Aranılan kelime ile eşleşen ayetler

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Diyanet İşleri = Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Abdulbaki Gölpınarlı = Derken onlar dümdüz bir yerde toplanırlar.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Abdullah Parlıyan = Derken onlar uyanmışlar ve hepsi birden bir düzlüktedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Adem Uğur = Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ahmed Hulusi = Bir de bakarsın ki onlar geniş alandadırlar!

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ahmet Tekin = Derhal, hepsi diri olarak meydanda-mahşerde sıradadır.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ahmet Varol = Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ali Bulaç = Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ali Fikri Yavuz = Bir de bakarsın onlar hep kabirlerinden uyanmışlar, (bir araya toplanmışlar)...

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ali Ünal = Bir de ne görsünler, o dümdüz (Mahşer) yerinde toplanıvermişler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Bayraktar Bayraklı = (13-14) Bu dönüş sadece bir seslenmeye bakar. Birden bire kendilerini mahşerde buluverirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Bekir Sadak = Hepsi hemen bir duzluge dokulecektir.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Celal Yıldırım = Bir de bakarsın (hepsi) uyanık olarak toprağın üstündeler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Cemal Külünkoğlu = Bir de (bakarsın onlar) kabirlerinden çıkmışlar (bir araya toplanmışlar).

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Diyanet İşleri (eski) = Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Diyanet Vakfi = Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Edip Yüksel = Onlar uyanıvermişlerdir.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Elmalılı Hamdi Yazır = Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş) = bir de bakarsın uyanmışlar, hepsi meydanda.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Elmalılı (sadeleştirilmiş-2) = Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Gültekin Onan = Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Harun Yıldırım = Birden, toprağın üzerinde uyanmıştırlar.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Hasan Basri Çantay = Ki o zaman onlar (görürsün ki) hemen (diri olarak) toprağın yüzündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Hayrat Neşriyat = Bir de bakarsın ki onlar (dirilmiş olarak) meydanda (mahşer yerinde) olan kimselerdir!

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 İbni Kesir = Ki o zaman, hepsi toprağın yüzüne dökülecektir.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Kadri Çelik = Bir de bakarsın onlar, yerin üstündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Muhammed Esed = işte o zaman (hakikati) anlayacaklar!

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Mustafa İslamoğlu = İşte o zaman onlar, faltaşı gibi açılmış gözlerle mahşer meydanında beliriverecek.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ömer Nasuhi Bilmen = Artık onlar, o zaman bir düz yer üzerindedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ömer Öngüt = Bir de görürsün ki onlar (diri olarak) düz bir yerin yüzündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Şaban Piriş = İşte o zaman onlar, hemen uyanacaktır.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Sadık Türkmen = Onlar, derhal uyanırlar/kalkarlar!

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Seyyid Kutub = Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Suat Yıldırım = (13-14) Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler!

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Süleyman Ateş = Hemen onlar uyanıklık alanındadırlar.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Tefhim-ul Kuran = Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Ümit Şimşek = Kendilerini bir meydanda bulurlar.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 Yaşar Nuri Öztürk = Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 İskender Ali Mihr = İşte o zaman onlar yerin (toprağın) üstündedirler.

bi es sâhireti

  Nâzi’ât / 14 -

 İlyas Yorulmaz = Biden bire onlar (yattıkları kabirlerden) uyanmışlardır.