bekir Sadak = Sonunda, uzerlerine yuruyup kuvvetle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Celal Yıldırım = Sonra üzerlerine yürüdü ve sağ eliyle vurup kırdı.

darben

  Sâffât / 93 -

 Cemal Külünkoğlu = (91-93) O da onların tanrılarına gizlice yönelip: “Yemek yemiyor musunuz? Ne diye konuşmuyorsunuz?” diyerek onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Diyanet İşleri (eski) = Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Diyanet Vakfi = Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)

darben

  Sâffât / 93 -

 Edip Yüksel = Ve üzerlerine yürüyüp tüm gücüyle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Diyerek bir takrib ile onlara kuvvetli bir darbe indirdi

darben

  Sâffât / 93 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = (92-93) «Neyiniz var konuşmuyorsunuz?» diyerek yaklaşıp onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Gültekin Onan = Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Harun Yıldırım = Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Hasan Basri Çantay = Nihayet gizlice onları sağ eliyle bir vur (ub kır) dı.

darben

  Sâffât / 93 -

 Hayrat Neşriyat = Derken sağ eliyle (kuvvetli) bir darbe indirmek üzere gizlice üzerlerine vardı (da onları kırdı).

darben

  Sâffât / 93 -

 İbni Kesir = Nihayet üzerlerine yürüyüp sağıyla vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Kadri Çelik = Derken yanlarına vararak sağ eliyle bir darbe indirdi (de hepsini kırıverdi).

darben

  Sâffât / 93 -

 Muhammed Esed = Sonra üzerlerine yürüyüp onlara sağ eliyle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Mustafa İslamoğlu = Ve onların üzerine abanıp bütün gücüyle vurmaya başladı.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Ve onların üzerine gizlice vararak eliyle bir vuruş vuruverdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ömer Öngüt = Bunun üzerine üzerlerine yürüyüp sağ eliyle kuvvetle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Şaban Piriş = Sonra, üzerlerine yürüdü ve tüm kuvvetiyle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Sadık Türkmen = Sonunda iyice yanlarına sokulup sağ eliyle bir darbe indirdi!

darben

  Sâffât / 93 -

 Seyyid Kutub = Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle putlara kuvvetli bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Suat Yıldırım = Hiddetini tutamıyarak iyice yaklaşıp putlara kuvvetli bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Süleyman Ateş = Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Tefhim-ul Kuran = Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 Ümit Şimşek = Yaklaştı ve var gücüyle vurdu.

darben

  Sâffât / 93 -

 Yaşar Nuri Öztürk = İyice yanlarına sokulup sağ eliyle bir darbe indirdi.

darben

  Sâffât / 93 -

 İskender Ali Mihr = Sağ eliyle vurarak onları devirdi (kırdı).

darben

  Sâffât / 93 -

 İlyas Yorulmaz = Sahte ilahlara yaklaşıp kuvvetlice bir vuruş yaptı.

darben

  Bakara / 273 -

 Diyanet İşleri = (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Verilen şeyler, kendilerini tamamıyla Allah yoluna vermiş olup yeryüzünde dolaşamayan yoksullara aittir. Bilmeyen kişi, onların istiğnalarını görüp zengin sanır, halbuki sen, yüzlerinden tanırsın onları. Yüzsuyu dökerek halktan bir şey istemez onlar. Hayır için ne harcarsanız şüphe yok ki Allah, onu bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Abdullah Parlıyan = Sadakalarınızı şu fakirlere verin ki, kendilerini bütün yetenek ve güçleri ile Allah yolunda kullandıklarından yeryüzünde rızık aramak için gezip dolaşamazlar. Onlar yüz suyu dökmediklerinden; durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları görünce yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek, insanlardan istemezler. Onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Adem Uğur = (Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Ahmed Hulusi = (İnfaklarınız) şu fakirler içindir ki, kendilerini hepten Allâh yoluna vermişler, dünyalık yaşam gıdası için çalışmaya vakit ayırmamışlardır. İstemekten çekindikleri için de, iç yüzlerine vâkıf olmayanlar onları zengin sanır. Ancak sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük edip kimseden bir şey talep etmezler. (Artık) hayırdan ne bağışlarsanız muhakkak Allâh onu Aliym'dir.

darben

  Bakara / 273 -

 Ahmet Tekin = İmanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalarınızı, hayırlarınızı geçim kaydından sıyrılarak kendilerini Allah yoluna İslâm’a, ilme adamış fakirlere verin. Onlar görevleri sebebiyle, yeryüzünde ticaret ve rızıklarını kazanmak için gezip dolaşmaya vakit bulamazlar. İstemekten çekindikleri için, bunların iffetli, vakur hayatını bilmeyenler, onları zengin zanneder. Sen onları solgun yüzlerindeki asâletlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey istemezler. Karşılık gözetmeden gönüllü yapacağınız bütün hayırları, şüphesiz Allah bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Ahmet Varol = Sadakalarınızı kendilerini Allah yoluna adayıp da yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirlere verin. Bilmeyen kimse iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. İnsanlardan ısrarla bir şey istemezler. Hayır adına her ne harcarsanız Allah onu bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Ali Bulaç = (Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

darben

  Bakara / 273 -

 Ali Fikri Yavuz = Sadakalarınızı o fakirlere verin ki, onlar, Allah yolunda çalışmaya koyulmuşlardır; öteye beriye koşup kazanamazlar. Dilenmekten çekindikleri için, tanımıyanlar, onları zengin zanneder. Ey Rasûlüm, sen onları sîmalarından tanırsın. Onlar, iffetlerinden ötürü insanları rahatsız edip bir şey istemezler. Siz malınızdan bunlara ne harcarsanız, muhakkak Allah onu hakkıyle bilicidir.

darben

  Bakara / 273 -

 Ali Ünal = (Verdiğiniz sadaka, yaptığınız infaklar, öncelikle,) kendilerini Allah yoluna vakfetmiş fakirler içindir; onlar, (fakirliklerinden dolayı, Allah yolunda hizmet vermek ve nafakalarını kazanmak için) yeryüzünde dolaşma imkânı bulamazlar; iffet ve hayaları sebebiyle halktan bir talepte bulunmadıkları için de cahiller onları zengin zanneder; fakat sen onları (edep ve nezahetlerinin yansıdığı) sîmalarından tanırsın; insanlardan hele yüzsüzlük ve ısrarla hiçbir şey istemezler. Siz hayır olarak her ne infak ederseniz, hiç şüphesiz Allah hepsini hakkıyla bilir.